Ferzan Sarpkaya

Köşe Yazarı

12.09.2016 - 00:56
2496
14
Yazı Boyutu:    
12 Eylül darbe sonrası Türkiye Cumhuriyeti kamu ve kuruluşlarında dönemin devlet yöneticilerinin emri ile anarşist ilan eden 1 milyon 683 bin kişi fişlendi, yine Devlet Güvenlik Mahkemesitarafından açılan 210 bin davada 230 bin kişi yargılandı, 7 bin kişi için idam cezası istendi ve 517 kişiye idam cezası verildi. Haklarında idam cezası verilenlerden 50'si asıldı (26 siyasi suçlu, 23 adli suçlu, 1'i Asala militanı). İdamları istenen 259 kişinin dosyası Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne gönderildi. Yine 71 bin kişi Türk Ceza Kanunu'nın 141, 142 ve 163. maddelerinden yargılandı, 98 bin 404 kişi örgüt üyesi olmak suçundan yargılandı. 388 bin kişiye pasaport verilmedi. 30 bin kişi sakıncalı olduğu için işten atıldı. 14 bin kişi yurttaşlıktan çıkarıldı. 30 bin kişi siyasi mülteci olarak yurtdışına gitti. 300 kişi kuşkulu bir şekilde öldü. 171 kişinin işkenceden öldüğü belgelendi. 937 film sakıncalı bulunduğu için yasaklandı. 23 bin 677 derneğin faaliyeti durduruldu. 3 bin 854 öğretmen, üniversitede görevli 120 öğretim üyesi ve 47 hâkimin işine son verildi.
Aynı dönem 400 gazeteci için toplam 4 bin yıl hapis cezası istendi. Gazetecilere 3 bin 315 yıl 6 ay hapis cezası verildi. 31 gazeteci cezaevine girdi. 300 gazeteci saldırıya uğradı. 3 gazeteci silahla öldürüldü. Gazeteler 300 gün yayın yapamadı ve aralarında Hürriyet, Millî Gazete ve Ortadoğu'nun da olduğu 13 büyük gazete için 303 dava açıldı. 39 ton gazete ve dergi imha edildi. Cezaevlerinde toplam 299 kişi yaşamını yitirdi. 144 kişi kuşkulu bir şekilde öldü, 14 kişi aynı dönem yapılan açlık grevlerinde öldü, 16 kişi -kaçarken- vuruldu, 95 kişi -çatışmada- öldü, 73 kişiye -doğal ölüm raporu- verildi, 43 kişinin -intihar ettiği- bildirildi

DİKKAT günümüzde de benzer durum söz konusu..

23 Temmuz 1980'de İsrail'in Kudüs'ü başkent ilan etmesi sonucu Milli Selamet Partisi 6 Eylül Cumartesi günü Konya'da "Kudüs'ü kurtarma yürüyüş ve mitingi" düzenlemiştir. Bu mitinge 100 bin kişinin üzerinde katılım olmuş, bazı kişiler şalvar, cübbe ve sarıkla, eski harflerin bulunduğu pankartlarla gelmiş ve "Şeriat gelecek, vahşet bitecek", "Dinsiz devlet, yıkılacak elbet" gibi sloganlar atmışlardır. 

GİBİ......

Amerika Birleşik Devletleri yönetiminin darbeden haberdar olduğu ve darbe gecesi Başkan Jimmy Carter'a "bizim çocuklar işi bitirdi" anlamında bir mesajın, Damdaki Kemancıoyununu izlerken iletildiğinin anlaşılması, 12 Eylül'de ABD'nin rolü konusunu da tartışmalara açtı. İlk kez Mehmet Ali Birand'ın 12 Eylül 04.00 (1984) adlı kitabında ortaya atılan, 12 Eylül Darbesi sırasında dönemin ABD Ulusal Güvenlik Konseyi Türkiye Masası Sorumlusu Paul Henze'in askerî müdahaleyi haber alırken haberi ulaştıran diplomatın your boys have done it -- senin çocuklar işi bitirdi - anlamındaki konuşması, 12 Eylül Darbesi içinde ABD'nin rolü konusunda tartışmalara neden olmuştur.[44] Paul Henze 2003 yılında Zaman Gazetesi'ne verdiği demeçte sözlerinin Mehmet Ali Birand'ın uydurması olduğunu belirtmiş, ancak kısa bir süre sonra Birand, 1997 yılında Henze ile yaptığı görüşmenin sesli ve görüntülü kayıtlarını yayınlayarak Henze'i yalanlamıştır.

