'Kaya tuzu'nda kanser bulgusu | Kazete: Özgür Kadının Sesi

 

Kaya tuzunun içinde kansere yol açan radyoaktif madde ve kurşun bulunduğu ve kullanımının sağlık açısından çok riskli olduğu belirtildi

10.03.2017
1192
11
Yazı Boyutu:    
Türk Nefroloji Derneği ve Türkiye Kardiyoloji Derneği'nden yapılan açıklamalarda, kaya tuzu Himalaya tuzu, deniz tuzu ve yapay tuzların sağlığa zararlı olmadığı iddiası yalanladı. Kaya tuzunda insan sağlığı için zararlı olan talyum, radyum gibi radyoaktif maddeler ve kurşun bulunduğu belirtilirken, kesinlikle kullanılmaması önerildi.



Türk Nefroloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Turgay Arınsoy, turşu, salça, peynir, zeytin ve konserve yapımında kullanılan kaya tuzu gibi bazı tuzların daha sağlıklı ve organik diyerek satılmasına tepki gösterdi. Arınsoy, “Ülkemizde tuz tüketimi halen çok yüksek iken normal rafine tuzdan çok da farklı olmayan kaya tuzunun sağlıklı olarak gösterilmesi bilimsel gerçeklerle bağdaşmamaktadır” dedi.

‘TÜRKİYE DÜNYA LİDERİ’

9 Mart Dünya Böbrek Günü nedeniyle açıklama yapan Türk Nefroloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Turgay Arınsoy, günde 5-6 gram yani bir çay kaşığı kadar tuz alınmasının yeterli olduğunu ancak Türkiye’nin fazla tuz tüketiminde dünya liderlerinden biri olduğunu belirtti ve şunları söyledi:
“2012 yılında yapılan Patent 2 isimli epidemiyolojik çalışmada günlük tuz alımının 14.8 gram olduğu, bunun yüzde 42.62’sinin evde eklenen tuzdan, yüzde 31’inin ekmekten ve yüzde 12.6’sının sofrada eklenen tuzdan olduğu saptanmıştır.”

KALP, DAMAR VE BÖBREĞE ZARARLI

Aşırı tuz tüketiminin kan basıncını yükselterak sağlık riski oluşturduğunu belirten Arınsoy, şöyle devam etti: “Tuz tüketiminde her altı gram artış ile sistolik kan basıncı 4-8, diyastolik kan basıncı 2.5-5 mmHg yükselir. Öte yandan, aşırı tuz tüketimi hem kan basıncını yükselterek, hem de bundan bağımsız olarak kalp-damar hastalıklarına, inmeye ve kronik böbrek hastalığına yol açabilir. Ayrıca, aşırı tuzlu beslenenlerde mide, akciğer, testis ve mesane kanseri ile osteoporoz risklerinin de arttığı gösterilmiştir. Tuz tüketiminin yaklaşık 6 gram azaltılması ile inmeye bağlı ölümlerin % 20-25, kalp krizine bağlı ölümlerin % 10-15 oranında azaltılabileceği öngörülmektedir. Tuz tüketimini azaltmanın hipertansiyon, kalp-damar hastalıkları, inme ve kronik böbrek hastalığı sıklığının ve bunlara bağlı ölümlerin azaltılmasına önemli katkı sağlayacağı aşikardır. Ancak, tuzun normal vücut işlevleri için gerekli bir madde olduğu unutulmamalı ve tuz tüketimini aşırı azaltmanın emniyeti sorgulanmalıdır.”

‘HEM PAHALI HEM DE SAĞLIKLI DEĞİL’

Himalaya tuzu, deniz tuzu, okyanus tuzu, kaya tuzu gibi farklı tuzların faydalı ve organik gibi algılanmasının gerçekleri yansıtmadığını belirten Prof. Arınsoy şunlara dikkat çekti:

“Ülkemizdeki tuz tüketimi halen çok yüksek iken ve tuz tüketimini azaltmaya yönelik programlar yürütülmekteyken, normal rafine tuzdan çok da farklı olmayan ve benzer oranda sodyum içeren kaya tuzunun sağlıklı olarak gösterilmesi bilimsel gerçeklerle bağdaşmamaktadır. Kaya tuzu kaynaklarının daha kısıtlı ve derinde olması üretiminin maliyetini artırmakta ve normal tuza göre 3-4 kat daha yüksek fiyatlara satılmaktadır. Kaya tuzu sanki ‘organik bir tuzmuş gibi’ takdim edilmektedir.”

