Savrulmalar&Savunmalar | Ferzan Sarpkaya

Ferzan Sarpkaya

Köşe Yazarı

19.11.2016 - 15:52
1010
13
Yazı Boyutu:    
Türkiye’yi yönetemeyen AKP İktidarı, Özgürlükleri kısıtladıkça, ekonomiyi küçültüyor, Türkiye’yi fakirleştiriyor. 
3.40 lar seviyesine gelen Dolar’ın yükselişi durdurulamıyor. TL, Dolar karşısında değer kaybettikçe, hayat pahalılığı, yoksulluk artıyor, yaşam daha da zorlaşıyor. 

 Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, gazetecilerin sorularının yanıtlarında. Bu sabah yeni bir zirveyi gören dolarla ilgili değerlendirmelerde bulunan Bakan Zeybekci, şöyle konuştu: "Türkiye'nin bu konuyla ilgili endişe duymasını gerektirecek, yani gerek kamu borçlanmamızdan dolayı özel sektörün döviz bazındaki dış borçlarına baktığımız zaman, kısa vadeli yükümlülüklerine baktığımız zaman şuandaki yaşanan Türk Lirası'nın dolar karşısındaki değer kaybıyla ilgili bizim endişe duymamızı gerektirecek birşey yok. Sağlıklı olmak kaydı ile aşırı oynamalar olmaması kaydıyla kırılmalar olmaması kaydıyla yaşanan gelişmeleri normal olarak görüyoruz. Önümüzdeki süreçte piyasanın kendi dinamikleriyle kendi dengeleriyle sağlayacağı seviyeler bizim için kabul edilebilir seviyelerdir."

Resmi rakamlarda İşsizlik, Temmuz- Ağustos- Eylül döneminde yüzde 11.3’e yükseldi. 

Avrupa’nın genç işsizlik oranında Türkiye açık ara önde gidiyor..

Turizm gelirleri geçen yıla göre yüzde 31 geriledi. 

Cari açık artıyor. Ağustos’ta 30.6 Milyon Dolar olan açık, şu an 412 Milyar dolara çıktı.

Samanı bile ithal eden bir Hükümetin Milli Tarım, Milli ekonomiden söz etmesi safsatadır 

Kötü ekonomi ve siyasi yönetimin cezasını yine halkımız çekiyor. 

Bu yaşanılan gerçeklik  Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçiyi yalanlıyor.

Darbe girişiminin ardından meslekten men edilen ve FETÖ ile suçlanarak tutuklanan Yargıtay üyesi İrfan Vural  mahkemede Şöyle SAVUNMA yapıyor

"Yeğenlerimin ismini Sümeyye ve Recep Tayyip koydum” diyerek kendisini savundu.

Sözcü'den Asuman Aranca'nın haberine göre, FETÖ ile ilgisi olmadığını belirten Yargıtay üyesi Vural şunları söyledi:

'ERBAKAN'IN RESMİ ÇANTAMDA'

"Milli Görüş geleneğindenim, imam hatip mezunuyum. Erbakan Hoca (Necmettin Erbakan. Saadet Partisi eski Genel Başkanı) öldüğünde resmini kesip çantama koydum. Tayyip Bey liderim. Ağabeyim Niğde AKP il başkan yardımcısı. Niğde milletvekillerinden biri bizim soyadımızı taşıyan hanımla evli. Bizim orada seçmenden yüzde 100 AK Parti çıkar. Bu fikrin olgunlaşmasında, mayalama görevi olanlardan biriyim."

"Oğlumun adını Muhammed Bahadır, yeğenleriminkini Mücahit, Sümeyye, Recep Tayyip koydum. 7 Haziran seçimlerindeki sonuca çok üzüldük ve 1 Kasım seçimi AKP zaferiyle sonuçlanınca, eşim ve oğlumla birlikte 4 saat soğuk havada Başbakanı bekleyip, o seçim zaferini kutladık."

Öncelikle savunma metni ile ikinci bir suç işlenmiştir Yargıtay üyeleri taraf olamaz.

İkincisi savunma metinleri nasıl oluyor da paylaşılabiliyor, özellikle gözümüzün içine sokularak AKP yanlısı olun demek mi isteniyor.

