Ferzan Sarpkaya

Köşe Yazarı

31.03.2017 - 00:32
2183
1
19
Yazı Boyutu:    
Sabıkalı olan katil zanlısı 38 yaşındaki Murat Karataş, “Bir saat içinde arabama aldım, tenha yere götürdüm, tecavüz ettim, boğdum, cesedini çalılıklara sakladım”



Giuseppina Pasqualino di Marineo

 (9 Aralık 1974, Milano - 31 Mart 2008, Kocaeli)

daha çok bilinen adıyla Pippa Bacca, İtalyan sanatçı ve aktivist.

Pippa Bacca, sanatçı arkadaşı Silvia Moro ile beraber "Barış Gelini" adıyla, dünya barışı için düzenledikleri ve 8 Mart 2008’de Milano’dan başlayıp Slovenya, Hırvatistan, Bosna, Bulgaristan, Türkiye, Suriye, Lübnan, İsrail ve Filistin  güzergahından Tel-Aviv’de noktalanması planlanan bir yolculuk sırasında, Kocaeli’nin Gebze ilçesine bağlı Tavşanlı köyü yakınlarında Ballıkayalar mevkiinde tecavüze uğramış ve boğularak öldürülmüştür. 

Bacca ve arkadaşı Nisan ayı ortalarında Kudüs’e ulaşmayı planlıyordu. Yolculuk başlangıcında, internet sitelerinden "Beraberimizde yolculuk boyunca üzerinde birikecek tüm kirlerle birlikte götüreceğimiz tek elbise beyaz gelinlik olacak." demişlerdi.



İTALYA'nın Milano kentinden dünya barışına dikkat çekmek için Tel Aviv'e gitmek üzere 8 Mart'ta yola çıkan ve 31 Mart günü Kocaeli'nin Gebze İlçesi'nde öldürülen ‘Pippa Bacca’ adıyla tanınan İtalyan sanatçı için hüzün acı içindeyim.

 Sanatçı arkadaşı Silvia Moro ile 8 Mart günü Milano'dan yola çıkıp Slovenya, Hırvatistan, Bosna Hersek, Sırbistan ve Bulgaristan üzerinden hiç bir sorunla karşılaşmadan Türkiye'ye geldi. İstanbul'da arkadaşından ayrılan Giuseppina Pasqualino di Marineo, 31 Mart günü Kocaeli'nin Gebze İlçesi'ne geldi ve İtalya'daki yakınlarıyla yaptığı telefon görüşmesinin ardından kayboldu.

Kızkardeşi Antonia Giuseppina Pasqualinio di Marineo ve nişanlısı Giovanni Chiari’nin başvurusu üzerine 3 Nisan’dan itibaren Giuseppina Pasqualino di Marineo'nun kaybolduğu haberi İtalyan ve Türk medyasında yer almaya başladı.

Kayıp haberleri üzerine harekete geçen Kocaeli Emniyet Müdürlüğü'nün günler süren takibi sonucu, Giuseppina Pasqualino di Marineo'yu, kaybolduğu 31 Mart günü saat 11.00 sıralarında sabıkalı Murat Karataş'ın kamyonetine aldığı saptandı. Murat Karataş'ın, polisin teknik takibi sonucu geçen cuma günü yakalanmasıyla, tecavüz edip öldürdüğü Giuseppina Pasqualino di Marineo'nun cesedine ulaşıldı.

Evli ve 2 çocuk babası olan ve eşinden ayrı yaşayan Murat Karataş, işlediği vahşetten 11 gün sonra yakalanınca, kurbanı İtalyan sanatçı Giuseppina Pasqualino di Marineo'yu nasıl öldürdüğünü tüm detaylarıyla anlattı ve cesedi attığı yeri gösterdi.

Çevresinde dengesiz bir kişi olarak bilinen, poliste dolandırıcılık dahil birçok suç kaydı bulunan ve hırsızlıktan 3 sabıkası olan Murat Karataş, ifadesinde her şeyi tüm detaylarıyla anlattı. Karataş, Giuseppina Pasqualino di Marineo'yu, Bayramoğlu Kavşağı'nda kamyonetine aldığını ve buraya 20 kilometre uzaklıktaki Tavşanlı Köyü yakınlarına götürdüğünü söyledi.

Yetkililer, zanlı Murat Karataş'ın Gebze ve cesedi attığı Tavşanlı Köyü Ballıkayalar Mevkii'ni çok iyi bildiğini belirtirken, “Cesedi sakladığı yer insanların kolay gideceği yerler değil. Eğer yakalandıktan sonra cecedin yerini bize göstermeseydi bulmak mümkün değildi. Ancak tesadüfen buraya giden bir çoban veya avcı rastlayabilirdi” dedi.Emniyet yetkilileri, hırsızlıktan 3 sabıkası bulunan, ancak hakkında birçok kez şikayetler ve suç kaydı olan Murat Karataş’ın yakın çevresinde ‘psikopat’ bir kişi olarak tanındığını söyledi.

Kamyonetiyle iş bulduğunda taşımacılık yapan Karataş'ı tanıyanlar da sık sık olay çıkardığını ve saldırgan bir kişi olarak tanındağını söyledi, herkesin ‘Aman bulaşmasın’ diyerek ondan hep uzak durduğunu kaydetti.

