Dünyanın kadınları | Ferzan Sarpkaya

Ferzan Sarpkaya

Köşe Yazarı

05.12.2016 - 02:21
1021
1
4
Yazı Boyutu:    
Dünya nüfusunun yarısı, olan kadınların,
           21.yüzyılda halen birçok ülkede seçme, seçilme, çalışma
           Teknolojik araçları ve araba kullanma, aile ve sosyal, siyasal
           Ekonomik meselelerde yetki alanlarının sınırlı olması düşündürücü.
       
           Erkek ve kadının vazgeçilmez birlikteliği, onca aşkı sevgisi, muhtaçlıkları
           Hangi nedenlerle, kadına, baskı, şiddet, öldürme
           Olarak geri dönüyor oluşu da ayrıca düşündürücü.
 
           Dünya kadınlarının 3'te 1'i hayatlarında en az bir kez evde şiddete maruz kalıyor.
           Bu şiddetin kaynağı genellikle eş veya sevgili oluyor.
           Türkiye'de kadına şiddet oranı gelişmiş devletlere oranla oldukça yüksek.
           Özellikle kırsallarda şiddete maruz kalan kadınların oranı %97'lere kadar çıkıyor.
 
           Daha çok kırsallarda yaşam sürdüren, aileler de,
           Babanın ısrarla erkek çocuk sahibi olmak istemesi,
           Erkek çocuğun istediği gibi olması için,
           Kendisine uygulanmışsa, gördüğü baskı ve dayak yolunu seçmesi
           Yine baba, aynı baskıyı annesine uyguluyorsa, oğulunda
           Erkek rolünün bu olduğu kaygısıyla, aynı baskı ve şiddeti eşine yöneltmesi.
 
           Tam bir öğrenme; erkeğin, erkeğe yaptığı en büyük  kötülük aslında.
           Erkek sevgisini gösterirse, iyi davranırsa sanki erkek olmazmış gibi.
           Üstelik, erkeğin de, kadının da çoğu zaman akıl almaz bir biçim de
           Bu yanıltıcı algıyı benimsemiş olmaları , çok daha vahim.
    
           Yine bu yanılgınlığın erkek psikolojisi üzerindeki etkilerini de hesaplamamak.
           Otomatik olarak toplumun erkekliğe sağladığı, bu korkulu üstünlüğü
           Bir de askerlik süreci ve bu sürecin, kişiliklerine farklı etkileri 
           Kendisini egemen kılmasının, yolunu açmış, süre de gelmektedir.
           Üstelik, insanın, insana üstünlüğü hiçbir din kitabında yazmazken.
 
           Kadın da, annelik rolünü öğrenme yoluyla kendisine aktardığında,
           Sıra kızına geliyor. Kızlar da bu modelle aynı kadın oluyor.
 
           Bu döngüye rıza göstermemek, yolunu seçen çocuklarımız, özellikle de 
           Kızlarımız, kendi hakları olan, eğitim yolundaki, engellerle savaşıyor.
 
           Bu durum sadece Türkiye'yi kapsamıyor, dünya geneline baktığımızda,
           Kadın insanın, zor durumu, her ülkede de ayrı, ayrı yaşanıyor.
 
           Dünyada, her 3 kadından 1'i hayatının bir döneminde şiddete maruz kalıyor.
           Kadın cinayet kurbanlarının yüzde 70'i eşleri veya sevgilileri tarafından öldürülüyor.
           Her 5 kadından 1'i hayatının bir döneminde tecavüz veya tecavüz girişimi kurbanı oluyor.
           ABD'de her 90 saniyede 1 kadın tecavüze uğruyor.
           Irak'ta Nisan  2003'ten bu yana savaş sırasında ve sonrasında en az 400 kadının,
           Tecavüze uğradığı İnsan Hakları İzleme Örgütü Raporunda yer alıyor.
           Dünya'da, ağırlıklı olarak Afrika Kıtasında 135 milyondan fazla kadın sünnet ediliyor.
          
