Söylesene nesin sen? Kadınım işte! | Çiçek Akyol

Çiçek Akyol

Avrupa El Ele Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni

14.12.2016 - 14:48
1328
26
Yazı Boyutu:    
Ey kadın… Nasıl bir şeysin sen. Şey diyorum çünkü hiçbir devlet, inanç, din, canlı seni kendine yakıştırmadı. Bununla da yetinmedi hor gördü, şiddet uyguladı. Şiddet az geldi işkence yaptı. Yaptığın hiçbir şeyden memnun kalmadı. Ne yere sığdın ne göğe ne de cehennemin dibine. Söylesene nesin sen!

Daha doğmadan evine mutsuzluk getirdin. Annen doğacağın müjdesini değil haberini babana nasıl vereceğini düşündü kara kara. Doğacağını öğrenen baban daha yüzünü bile görmeden utandı varlığından. Dünyaya gözlerini açtın, sevilmek istedin. Açtığın kolların boş kaldı. Annen kader ortağın yaşadığı sıkıntıların aynını yaşamandan korktuğu için öfkesini kustu her fırsatta sana. Tutunacak bir dal bulamadan savruldun durdun. Yetmedi toplumun dayatmaları var daha dur. Konu komşu, okul, sokak, iş hayatı hepsi seni canından bıktırmak için sırada.

Çok şanslıysan hepsine dayanma gücü bulup büyüyebildiysen iyi. Sevgisiz horlanmış bir hayatta ayakta kalmayı başardın. İnsansın ya hani sevgiye de ihtiyacın var. Daha ne kadar bu şekilde yaşayabilirsin ki. Tüm canlı varlıklar gibi sen de sevdin. Oh nihayet seni sen olduğun için seven biri var artık. Bu mutluluk ne kadar sürecek sanıyorsun ki. Belki kırk bıçak darbesiyle son bulacak, belki sokak ortasında darp edileceksin, belki bir kanalda boğulacaksın, belki bir dolmuş kabusun olacak. Ayrılmak isteyeceksin şansın var ve hayattaysan.

Çok heveslenme yüce adalet hevesini kursağında bırakacak. Baba evine mi dönersin. Unuttun mu onlar zaten varlığından utanmıştı.

İyi de tüm bunlar daha ne kadar sürecek. Acaba tüm bunları değiştirebilecek gücün varken bu gücü neden kullanmadın sen. Mücadele yerine boyun eğmeyi mi seçtin. Kader demek kolayına mı geldi. Nasıl? Deme hiç.


Erkek evladını sen yetiştiriyorsun. Kadına değer verilmesi gerektiğini öğretmiyorsun. Bu sıkıntıları ben yaşadım başka kadın yaşamasın demiyorsun. Çocukken yaşadığın acıları unutuyorsun. Aynı hataları kendi çocuğunu yetiştirirken de yapıyorsun. Çocuğunla en çok zamanı sen geçiriyorsun. İşin kötüsü ne biliyor musun? Sen bu gücünün bile farkında değilsin. Çünkü sen de kendini değersiz hissediyorsun. Kendinin farkında değilsin. Yani birey olduğunun farkında değilsin. Duygularının, isteklerinin. Hayatı kendin zorlaştırıyorsun kendine. Yok öyle bir şey deme, öyle. Kendimden biliyorum. Kendimi babamın ve ağabeylerimin yanında hissettiğim kadar değerli hissedemiyorum annemin yanında. Ve babam, ağabeylerim, erkek arkadaşlarım benden daha fazla mücadele ediyor ‘kadın hakları’ davasında.

Kuşaktan kuşağa kadın dayanılmaz acılar çekmeğe devam ediyorsa bunun en büyük suçlusu yine kadındır. Nasıl yani demeyin hiç. Önce kadın-erkek ayırımından vazgeçeceğiz. Erkekler bizim düşmanımız değil. Bizim mücadelemiz düşünce ve karakter yoksunu yaratıklarla. Yani insan sınıfına koymadıklarımızı erkek sınıfına hiç koyamayız. Yani bu kadın erkek mücadelesi hiç değil. Kadın önce bireyselliği kabul edememiş, her türlü acıyı kendine hak görmüş zihniyetten kurtulmalı.

Bu mücadele de hepimiz babamızı, kardeşimizi, çocuğumuzu, eşimizi yanımıza almalıyız. Ve işe çocuğumuzdan başlamalıyız. Unutmayalım ki oğlumuz kızımızın kardeşi, gelecekte bir kadının eşi ve bir çocuğun babası. Yetiştirdiğimiz her çocuk en az üç kadının hayatına anlam katacak. Ve bu mücadele en çok kadının kadınla mücadelesi. İşe erkeklerden önce kadınlardan başlamak gerekiyor.

Yani her şeyi değiştirecek güç var bizde! Bir düşünün isterseniz.

Üye Ol



Üye Girişi