Çocuklara sağır | Ferzan Sarpkaya

Ferzan Sarpkaya

Köşe Yazarı

07.11.2016 - 02:25
805
6
Yazı Boyutu:    
Varoluşçu felsefenin önde gelen isimlerinden biri olarak bilinen Alman filozof Heidegger'ın düşüncesine göre, 
insan bu dünyaya öylece bırakılmıştır. 
''Bu bırakılmışlık fikri birkaç yönden varoluşçu felsefenin temel argümanlarını sürdürür ve derinleştirir. Varoluşa bırakılmışlığı ile insan kendi varlığını oluşturma özgürlüğüne zorunlu olarak bırakılmıştır aslında.
Ama başlangıçta, bırakılışın kendisi bir özgürlük yokluğudur -sondaki ölümün  kaçınılamazlığı gibi.
İnsan, varoluşun ortasına öylece, orada bir varlık olarak  atılmıştır. 
Bu bir tercih ya da seçimin sonucu değildir. Ve insan, bu bırakılmışlık içinde tercihler ve seçimleriyle kendi yaşamını ileriye doğru kurar. 
Burada zorunlu bir özgürlük deneyimi söz konusudur. İnsan kendi varlığını gerçekleştirmek üzere sürekli seçimler ve  tercihler yapmak durumundadır, yani özgürlüğünü gerçekleştirmek zorundadır. 
Ölüme kadar. Heidegger'in felsefesinde ölüm fikri, bu bakımdan önemli bir  yer tutar. İnsan, bırakılmışlığın da ölüme yazgılıdır ve varoluşunu buna göre  gerçekleştirmelidir.''


Varoluşumuza bırakılmışlığımızdan  ölüm yazgımıza kadar sığdırdıklarımız bize aittir.
Biz insan olabilme yürüyüşümüz de sorumluluklarımızla yol alırız.
 Günümüz insan profilinde neler içimizi sızlatıyor? 
Aç bırakılmış ,korkutulmuş, putlaştırılmış insan profili..
Politika gereği yaygın ve sistematik olarak topluma uygulanan sözlü ve eylemsel acı.
Acı diyorum , çünkü bizleri yöneten politika iç de ve dış da yüzümüzü kızartırken  ölümün ıslak nefesini yüzümüze üflüyor,  üstelik bunu kendisinin ölümlü olduğunu  unutarak yapıyor. 
Bize öğretilen, kazandırılan etik  hangisi. Biliyorum eskiler , mutlaka çocuklarına  “Her zaman doğruyu söyle..!” demişlerdir. 
Ama bu günlerde artık bilemiyorum.
Günümüzde doğrulardan uzak  o kadar çok yalancılar  var ki o kadar da önemli yerlerdeler. Ülkenin  idari yapısındalar..
Bizler çocuklarımıza diyeceklerimiz de zorlanıyoruz.
İşte toplum biraz da böyle değişiyor. Kendi değerlerimizi böyle yitiriyoruz.
Kapitalizm, dünya değerlerini ezbere benimseme, işte böyle davranış biçimlerini getiriyor. 
Yani , yaşamaya çalışmak, işten atılmamak… Artık ulusçuluk kavramı yitirildi.
Gerçek & yalan arasında sıkışmış,  kısık gözler ile politikasına yeniliyor.
Yine bu politikasını da örgütlemek de hiçbir sakınca görmüyor. 
İnsanlığa karşı her gün suç işleniyor. Korunmuşluk zırhı ile insanlık vicdanı  rencide ediliyor .Tarih bu vicdan muhasebesini yapamayan insan dan uzak  politikalara oldukça şahit olmuştur.
Tarihte yaşananlar gibi ,günümüzde olanlar gösteriyor ki bir dikta politikası ne  kadar uzun sürse de mutlaka bu insanlık suçlarının hesabını vermişlerdir.
Günümüzde de aynı dikta politikası örgütleri ile birlikte bu insanlık suçları ile yüzleşeceklerdir gerek yüzlerine üflenerek gerekse vicdanlarına.
Çocukların.
Sözlerini duymamak için sağır olmak bile isteyeceklerdir..



Üye Ol



Üye Girişi