Çok ama çok OYUN ve OYUNCAK | Çiçek Akyol

Çiçek Akyol

Avrupa El Ele Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni

26.02.2017 - 14:54
938
8
Yazı Boyutu:    

Genel anlamda her canlı oyun oynar. Hayvan insandan daha zengin ve çesitli oyun faaliyeti içindedir. Kedi, köpek, kuzu, dana, kuş gibi hayvanların oyunları her insan tarafından gözlenir, hatta insanlar da onlara katılır.

Gerçek oyun, çocukluk çağında oynanır. Hayvanın da çocukluk dönemi vardır ve gerçek oyunu yavrular oynar. Büyükleri ısrarla oyuna davet ederler hatta oyuna katmaya çalışırlar; onlar istemese, ısırsa, vursa dahi!

Canlılar içinde en uzun çocukluk dönemine sahip olan insandır.

Çocukların büyüme aşamasında; zihinsel, bedensel, psiko-sosyal gelişiminde yardımcı olan, hayal gücünü, yaratıcı yeteneklerini geliştirirken çeşitli anlamlar yüklenen basit nesnelere oyuncak denir.

Çocuk, bebekliğinden itibaren oyuncaklarla oynayarak dünyasını anlamlandırır. Böylece gerçek hayata uyumu kolaylaşır. Eğlenirken hayal dünyasına bağlı olarak kendi oyuncaklarını bulur veya yaratır. Mesela çocuk hayal dünyasında üstüne bindiği değneği ata, uzay aracına, elindeki kutuyu bir arabaya dönüştürebilir. Taş; ağaç, güneş, yıldız rolü bile oynar. Masaların altı mağara, kâğıtlar uçak veya gemidir. Aşçıbaşı olup oyuncağın içinde yemek pişirir, sonra onu avucunda servis yapar; köprü şeklinde bükülür başkası onun altından su  olur akar. Tüm bunları yaşarken çocuk her şeyin farkında olup gerçeğin ne olduğunu çok iyi bilmektedir.

Çocuklar, büyüklerini taklit edip onların kullandığı araç gereçleri nesnelere benzeterek oynamaktan büyük keyif alırlar. Oyun oynarken paylaşmak, beklemek, iş birliği gibi kavramları öğrenirler.

Oyunla dünyayı anlamaya çalışan çocuk bu arada toplumsal ilişkileri, kuralları öğrenmeye başlar. Oyun ortamında oyuncakları ile kendisine ayrı bir dünya yaratır ve aldığı rol ile sorumluluk duygusunun üstesinden gelebilmeyi öğrenir.

Oyun ve oyuncağın tarihi çok eskilere dayanır. Sus, Lagaş ve Pompei gibi eski kentlerde yapılan kazılarda bulunan bebekler, pişirilmiş topraktan minyatür ev eşyaları, tekerlekli küçük arabalar, oyuncağın binlerce yıllık bir geçmişi olduğunu gösterir. İnsanlar doğadaki birçok nesneyi oyuncak olarak kullanmış olup üretilen ilk oyuncağın top ve uçurtma olduğu kabul ediliyor.

Arkeolojik kazılarda, MÖ 2600’lü yıllarda Sümerlere ait, insan ve hayvan biçiminde nesneler bulunmuştur. MÖ 2500 yıllarında ise Hindistan'da, tekerlekli hayvan figürlerine rastlanmıştır. MÖ 1000’li yıllarda ise Çin'de uçurtmalarla oynandığı bilinmektedir. MÖ 2. yy.da Mısır'da topaç ve misket biliniyordu. Aynı dönemde firavun mezarlarında oyuncak bebekler bulunmuştur. Eski Yunan, Roma ve Çin'de de kilden yapılıp fırınlanmış, hareketli kol bacaklara sahip bebeklerin yapılmış olduğu bilinmektedir. 1700’lü yıllarda Almanya'da ilk tahta bebek seri şekilde üretilmiştir. Osmanlı döneminde ise Eyüp semtinde, hayvan bağırsağından yapılan balon, tahta topaç, çember, tef, toprak düdük satılmıştır.

Teknolojideki ilerlemeye bağlı olarak oyuncak da ciddi bir evrim geçirdiği hâlde oyuncak ayı, top, atlama ipi gibi oyuncaklar hâlâ popülerliğini koruyor.

Oyuncak, milletlerin kültürüne ve geçirdiği tarihî çağlara göre büyük farklılık gösterir. Bugün müzelerde bulunan ve ne olduğu bilinmeyen parçaların çoğunun, dönemlerinin oyuncakları olduğu sanılmaktadır.

Eski Yunan'da çocuklar, iple çekildiğinde kuyruk sallayan ya da ağzını açıp kapayabilen tahtadan hayvanlarla oynamaktan çok hoşlanırmış. Kolları, bacakları hareket eden, boyanmış kilden bebekler varmış. Eski Mısır’da çocuklar yassı tahtadan bebeklerin başını saç yerine boncuklarla süslermiş.

Çocuklar kilden yapılıp zıplamayan ilk topları yerde yuvarlayarak oynarmış. Fırlatılan toplar yün veya sazdan yapılırmış.