Şanlıurfa'da "FETÖ" soruşturması kapsamında gözaltına alınan müteahhit Halil Güneş, çıkarıldığı mahkemede tutuklandı. Kentin en büyük inşaat firması sahibi olduğu belirtilen müteahhitin 15 Temmuz darbe girişiminin ardından vatandaşların yoğun olduğu en işlek caddelere Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın posterinin bulunduğu billboarda 'Dik dur eğilme' sloganını yazarak inşaat reklamı yaptığı belirtildi.

Kentteki en büyük inşaat şirketleri arasında gösterilen firmanın sahibi müteahhit Halil Güneş., FETÖ/PDY soruşturması kapsamında gözaltına alındı. Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi'nde sorgulanan işadamının 2015 yılına kadar hem emlakçılık, hem de Zaman Gazetesi'nde dağıtıcılık yaptığı saptandı. 

Soruşturmayı derinleştiren polis, Halil Güneş'in 2015 yılının ardından kısa bir süre içersinde kurduğu inşaat firmasının hızlı bir şekilde yükseldiği kentin en önde gelen firmaları arasında yer aldığı bilgisine ulaştı.

Demek ki göbek bağları süregelmekte..

ÇOCUKLARINIZI ENSAR VAKFINDAN TÜRGEVDEN İMAM HATİP LİSELERİNDEN UZAK TUTUNUZ

Karaman’da 45 çocuğa cinsel istismar iddiasıyla gündeme gelen Ensar Vakfı’nın Erdoğan ailesi, AKP’li kadrolar, Milli Eğitim Bakanlığı, Diyanet Başkanlığı, AKP’li belediyeler ve TÜRGEV’le  yakın ilişkileri bulunuyor. Sendika.org Tayyip Erdoğan’ın son genel kuruluna katılıp “Vakit Ensar olma vakti” dediği bu vakıf hakkında kısa bir özeti.

17-25 Aralık yolsuzluk operasyonlarında yolsuzluk, rüşvet ve talan çarkında şirketlerden para aktarma, bağış adı altında rüşvet akışını sağlama, kamu arazilerini ele geçirme faaliyetlerinde paravan olarak kullanıldığı iddia edilen Türkiye Gençlik ve Eğitime Hizmet Vakfı (TÜRGEV ) ve Ensar Vakfı’nın çeşitli ortaklıkları buluyor. Ensar Vakfı’nın Türkiye’deki şubeleri dışında TÜRGEV işbirliği ile birlikte Londra ve New York gibi dünya kentlerinde de öğrenciler için yurt çalışmaları yer alıyor.

İBB’den Ensar Vakfı’na ve TÜRGEV’e arsa;

İstanbul Büyükşehir Belediyesi 2015 yılında yurt olarak kullanılmak üzere TÜRGEV’e 6 bina, TÜRGEV’in yanı sıra Ensar Vakfı’na 7, Aziz Mahmud Hüdayi Vakfı’na 4, Asitane Kültür Sanat ve Eğitim Vakfı’na 1 ve İstanbul Daru’l Fünun İlahiyat Vakfı’na 1 olmak üzere toplam 19 binanın bedelsiz olarak tahsis etmişti.

MEB ve Ensar Vakfı elele: Dersimi seçiyorum, dinimi öğreniyorum

Okullarda ikinci eğitim – öğretim dönümü başında seçmeli derslerin seçimi sırasında dini derslere öğrencileri yönlendirilmesine Ensar Vakfı öncülük etmişti. Ensar Vakfı öncülüğünde başlatılan ve MEB’in okullara resmi yazı göndermesiyle devam eden “Dersimi seçiyorum, dinimi öğreniyorum” başlıklı yazıda öğrencilerin seçmeli din derslerine yönlendirilmesi istenmişti.

ADIYAMAN GERGER İMAM HATİP LİSESİNDE çocuk tecavüzü skandalı yaşanıyor. bir hademe, üç öğretmen, 30 erkek çocuğa aylarca tecavüz etmiş, çocukların çoğunun makatları yırtık.
CHP İstanbul Milletvekili istismarı Meclis gündemine taşıyarak "Taciz haberini öğrenen ve Facebook'ta bu konuyu duyuran siyasetçilere, yazdıklarını silmeleri için baskı yapılıyor" dedi.

CHP'li Yarkadaş, Milli Eğitim Bakanının yanıtlaması istemiyle Meclise bir soru önergesi verdi.