Cumartesi Anneleri / İnsanları her yıl Eylül ayının ikinci haftasında olduğu gibi bu hafta da "12 Eylül askeri darbesi ve 12 Eylül'ün işkencehanelerinde kaybedilenler unutulmasın"....
Metris'in içinde ve dışında kadınlar darbeye birlikte dayandılar
12 Eylül'de yaşadıklarımız tabii ki kişisel değildi. Toplum olarak hepimiz kötü günler yaşadık ama nedense kadınlar bu süreçte pek görünür değiller. "

Özlem, 17 yaşında, lise son sınıf öğrencisiyken ' 81 Mart'ında Gayrettepe 1. Şube'de gözaltına alınıyor. Tam elli gün süren sorgulamanın ardından tutuklanıp Metris Cezaevi'ne gönderiliyor. Cezaevinden 1984'te çıkıyor. 

17 YAŞINDAYDIM DAHA...
"12 Eylül'den sonra sağ kalanlardan biri olarak hayatıma devam ettim. Kendi yaşadıklarım dışında tanıklıklarım da var. Azı çoğu eksiği fazlası olmadan hepimiz işkenceden geçtik. 17 yaşındaydım, çocuktum ama işkencelerde söz konusu olan kadınlar olarak bedenlerimiz oldu. ”

GÖZALTI GÜNLERİ

" Kadınsınız. Bedeninizde sizi en fazla acıtacak neyse “ o”, son derece sitemli, hesaplı bir şekilde uygulanıyor. 7-8 kadının yaşadığı iki metre karelik, karanlık hücrelerde, elektriği, falakası, askısı, küfrü, tacizi, tecavüze yeltenilmesi vs. artık kamuoyunda da bilinen her türlü işkenceyi yaşıyorsunuz. Bu kadınlar birbirleriyle çok fazla konuşamadan yan yana yaşadılar."


Bugün bayram mı....Savaş roket mermi kurşunlarrr..
Fitne fesat ceza ..
açlık...sefalet...haksız hapislik

Savaş,
 Ülkeler, bloklar ya da bir ülke içerisindeki büyük gruplar arasında gerçekleşen topluca silahlı mücadele. Savaşlar genellikle dini, milli, siyasi ve ekonomik amaçlara ulaşmak için gerçekleştirilir.  Kullanılan silahlara, amaçlara, taraflara ve gerçekleştiği yerlere göre farklı şekillerde adlandırılırlar. Örneğin nükleer savaş, meydan savaşı, iç savaş, dini savaş (cihad, haçlı seferi), dünya savaşı. Karşı tarafı yıldırmak, maddi ve manevi zarar vermek  için gerçekleştirilen silahsız faaliyetler de genellikle savaş tanımına dahil edilirler.
Günümüzde savaşlar Birleşmiş Milletler tarafından bazı temellere ve kurallara dayandırılmıştır. Geçmişte yapılan savaşların aksine günümüzdeki savaşlarda özellikle sivillerin öldürülmesini engellemek, ülke ya  da kitleleri yok etmektense onları güçsüz bırakmak güdülmektedir. Ancak buna rağmen günümüzde de sivil ölümler yaşanmaya devam etmektedir. 

ONCA ÇOÇUK ÖLÜ
Çocuklar ,
IRZINA GEÇİLMİŞ
masalsız dı daha o çocuklar, 
gözyaşlarında gizli gülüşleri,annelik harap
 Zeytin dalı UNUTULMUŞ
BARIŞ GÜVERCİNLERİ ÖLÜ

KURBAN EDİLMİŞ İNSANLIK

BAYRAMSIZ BAYRAMLAR
Çığırından çıkmış zamanlardayız.
Kesin koyunları danaları akıtın kanlarını bayram....
KURBAN  (bazısı ölü bazısı canlı) sadece kurbanlar bırakıyor.
kazanan sız  ve kahramansız ........

    F. Ferzan SARPKAYA

Üye Ol



Üye Girişi