Eğlendirici saplı çıngırakların da tarihi çok eskidir. Demir bilye Eski Çin'de vardı. Akik, taş, mermer, kil ve renkli cam bilye Hollanda, Almanya, İngiltere ve ABD'de yapıldı. Ortaçağ’da bile çocukların çok sevdiği oyuncak, at başı takılmış sopaydı. Zamanla buna dört tekerlek ve eyer takılmıştır.

Osmanlı döneminde İstanbul'un Eyüp semti oyuncak yapım merkeziydi. Eyüp; çemberleri, tahta arabaları, topraktan testi biçimindeki düdükleriyle ünlüydü. Dans eden, şarkı söyleyen, yazıp çizen kurmalı oyuncaklar 18. yüzyıldan başlayarak yaygınlaştı.

"Genç Yazar" olarak bilinen mekanik oyuncak, elli kelime kullanarak mektup yazabiliyordu. Kurmalı palyaço, balerin ve maymun oyuncak bile vardı. Kurulunca öten, başını sağa sola çeviren ve kanatlarını çırpan kuşlar bile yapılmıştı. Avrupa'da 18. yüzyılda tahta, fil dişi ve gümüşten minyatür süs eşyaları sergilemek için oyuncak evler yapıldı. En güzelleri Hollanda'da üretiliyordu. Bir tarafı açık, kutu şeklindeki bu evlerde bulunan oyuncak mutfak ve odalar çok ilgi çekiyordu. Özellikle Nürnberg'de üretilen oyuncak mutfakta tabak, çanak, tencere, çaydanlık gibi her çeşit mutfak eşyası bulunuyordu.

18. yy.da kullanılan bebek arabasından sonra da oyuncak bebek arabası üretildi. Kilden, sırlanmış taştan yapılan oyuncak askerler yüzyıllar öncesinden vardı. Daha sonra kurşun askerler yapıldı. Prusya Kralı Friedrich'in zafer kutlaması için Nürnberg'de hem boyalı hem boyasız kurşun askerler yapıldı.

İlk oyuncak silah, 10. yy.da yapılmış olan mancınıktır. Paris'teki Sen ve Londra'daki Thames ırmaklarının yataklarında yapı temelleri ve metro için tüneller kazılırken 16. yy.dan kalma oyuncak silahlar bulundu. Mantar tabanca ise 19. yy.da ortaya çıktı. Uçurtmanın anayurdu Çin ve Japonya olduğu hâlde Batı’da daha yaygındır. İlk balonlar Avrupa'da üretildi.

19. yüzyılda bilim alanında gerçekleşen yeni buluşlardan, renkli, küçük cam parçalarını simetrik bir geometrik desen hâlinde yansıtan aynalardan oluşan kaleydoskop 1816'da bulundu.

19. yüzyıla kadar elle veya kalıplara dökülerek yapılan oyuncaklar daha sonra makineler aracılığıyla üretildi. Böylece çok sayıda ve ucuz oyuncak üretildi.

Yaşamdan  esinlenilen oyuncak yapımı 20. yüzyılda çeşitlilik ve gelişme göstererek sanayi kolları arasına girmiş oldu. 1900’lü yıllara kadar zemberekli mekanizmalarla, buharla çalıştırılan mekanik oyuncaklar bu tarihten sonra elektrikle çalıştırılmaya başladı. Ray, tünel, uyarı ışıkları, lokomotif ve vagonuyla gerçek trenin minyatürü elektrikli trenler herkesin ilgisini çekti.

20. yy. sonuna doğru, uzay alanındaki gelişmelere paralel şekilde uzay gemisi ve astronot gibi elektronik oyuncaklar yapıldı.

Bebek, dış dünyayı duyu organları ile tanır. Etrafındaki her nesne uyarıcı ve öğretici niteliktedir.

Çocuğun gelişiminde önemli rol oynayan oyuncak; yaşa, ilgi ve ihtiyaca uygun, sade, ayrıntıları az, köşeleri yuvarlatılmış, dayanıklı ve zararsız malzemeden yapılmış olmalı ve kolay temizlenmelidir.

Eğitici oyuncaklar, çocuklara eşleştirme, farklı olanı bulma, parçaları birleştirme, gruplama, sıralama, ilişki kurma vb. yöntemlerle bilişsel, dil ve öz bakım becerisini desteklemek için sistemli bir şekilde geliştirilmiş oyuncaklardır.

Çocukların gelişim seviyelerine göre 0-3 yaş döneminde işitme, dokunma, görme duyularına hitap eden oyuncaklar hazırlanabilir.

Daha büyük yaştaki çocuklar için, tek başına ya da grupla oynayabilecekleri tombala, domino, eşleştirme kartları, yap-bozlar yani zekâyı, hayal gücünü, duyuları geliştiren, bedensel, ruhsal olaylar ve objeler, neden-sonuç ilişkisi, benzerlik, parça-bütün ilişkisi kurarak veya oluş sırasına göre sıralayarak, gruplayarak, dil ve sosyal gelişimi destekleyen materyaller kullanılıp zihinsel yeteneklerini geliştirmeyi destekler.

