Gençlik, sandıkta değil sokakta hak aramayı seviyor | Kazete: Özgür Kadının Sesi

 

35 Avrupa ülkesinde yaşları 18 ile 34 arasında değişen yaklaşık bir milyon gençle yapılan araştırma, gençliğin apolitik ama duyarlı oludğunu ortaya koydu

05.04.2017
479
8
Yazı Boyutu:    
Avrupa çapında yürütülen bir araştırma, gençlerin politikacılara güvenmediğini ortaya koydu. Ancak gençler buna rağmen, herşeyi olduğu gibi kabullenmek de istemiyor.

Günümüz gençliği, birbirinden farklı profiller ortaya koyuyor: Bazıları Angela Merkel’i takdir ederken, bazılarına göre de Almanya Başbakanı “bir numaralı düşman" konumunda. Putin'den ise pek korkmuyorlar. Sandığa gitmeyi sevmiyorlar ama sokağa çıkıp hak aramaya bayılıyorlar.

Avrupa Yayın Birliği (EBU) ile Alman araştırma kuruluşu Sinus Enstitüsü'nün internet ortamında yaptığı ortak araştırmaya, 35 Avrupa ülkesinde yaşları 18 ile 34 arasında değişen yaklaşık bir milyon genç katıldı.



Politikacılara güvenilmiyor

Anket sorularını yanıtlayan gençlerin politikacılara güveni yok denecek kadar az. Katılımcıların yüzde 82'si siyasetçilere güven duymuyor. Genel olarak siyaset mekanizmasına kesinlikle güvenmediğini belirtenlerin oranı yüzde 45. Alman gençler ise biraz daha pozitif düşünüyor: Politikaya güvenmediklerini söyleyenlerin oranı, yüzde 23’te kalıyor. Oranın diğer Avrupa ülkeleri kadar yüksek olmamasında en önemli etkenlerden biri olarak, Almanya’da gençler arasındaki işsizliğin Yunanistan, Fransa ya da İtalya gibi ülkelere oranla daha düşük seviyede olması gösteriliyor. Söz konusu ülkelerde gençlerin üçte ikisi politikacılara büyük öfke duyuyor.

Siyasete mesafeli olmaları, gençlerin toplumsal sorunlara duyarsız oldukları anlamına ise gelmiyor. Artan sosyal adaletsizlik, genç Avrupalıların en çok rahatsız olduğu konuların başında geliyor. Toplumdaki uçurum ve kutuplaşmaların derinleştiğini düşünenlerin oranı yüzde 90’ı buluyor. Katılımcıların en büyük kaygısı, bu adaletsizliklerin toplumsal çatışmalara zemin hazırlayabileceği.

Aktif siyaset olmasa bile, siyasi ağırlığı olan kurumlarda etkin olarak görev almak isteyen gençlerin oranı da ülkelere göre büyük farklılık gösteriyor. Alman gençlerin yüzde 44’ü böyle bir katılıma sıcak bakarken, Yunanistan'da bu istek ancak yüzde 13'te kalıyor. Avrupalı gençlerin çoğu, gelecekleri için sokakta hak aramaktan ise çekinmiyor.



‘AB eşittir menfaatler topluluğu‘

Araştırmaya katılanlara göre Avrupa, köklü bir geçmişe sahip bir devletler birliğinden ziyade “menfaatler topluluğu“ kimliğini taşıyor. Ekonomik avantajlara evet diyen gençler, “ortak değerler“ olgusunu ise benimsemiyor. Avrupa projesine her ne kadar şüpheyle yaklaşılsa da İngiltere’nin AB’den ayrılmasına benzer bir eylemi destekleyenlerin oranı yüzde 17’lerde kalıyor. Yine aynı şekilde popülist ve aşırı milliyetçi akımlar da gençlerin hemen hiç ilgisini çekmiyor.

Araştırmanın ortaya koyduğu bir başka ilginç sonuç da, açık sınırların şeffaflık ve hoşgörüyü de beraberinde getirdiği. Artan işsizlik nedeniyle istihdam piyasasının sadece yerel iş gücüne açık olmasını destekleyenler azınlıkta kalırken, katılımcıların üçte ikisi “işgücü göçünden“ yana olduklarını belirtiyor.

Gençlik araştırmasının koordinatörlerinden Tobias Bönte şu değerlendirmeyi yapıyor: “Genel olarak Avrupalı gençlerin geleceğe olumlu baktığını söyleyebiliriz. Bugünün gençliği, bir dizi sorun eşliğinde büyüdü: 11 Eylül 2001 terör saldırıları, internet patlaması, emlak ve para piyasalarının çakılması, iklim değişikliği ve son olarak mülteci sorunu. Bu nedenle gençlerin yaptığı en iyi işlerden biri de belirsizlik ve krizlerle yaşayabilmek."
© Deutsche Welle Türkçe

Üye Ol



Üye Girişi