           280 milyonluk Arap dünyasında her iki kadından 1'i okuma yazma bilmiyor.
           Suudi Arabistan'da kadının oy hakkı 2011 yılında verildi, araba kullanması yasak.
           Dünya'da 54 ülkede ayrımcı yasalar bulunuyor.
           Namus savunması, Peru, Bengaldeş, Arjantin, Ekvator, Mısır, Guatemala, İran
           İsrail, Ürdün, Lübnan, Suriye, Venezuella'nın ceza yasalarında yer alıyor.
           İran'da, çok istisnai durumlar dışında kadının boşanma hakkı yok.
           İslam şeriatı ile yönetilen ülkelerde, bazı durumlarda zinanın karşılığı kadın ve
           Erkeklere de recm cezası uygulanıyor.
           Tüm dünya'da sağlık çalışanlarının %75'i kadın iken,
           Siyasette ve iş dünyasında kadınların oranı gelişmiş ülkelerde bile epey düşük.
           Gelişmekte olan ülkelerdeki kadınlar günde ortalama 20 litre suyu 6 km taşıyorlar.
           Afrika'da hamile kadınların ölüm riski, Batı Avrupa'dakilerden 180 kat daha fazla.
           1.2 milyar yoksulun %70'ini kadınlar oluşturuyor.
           Mültecilerin %80'ini kadınlar oluşturuyor.
           Dünya'da ki arazilerin sadece %1'i kadınlara ait.
           Okuma-yazma bilmeyen ve eğitim hakkından mahrum 1 milyardan fazla yetişkinin 2/3ü kadın.
           İnternet kullanıcılarının %42'si kadın.
           OECD ülkelerindeki bilimsel ve teknik alanlardaki üniversite mezunlarının %30'u kadın.
           ABD'deki mucitlerin %10'u kadın.
           Dünya'daki mal varlıklarının 14 trilyon dolarlık kısmı kadınlara ait.
           Sadece Japonya ve Peru'da iş kuran kadın sayısı erkeklerden fazla.
           Haber ve röportajlara konu olanların %21'i kadın.
           Gazetecilerin 1/3'ü kadın olmasına rağmen, bölüm şefi, editör ya da patronların sadece %1'i kadın.
           Avrupa Birliğindeki cinsiyetler arası en yüksek gelir adaletsizliği yaklaşık %25 farkla
           Kıbrıs, Estonya ve Slovakya'da görülüyor.
           Yeni üniversiteyi  bitirmiş kadınlar, erkeklerden %20 daha az para kazanıyor.
           Bu fark 10 yıl içinde %31'e yükseliyor.
           Gerek iş bulma, gerek işten çıkarılma konusunda haksızlığa uğruyorlar.
           Ekonomik durgunluk karşısında işyerlerinde çalışan sayısı azaltılırken, önce kadınlar işten çıkarılıyor.
           Yine kadınlar genellikle iş güvencesi olmayan alanlarda iş bulabiliyor.
           Kırsal alanlardan büyük şehirlere gelmiş göçmen çalışanlar, gündelik işlerle geçimlerini sağlıyor.
 
           1945-1995 yılları arasında Dünya'daki kadın milletvekili sayısı 4 kat arttı.
           Bazı ülkelerde meclisteki kadın milletvekili sayısını arttırmak için pozitif ayrımcılık uygulanıyor.
 
           Kadın insana, erkek insan hem şiddetini sunar, hem de ayrımcılığını.
           Asıl olan, erkek , gerçekten insan olan erkek yetiştirilmesi çabalarına girip,
           Var gücüyle namus kavramının kendi erkeklikleri ile ilgili olduğu
           Gerçeğinden yola çıkarak, kendilerine yapılmasını istemedikleri
           Her türlü, taciz, şiddet olgusunun, diğer cinse veya kişiye de yapılamayacağını
           Algılamasını sağlamak olmalıdır.  
           
           Bu algıyı da, gelecek nesillere aktarmayı başarabilmelilerdir.
           Gerek psikolojik, gerekse fiziksel şiddet ve sonu öldürme ile biten,
           Bu kabullenilemez durumun, psikolog, pedagog ve diğer uzmanlarla işbirliği içerisinde
           Gerekse, yasa koyarak çözümlemeye çalışmak, ayrımcılığı da ortadan kaldıracaktır.
           Küresel sermayenin insan payı artışı da, aile içinde ki bu şiddetin azalmasın da etkili olabilir.
           Belki o zaman dünyanın yükü eşit mesafede kadın ve erkek tarafından paylaşılabilecektir.
          
           Ve o zaman mutlu çocukluk da belki geri gelebilecektir. Şiddet mağduru olmayan anne,
           Çocuğuna da şiddet uygulamayacaktır. Çocukluk, cinsiyet ayrımı yapılmaksızın,
           özsaygı ile büyütüldüğünde ise,
           Belki artık savaşlar bile sona erecektir. Kin, nefret, düşmanlık, ırza geçme gibi fiiller
           İnsanlığa dışarıdan enjekte edilmiyorsa eğer, suçludaki insanı açığa çıkarmak ,
           İnsandaki vicdanı açığa çıkarmak, onu işlemenin yolunu açmak ta çözümsüzlüğün,
           Çözümü olabilir.
           Ancak o gün, kadın insan ve erkek insan,  insan çocukluğun günüdür. 

  5 Aralık Dünya Kadın Hakları Günü   .....     !!      

                        

Yorumlar

Öykü Soyaslan

05.12.2016
Çok güzel. Teşekkürler, sevgiler...

Üye Ol



Üye Girişi