Bilişsel gelişimde çocuğun düşünme, bilme, algı, tanıma, soyutlama, gruplama, kavram geliştirme, hatırlama, akıl yürütme, akılda tutma, dikkat yoğunlaştırma, organlar arası uyum, problem çözme, yaratıcılık gibi becerileri gelişir. Çeşitli renk, boyut ve şekil, sayısal ve yazınsal kavramlardan haberdar olmalarına yardımcı olur.

Eşyaların mekândaki durumu yani orada, arkada, yanda vb. kavramlar gelişir.

Çocuk dil gelişimini destekleyen eğitici oyuncaklarla, yeni kelimeler öğrenir, bir durumu ya da olayı anlatma, soru sorma, cevap verme becerilerini geliştirir. Verilen görsel ya da sözel ipuçları ile hikâye anlatma, resimli kartlarla yeni hikâyeler oluşturmayı öğrenir. Bağımsızlık, kendine güven duygularını geliştirir. Başladığı bir işi sürdürüp sonuçlandırma becerisi kazanırken duygularını dile getirir. Oyun oynadığı ve bir gruba dâhil olduğu için mutlu olur.

Öz bakım becerilerini destekleyen oyuncaklar, giyinme, soyunma, bağcık bağlama gibi kişisel ve çevre temizlik konularında davranış ve duyarlılık kazanmaları sağlanır. Parmak ve el kaslarının etkili olarak kullanılması, el-göz koordinasyonu gibi becerilerin gelişimini destekler.

Oyuncak üretiminde Japonya, ABD ve Batı Avrupa ülkeleri ilk sıradadır.

Platon'un "Devlet"i çocuk eğitiminde 3-7 yaş arasına oyun ve masal devresi demiştir. Aristoteles 5 yaşına kadar çocukların öğretim ve çalışma hayatına girmemeleri gerektiğini, bu devrede çocukların daha sonra olmak istedikleri şeyi taklit türünden oyunlar oynamalarını önermiştir.

F. Rabelais eseri olan Gargantua'da çocuğun sadece teorik bilgilerle eğitilmemesi gerektiğini vurgular ve sabah dersinden sonra başta jimnastik olmak üzere diğer tüm oyunlarla meşgul edilmesini ister.

J. Locke, derslerin daha verimli olması için oyundan faydalanılmasını ister. Fenelon da okumanın, eğitimin oynayarak daha iyi yapılacağını vurgulayıp sıkıcı teorik öğretimden kurtulmak için oyunlu ve eğlenceli bir eğitim sistemi tavsiyesinde bulunur.

Eğitimde hürriyet ilkesinin savunucusu Rousseau, doğada eğitime terk ettiği Emile'in önce duyu organlarının eğitilmesi gerektiğini belirtip bunun oyunla olacağını söylüyor. Okulların ders programlarına oyun, yüzme ve jimnastik faaliyetlerini ders olarak koyan ilk pedagog Alman Protestan rahibi Basedow’dur. Çocuklarla oyun oynamayı bilmeyenlerin eğitici de olamamaları gerektiğini savunan Salzmann, her günün öğleden sonrasını oyun ve jimnastiğe ayırıp, pazar gününü 'Oyun günü' olarak belirlemiştir. Pestalozzi ise oyunun, çocuğu gerçek hayata bağlayan, onun yaşayışını doğal bir şekilde ortaya koyan bir ortam olduğunu vurgular. Schiller oyunu, birikmiş fazla enerjinin tüketimi olarak gören enerjetizm teorilerine karşı çıkarak; oyunu yetilerin uygunluğu, eğilimlerin ahengi, duyguların özgürlüğü olarak tanımlar.

Oyunu bir eğitim aracı hâline getiren, Çocuk Bahçelerinin kurucusu Fröbel, oyunu insan hayatının merkezi olarak görüp, insanın içinde olan en iyi yeteneklerin oyun sayesinde ortaya çıktığını savunur. Fröbel bu alanda yalnız teorik görüşler ileri sürmez, kurduğu Çocuk Bahçelerinde de bizzat uygular. Bu metodun geliştiricisi olan Montessori, dünyanın her tarafına yaydığı Montessori okullarında önceden seçilmis oyun malzemeleriyle çocuğun hür gelişimini sağlamayı amaç edinmiştir.

Bu alanda Adler, oyunla karakter eğitiminde kendini ortaya koymada yararlı olduğunu vurgularken, Dr. Decroly de problemli çocukların eğitimi için oyun üzerinde durmuştur.

Çocuğun ev içinde bir oyun odası veya yeri olup çok oynamasından rahatsız olunmamalıdır. Oyun gereksiz yere kesilip müdahale edilmemelidir. Çocuk oyuncak yığını arasında bırakılmamalı ama kendi başına oyun oynayabilmelidir. Diğer çocuklarla ortak oyunlar oynamasına zemin hazırlanmalı; kız ve erkek oyuncakları arasında fark gözetilmemeli, oyuncaklarına saygı gösterilmelidir.

Dünyadaki tüm çocukların, çocukluğunu yaşayabilmesi ve özüne uygun büyüyebilmesi ümidiyle...



Üye Ol



Üye Girişi