Eli öpülesi öğretmenler | Ferzan Sarpkaya

Ferzan Sarpkaya

Köşe Yazarı

24.11.2016 - 01:13
732
4
Yazı Boyutu:    
Ekim doğumlu olduğumdan, bir yıl geç başlamıştım okul hayatına.  Büyük üzgünlük duyduğum olaylardan biriydi o yıl okula gidememek. 

Bu yüzden okula gidiyormuşum gibi, alfabeyi, dört işlemi kendi çabam ile  öğrenmiştim. 

Okul hayatım başladığında ikinci sınıftan başlatmak istediler. Anneciğim razı gelmedi''Bırakalım başarısını yaşasın'' sözü'' ile birinci sınıftan başladım. Ayrıca öğretmenime ilk gün şunu da söylemişti çok sonra anlamını anlayabildiğim'' Eti de sizin, kemiği de sizin'' hiç unutamadım, ''Başarısı da, başarısızlığı da size ait ''demekmiş. 

Öğretmenim de bu sözün hakkını veren saygıdeğer  ilk öğretmenim şu an hayatta değil ne yazık ki elini öpemiyorum.


Eli öpülesi öğretmenlerin çokluğunda eğitimin kalitesi de artıyor, bu öğretmenler sadece öğrencinin eğitimi, öğretimi üzerine adanmış öğretmenler  ile oluşuyor.

Bugün kü  mevcut sistem her ne kadar  eğitim, öğretim konusunu ve öğretmeleri sancılı bir konuma getirmiş olsa da , yine de böyle öğretmenler mevcut, saygımız sonsuz onlar için.Öğretmenlik mesleği açısından, uluslararası anlamda tek öğretmenler günü olan 5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü olmasına karşın, 12 Eylül sonrasında ilan edilen “24 Kasım Öğretmenler Günü” resmi olarak kutlanacak, her fırsatta mağdur edilen, “az çalışıyorlar”, “çok tatil yapıyorlar” diyerek siyasiler tarafından her fırsatta aşağılanan öğretmenlerin ne kadar “kutsal” bir iş yaptıkları hatırlatılarak, acil çözüm bekleyen en temel sorunları bile gündeme getirilmeden “resmi bir gün” olarak kutlanacak. Bir de bu yıl TEOG sınavını aynı gün içine aldılar..

2014 yılında yapılan araştırmada, devletlerin eğitime ne kadar para harcandığı araştırılmış.

İşte dünyada ve Türkiye'de ortalama yıllık Öğretmen maaşları.

İsviçre: 68.820 dolar, Hollanda: 57.870 dolar, Belçika: 51.470 dolar, Japonya: 45.930 dolar, Avusturalya: 44.000 dolar, Abd: 41.460 dolar , İngiltere: 40.910 dolar, Portekiz: 34590 dolar, İsveç: 31.610 dolar, Yunanistan: 25.750 dolar, İsrail: 19.550 dolar, Brezilya: 14.840 dolar ve Türkiye: 10.720 dolar(ortalama aylık ek derslerle 2600 tl alınmıştır)

Evet; şimdi yukarıdaki ülkelerin gelişmişlik derecelerine ve Öğretmen maaşlarına bakın. 

Öğretmenler yoksulluk sınırının 4.380 tl olduğu ülkede ortalama 2500-2600 tl maaş alıyor.
 
 Türkiye'de de Öğretmenlerin hakkı bundan çok daha fazlasıdır.

Bugün de kendi kızımın bu maaş la da olsa sorumluluğunu tam olarak almış, öğrencileri için çırpınan bir öğretmen olması onurunu taşıyorum   Yüreğinden öpüyorum.


MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'ÜN de ilkokula yazılışı da ayrıca ilginç.


Mustafa okula başlayacaktı. Babası Ali Rıza Bey oğlunun laik eğitim veren Şemsi Efendi İlkokulu’na gitmesini istiyordu. Annesi Zübeyde Hanım ise, mahalle mektebine gitmesini arzu ediyordu. Bu konu etrafında fikir çatışmaları sürüp gidiyordu: Zübeyde Hanım: “ Ne var yani Şemsi Efendi İlkokulu’nda? Ne öğrenecek orada? Hem orası uzak. Mahalle mektebi şuracıkta. Oraya gitsin istiyorum. “ Ali Rıza Bey: “ Hanım, okulun yakınlığı, uzaklığı önemli değil. Önemli olan, eğitimin iyi olması. Öğretmenlerin iyi eğitim vermesi. “ Zübeyde Hanım: “ Tamam işte. Mahalle mektebindeki hoca çok iyi eğitimciymiş. Mahalle mektebinde okuyanlar hep iyi eğitim almışlardır. Ben de mahalle mektebinden mezun oldum, orada okudum. Bilgide kimden aşağı kaldım, söyler misin bey? “ Ali Rıza Bey: “ Kimseden aşağı kalmadın, Zübeyde. Ben her zaman senin bilgili olmanla övünmüşümdür ama Mustafa, Şemsi Efendi İlkokulu’na gidecek. “ Ali Rıza Bey yine de, Zübeyde Hanım’ın hatırını kırmamak için, oğlu Mustafa’yı birkaç günlüğüne mahalle mektebine gönderdi. Daha sonra bir bahaneyle Mustafa’yı mahalle mektebinden alarak Şemsi Efendi İlkokulu’na yazdırdı. Bu durum Mustafa’nın da hoşuna gitmişti, çünkü mahalle mektebinin dersleri O’na ağır gelmişti. Ağır gelmesi derslerin zorluğundan değil, konuların ağır yani yavaş işlemesindendi. Mustafa, hocanın birinci derste anlattığı konuyu hemen kavrıyor, ikinci derste yeni bir konuya geçmesini bekliyordu ama hoca sadece birinci derste değil, bütün bir gün aynı konuyu anlatıyordu. Bu durum Mustafa gibi yaşı küçük aklı büyük, yaşına göre, dünyada eşine ender rastlanacak üstün zekalı bir çocuk için, sıkıcı bir durumdu. Kimse benden koşmam gereken bir durumda yürümemi beklemesin, diyordu.


 Mustafa, Şemsi Efendi İlkokulunda kısa zamanda tanındı ve sevildi. Hele sınıf öğretmeni Mustafa diyordu da başka bir şey demiyordu. Öğretmenler odasında devamlı olarak bu başarılı öğrencisini anlatıyor, O’nu övüyordu: “ Arkadaşlar, az önceki matematik dersinde sınıfa çok zor bir problem sordum. Kimse duymasın, soruyu üçüncü sınıfların ders kitabından almıştım. Sınıfta kimsenin problemi çözemeyeceğinden emindim. Problemi önce yüksek sesle okudum, daha sonra tahtaya yazdım. Öğrencilerin çoğu soruyu okumakla meşguldü. Oysa çalışkan öğrenciler defterlerine çözüm işine girişmişlerdi. Problemi doğru çözdüğünü söyleyen altı öğrenciden beşinin bulduğu sonuç yanlıştı. Sadece Mustafa doğru sonuca ulaşmıştı. Siz olsanız böyle bir öğrencinizi alnından öpmez misiniz? 


Mustafa Kemal Atatürk de eli öpülesi bir öğretmen ile okul hayatına başlamış, kendisi de öğretmeni de, o zamanlar, bu ülkeye başöğretmen olacağını bilmiyorlardı şüphesiz.


Eli öpülesi öğretmenlere selam olsun.



Üye Ol



Üye Girişi