TACİZ DUYULMASIN DİYE BASKI YAPILIYOR

Yarkadaş, 30 çocuğun iki yıl boyunca sistematik bir şekilde tacize uğradığını belirterek, "Bu yüzden, birkaç gün önce bir müstahdem tutuklandı, üç görevlinin de yeri değiştirildi. Polis ve savcı, bu olayın duyulmaması için, siyasetçilere ve yerel gazetecilere baskı yapıyor'' dedi. CHP'li Yarkadaş, baskının bununla sınırlı kalmadığını, mahkemenin, haberlere erişim yasağı getirdiğini de elindeki belgeyle gösterdi.

Yarkadaş, şöyle konuştu:

"Bugün bu kürsüde, ülke gündemini ?sarsması gereken bir konuya değinmek istiyorum. Bakın, elimde bir grafik var. Bu grafik içinde herhangi bir fotoğraf barındırmıyor, bir temsilî resim yaptık. Neden? Çünkü, Adıyaman'ın Gerger ilçesinde imam-hatip lisesinin 30 öğrencisi tam iki yıldır tacize uğruyor ve bu tacizin sonunda yapılan soruşturmayla birlikte 1 müstahdem 

Buradan da anlaşılan dine  dinle tecavüz ediliyor.

AKP'li vekiller tarafından TBMM Genel Kurulu'na sunulan önerge tecavüz suçlularının serbest kalmasını gündeme getirdi. Kabul edilen cinsel istismar önergesi hakkında Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ise; çocuk yaşta evlendikleri için cezaevinde bulunan 3-4bin arasında kişinin tahliye edileceğini açıklaması tepkilerin büyümesine neden oldu. Sosyal medyada #TecavüzMeşrulaştırılamaz hastagi ile bu önergeye tepkiler gösterildi. Bunca tepki alan ve Tecavüz yasası olarak anılmaya başlanan düzenleme sonrası vatandaşlar, konuyu araştırmaya ve, Tecavüz yasası nedir, sorusuna yanıt aramaya başladı. AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet muş ve arkadaşlarınca verilen, kabul edilen önergeyle getirilen düzenleme şöyle:

"Cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir neden olmaksızın, 16 Kasım 2016 tarihine kadar işlenen cinsel istismar suçunda, mağdurla failin evlenmesi durumunda, Ceza Muhakemesi Kanununun 231. maddesindeki koşullara bakılmaksızın hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, hüküm verilmiş ise cezanın infazının ertelenmesine karar verilir. Zamanaşımı süresi içinde evliliğin, failin kusuruyla sona ermesi halinde fail hakkındaki hüküm açıklanır veya cezanın infazına devam olunur. Bu fıkra uyarınca fail hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına veya cezanın infazının ertelenmesine karar verilmesi durumunda, suça azmettiren veya işlenişine yardım edenler hakkında kamu davasının düşmesine veya infazın ortan kaldırılmasına karar verilir."

CHP VE MHP KABUL ETMEDİ, YASALAŞMADI

Cinsel Taciz, Cinsel Saldırı ve Tecavüz...
Bedenimiz ve cinselliğimizle barış içinde, cinsel taciz ve saldırılardan korkmadan yaşamak hakkımızdır.

Cinsel suç nedir?

Türkiye’deki kadın hareketi, cinsel ve bedensel haklarımızın Türk Ceza Kanunu (TCK) tarafından güvence altına alınmasını sağladı. Kadınlara karşı cinsel suçların işlenmesini engellemek için TCK, cinsel taciz ve saldırılara ağır cezalar verir.

Cinsel içerikli sözler, tavırlar, laf atmalar, ısrarcı bakışlar veya sarkıntılık gibi bizi cinsel yönden rahatsız eden davranışların hepsi cinsel tacizdir. Tacize uğrayan pek çok kadın ve çocuk  bunu açıklayamıyor ve taciz edildiği için kendini suçluyor. Oysa suçlu olan tacize uğrayan değil, taciz edendir. Kadınların bu konuda seslerini yükseltmeleri çok önemli. Çünkü suskunluğumuzu gören tacizci erkekler, cezasız kalacağını düşünerek tacize devam ediyorlar. Cinsel taciz çocuklar için de bir tehlike. Çocuklarla kuracağımız sağlam ve güvenli bir ilişki, herhangi bir şey yaşanırsa gelip size anlatabilmesi açısından çok önemlidir. Çocukları cinsel tacize karşı korumak için de onlara bedenlerinin kendilerine ait olduğunu öğretmeli ve bedensel sınırlarını tanımaları ve korumaları konusunda destek olmalıyız. Örneğin, bir çocuğu istemediği kişileri öpmeye zorlamamak onun bedensel sınırlarına saygı göstermektir. Cinsel taciz, kız çocuklar kadar erkek çocuklar için de bir tehlikedir.