İkinci evliliğini yapan ancak düzenli bir aile yaşantısı olmadığı belirtilen Murat Karataş'ın define bulduğunu söyleyerek bazı kişileri dolandırdığı ileri sürülmüştü.

Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından, Kocaeli'nin Gebze ilçesinde, aracına aldığı İtalyan gösteri sanatçısı Giuseppina Pasqualino di Marineo namı diğer Pippa Bacca'ya tecavüz ettikten sonra boğan Murat Karataş, "Vücut dokunulmazlığını ihlal", "Tecavüz", "Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma", "Kasten öldürmek", "Yakalanmamak için delilleri ortadan kaldırmak" ve "Hırsızlık" suçlarından ağırlaştırılmış ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme daha sonra Türk Ceza Kanunu'nn (TCK) takdiri indirim nedenlerinin yeraldığı 62'nci maddesi gereği uyarınca hafifletici sebepleri gözönünde tutarak cezayı ömür boyu hapis cezasına çevirdi. Böylece Karataş'ın cezası 36 yıldan 30 yıla düşmüş oldu. Temyize giden davayı ele alan Yargıtay 1. Ceza Dairesi, cezayı onadı. 

Pippa Bacca'nın ablası Rosalia Pasqualino di Marineo, dava süreciyle ilgili avukatları tarafından yeterli bilgilendirilmediklerine inandıklarını söyledi. Marineo, kararı gazeteden öğrendiklerini belirtirken, "Bize sadece ağırlaştırılmış ömür boyu hapis cezası aldığı belirtildi. Sonrasında cezanın indirime gitmesinden dahi haberimiz yok. Davanın Yargıtay'a taşınması konusunda da bilgiye sahip değildik. Çıkan haberlerde sanki biz müdahil olmadığımız ve itaraz etmediğimiz için Yargıtay'ın indirimli kararı onaylamak zorunda kaldığı ifade ediliyor. Aile sürece gerekli ilgiyi göstermemiş gibi bir ifade var. Oysaki biz avukatımıza da gerekli her şeyin yapılması talimatını verdik. Ama şimdi bundan ciddi şüphelerimiz var" demişti.

Kadın cinayetleriyle karşılaşmadığımız bir gün yok. Gelin görün ki bunların büyük bir kısmı, toplumun büyük kesiminden ilgi görmüyor. Ya da gerek medyanın dilinin de katkısıyla olayların yansıtılış biçimi, gerekse toplumun “ama”larıyla birleşerek, fiziksel/cinsel şiddete uğrayan kadının bunu hak ettiği algısının oluşma noktasına varıyor. Ölümle sonuçlanmayan fakat işkenceye kadar varan ağır şiddet vakaları ise hem görülmüyor, hem de suç olarak algılanmıyor.

Devlet politikalarının yetersiz, toplumun çoğunlukla tepkisiz, faillerin cezasız kaldığı ve neredeyse tümünün tahrik veya iyi hal indirimi aldığı bu ortamda kadınlar erkekler tarafından öldürülmeye, tacize, tecavüze uğramaya devam ediyor. Örneğin birkaç gün önce Fatma Balaban'ı bıçaklayarak öldüren koca Kemal Balaban'a mahkeme "haksız tahrik" indirimi yaparak 10 yıl hapis cezası verirken, kendisine silah zoruyla defalarca tecavüz eden akrabası Nurettin Gider’i öldüren Nevin Yıldırım’a ise müebbet hapis cezası verildi. Kadınların yanında, çocuklar da cinsel ve fiziksel şiddete, LGBTİ bireyler ise mutlaka “namus ve ahlak” bazlı nefrete, ayrımcılığa ve şiddete maruz kalıyorlar.

Ancak çok az olay toplumu ciddi ve kitlesel bir tepkide birleştirebiliyor., 11 Şubat 2015’te vahşi şekilde öldürülen, 20 yaşında bir genç kadın, Özgecan Aslan gibi. Türkiye’yi ziyarete gelen fotoğrafçı ve aktivist Sarai Sierra cinayeti gibi. “Barış Gelini” Pippa Bacca gibi…
Oysa bu kadınların erkekler tarafından öldürülmesi, cinsel tacize ve tecavüze uğraması münferit olaylar değil; aksine kolektif bir bilincin, erkek egemen sistemlerin bir tezahürü olarak karşımızda duruyor. Bu sistem tüm yansımalarıyla gündelik yaşamda ve kamusal alanda karşımıza çıkıyor, ayrımcılık ve kadın karşıtlığında birleşiyor.

Avrupanın doğal sınırlarının gerçekten tam olarak nerede bittiğini acı acı idrak ettirmiş olan PİPPA BACCA ülkemizde katledilen italyan sanatçı ve barış gönüllüsü. insan yaşamının bazı coğrafyalarda ne kadar değersiz olabileceğini anlayamamış, bilememiş. 
Rahat uyusun diyebiliriz ..diyebilir miyiz...


Yorumlar

Öykü SOYASLAN

15.04.2017
Yine çok güzel bir yazı olmuş. Çok teşekkürler...

Üye Ol



Üye Girişi