Mirasımız | Ferzan Sarpkaya

Ferzan Sarpkaya

köşe yazarı

01.11.2016 - 00:37
822
5
Yazı Boyutu:    

Hayatın doğanın gizeminin yüzlercesinin arasında merak ettiğim konu idi Ağustos böcekleri. Ulaştığım bilgilerde  şaşkındım. 
Ağustos böcekleri yazın başladığı zaman diliminde ötmeye başlarlar ve bildiğimiz üzere bu ses bir süre sonra çok sıkıcı bir hal almaktadır. Durmadan ötmesi ve havanın sıcaklığı durumu daha da kötüleştirmektedir.

Ben ise hiç sıkılmadan mutluluk ile dinleyenlerdenim.


Ağustos böceklerinin durmadan ses çıkarma eylemleri kuşların ötme eylemlerine benzerler. Detaylı olarak üzerinde durulduğunda ise kuşların ötme eylemlerinden bu böceklerin ses çıkarma eylemleri çok başkadır. Kuşlar ağızları aracılığı ile ürettikleri seslere kıyasen bu böcekler bu sesleri karın bölgelerinin alt kısmında bulunan ve boyutça küçük olan özel bir kası titreterek çıkartırlar.Ağustos böcekleri kuşlarla kıyaslandığında aralarında ki diğer büyük bir fark ise Ağustos böceklerinin sadece erkek cinsiyetini taşıyanlarının ötmesidir. 


İşte bu bilgi birçoğumuzun yanlış bildiğini düzeltecek.


Her bir erkek ağustos böceğinin karın bölgelerinin alt kısmında kapakla kaplı olan ve durmadan titreşen  iki adet zardan meydana gelen vücutlarının parçalarından ses çıkar. Stabil olan bu ses durmaksızın aynı seyirde ve aynı tonda devam eder. Erkeğin bu bölgede bulunan kası, zarı durmaksızın titreştirerek sesin sürekli devam etmesini sağlar.

Erkek ağustos böcekleri yaz sıcaklarında durmadan öter ve sıcağın getirdiği stres ile bu hayvanın çıkardığı ses birleşerek zamanı daha sıkıcı bir hale getirir.Stres demek ki Ağustos böceği için de geçerli imiş.


 Ağustos böcekleri sadece karnını doyurduğu süreç içerisinde durmadan öterler. Bu hayvanlar karınlarının doyduğu  gün batımı diliminde susarlar.Bu sevimli yaratıkların ölmeden önce eşlerini bulup üreyebilmek için yalnızca üç haftaları var... Erişkinlik yaşamları gerçekten kısa ama, toprak altında yıllarca larva halinde kalabiliyorlar.


Ağustos böceğinin yalnızca erkeği ötüyor, dişisi ise dilsiz. Bu hayvanların "kulaklar"ı (işitme kapsülleri) karınlarında yer alıyor. 

Karnın tabanında, erkekte, kas kasılmalarının etkisiyle şekil değiştirmiş kutikula plakları bulunuyor. 


Bunlar, saniyede 300-900 kez çatırdayarak duyduğumuz sesleri üretiyorlar.


Yaygın bir tür olan siyah ağustos böceği, üç farklı ses çıkartıyor, ilkini bir saldırıya uğradığında, ikincisini ise eşi birleşmeye davet ettiğinde..En.enerjik olan üçüncüsü ise erkeğin bulduğu dişiyi birleşmeye daveti şeklinde oluyor. İnanılmaz bir durum.Hayatları bir dişiye kur yapmaya adanmış.

Kapitalist sistemlerin öğretisi  insanla hayvan arasındaki en önemli fark olan akıl, insanın evrene hükmetmesine ve dünyayı bir ölçüde istediği gibi şekillendirmesine yararken, insani duyguların körelmesinin ve nefsin güçlenip yaratılmış hiçbir türün yapamayacağı kötülükleri işlemesinin önüne geçmekte yetersiz olduğu için, zamanla aklının gücünden dolayı hırslanan insanın, kendinden başkasını düşünmeyen ve hayvanlardan daha aşağı bir hale gelen bir varlık olmasına da sebep olabilmektedir. Böyle bir akla sahip insan, sırf dünyaya olan bağlılığından dolayı kendinden başkalarına hükmetmeye ve onların tüm varlıklarını sömürmeye yeltenerek, aklının gücünü, yok etmeye ve zulmetmeye kullanmakla meşgul bu insan saltanatı için herkesi yok edecek, dünya savaşları çıkararak halkların birbirine girmelerini sağlayacak, tek bir atom bombası ile yüzbinlerce insanın ölümüne sebeptir. Üstelik bunları yaparken hiçbir sorumluluk hissi duymayacak aksine bu zulümleri sistemleştirerek kendi yetiştirdiği yeni zalimlere miras bırakabilecektir. Bu insan, hayvanlardan madden daha güçlü olsa da manen onlardan daha aşağıda bir ruh haline büründüğünden, hiçbir hayvan ihtiyacı olmadığı halde avlanmazken ve bir başka türün neslini tehlikeye sokmazken, kendi türünün sayısını kendine hizmet etmeye yetecek sayıya göre ayar yapabilmektedir.


Bu sistemlerin eğitim sisteminden geçen nesiller, kendilerinden başkalarını düşünmeyen, dert olarak sadece dünyevi heveslerini gündeme getiren, hedef sahibi olmayan, uyuşturulmuş bir zihin yapısına sahiptirler.


Bireysellik duygusu, yanına bencillik ve hatta ileri aşaması olan narsistlik duygusunu da alarak, toplumun bağlarının kopmasına, yeni nesillerin inançları ve kültürleriyle çatışma haline girmelerine, dayatılan yaşam tarzlarının peşine düşüp bu yolda her şeyi yapmakta sakınca görmüyorlar. 


Bugün siyasi iradeyi tarif eden bir durum bu maalesef. 


İŞTE BİR AĞUSTOS BÖCEĞİNDEN ALABİLECEĞİMİZ DERS ÜÇ HAFTALIK KISA ÖMRÜNDE AŞKLA ÖTEREK  DİŞİSİNE ULAŞMA ÇABASIDIR,


Sevgiyi ön planda tutmak İNSAN OLABİLMENİN DİĞERİNE SAYGI DUYMAYI ÖĞRENMEK gibi sorumluluk geleceğe bırakabileceğimiz en büyük mirasımız .


Üye Ol



Üye Girişi