Boğaziçi Üniversitesi rektörlüğüne, seçilen rektör adayının değil, seçimlere girmeyen Mehmed Özkan'ın atanmasının ardından öğrenciler protesto eylemlerini sürdürüyor. Bugün Güney Kampüs'ten Kuzey Kampüs'e yürümek isteyen öğrencilere polis saldırdı. 
Öğrencilerin toplu hareket etmesine engel olmak için özel tim ekipleri ve TOMA kapıda beklerken, kampüs dışına çıkanlar polis saldırısına uğradı. Saldırı sırasında gözaltına alınmaya çalışılan ve darp edilen iki öğrenci, öğretim üyelerinin girişimleri sonucu olarak serbest bırakıldı.

BBC Türkçe’de yer alan habere göre 1981’den bu yana her yıl 15 Kasım’da ‘Tutuklu Yazarlar Günü’nü anmak amacıyla dünya genelinde kampanya yürüten PEN, bu yılki kampanyasını Türkiye’den Aslı Erdoğan, Mısır’dan Ahmed Naji, Honduras’tan Cesario Alejandro Félix Padilla Figueroa, İsrail’den Dareen Tatour ve Çin’den Gui Minhai için düzenliyor.

Kampanya kapsamında Atwood’un yanı sıra yazarlar Hanan Al Shaykh, Gioconda Belli, Jennifer Clement ve Salil Tripathi, tutuklu yazarlarla dayanışma göstermek için birer mektup kaleme aldı.

Kanadalı yazar Atwood, Aslı Erdoğan’a “Yalnız değilsin” mesajı verdiği mektubunda şu ifadeleri kullandı: “Senin gibi, ben ve birçok diğer yazar da edebiyatın adalet arayışına ilham verebileceğine, hoşgörüyü yeşertebileceğine, insanların sempati ve anlayışını derinleştirebileceğine inanıyoruz. Hapishanede olsan da yalnız değilsin: Özgürlüğün için savaş veren dünya genelindeki tüm PEN yazarlar topluluğu senin yanında.”

TUTUKLAMALARLA GÖZALTILARLA Savrulan gazetecilere yurt içinde de destekler çoğalmalı..

Deutsche Welle Türkçe'nin haberine göre,  Türkiye'deki 15 Temmuz darbe girişiminin ardından Almanya'nın sadece Kuzey Ren-Vestfalya (KRV) eyaletine yeşil pasaportlu 43 kişinin geldiği bildirildi. Rheinische Post (RP) gazetesinin "gizli belgelere" dayandırdığı habere göre KRV eyaletinde iltica başvurusunda bulunanlar arasında diplomatlar ve ailelerinin yanısıra askerler de bulunuyor.
 Savrulmalar devam ediyor yüzlerce genç  Türkiye'de gelecekleri olmadığı  kaygısı ile göçe hazırlanıyor..

Özetle…  Ekonomi yönetilemiyor, ekonomi küçülüyor, yoksulluk, işsizlik artıyor. Bu gidiş, iyi bir gidiş değil. Suni polisiye gündemlerle, Başkanlık hayalleriyle Türkiye’yi oyalamak yerine; geç kalmadan, iş işten geçmeden ekonomiye, sosyal sorunlara, emek- üretim sorunlarına odaklanmaktan başka çare yok. 
Bir dostun bu önerileri ile OHAL hemen ama hemen kaldırılmalıdır.

1. CHP ve HDP derhal meclisten çekilmelidir.

2.Hükümet derhal istifa etmelidir.

3.Tutuklu milletvekilleri, yazarlar, basın mensupları ve öğretim görevlileri serbest bırakılmalıdır.

4.seçim barajı sıfırlanmalıdır.

5.bağımsız bir geçici hükümet kurulmalıdır

6.bir an önce erken seçime gidilmelidir.

7.esnaf ve orta büyüklükte işletmelere uzun vadeli düşük faizli kredi olanakları yaratılmalıdır.

Daha çok SAVRULMADAN toz haline gelmeden  insanca yaşama hakkımızı  insanlığımız da birleşerek  SAVUNALIM!!!





Üye Ol



Üye Girişi