‘MİNERALLAR AÇISINDAN FARK YOK’

Türk Nefroloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Turgay Arınsoy, uyarılarını şöyle sürdürdü: “Kaya tuzu ile kristal tuz şekil benzerliği kadar oluşturduğu mineraller açısından da aralarındaki fark pek önemKaya tuzundali sayılmayacak düzeydedir. Önemli olan bu tuzların oluşma biçimi, oluştuğu bölgedeki doğal koruma ve kaynaktan çıkartılma şeklidir. Himalaya tuzu, deniz tuzu, okyanus tuzu, kaya tuzu gibi farklı isimlerle satılan tuzlanın temel maddesi sodyum klordur. Kaya tuzunun bileşiminde % 94 oranında NaCI, %1 oranında CaS04 ve CaCI2 bulunmaktadır. Erimeyen madde (marn) ve diğer yabancı maddeler ise % 5’ini oluşturmaktadır. Kaya tuzunda az miktarlarda da olsa, insan sağlığı için zararlı olduğu bilinen talyum, radyum gibi radyoaktif maddeler ve kurşun bulunmaktadır.”

‘YAPAY TUZLAR DA SON DERECE TEHLİKELİ’

Arınsoy sözlerini şöyle tamamladı: “Benzer şekilde piyasada yapay tuz olarak satılan, sodyum içeriği biraz daha azaltılmış tuzlar da mevcuttur. Bunların potasyum içeriği son derece yüksek olup böbrek hastaları için son derece tehlikelidir. Potasyumlu tuzlar bazı tansiyon düşürücü ilaçlarla birlikte kullanıldığında çok ciddi problem yaratabilir. Potasyumu çok yükselterek ani ölümlere neden olabilir.
Sonuç olarak; kaya tuzundaki sodyum miktarı rafine tuza göre birazcık daha düşüktür ancak bu küçük farklılık onu masum kılmaz. Kaya tuzunun da temel yapısı sodyum klorürdür ve günde 5 gramdan fazlası zararlıdır.” 

TUZ YALANINA KANMAYIN

Öteyandan Türkiye Kardiyoloji Derneği de "Kaya tuzunun, sofra tuzundan daha sağlıklı olduğu iddiasının bilimsellikten uzak olduğunu açıkladı.

Geçen yıl eylül ayında Sağlık Bakanlığı’nın isteği üzerine kaya tuzu ile ilgili bir rapor hazırlayan Türkiye Kardiyoloji Derneği (TKD) Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Mehmet Birhan Yılmaz, kaya tuzunun (Himalaya tuzu vs.) sağlığa yararlı ve bol miktarda mineral içerdiği yönündeki iddiaları “masal” olarak nitelendirdi. Tuzun içindeki sodyumun kalp ve damar sağlığı açısından sakıncalı olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Yılmaz şunları söyledi: 

"SOFRA TUZUNDAN DAHA SAĞLIKLI DEĞİL"

“Farklı çalışmalarda, aşırı tuz tüketimiyle kalp ve damar hastalıkları ve özellikle hipertansiyon ilişkisi değişen oranlarda ortaya konuldu. Tuzun içindeki minerallerden hipertansiyonla ilişkili olanı sodyum molekülü. Kaya tuzunda da sodyüm klorür miktarı yüzde 97.35 gibi yüksek bir oranda. Kısacası sofra tuzundan daha sağlıklı değil. Hatta içinde zararlı başka elementler ve radyoaktif olduğunu bildiğimiz maddeler bile var.” 

KANSER YAPAN ELEMENTLER İÇERİYOR

 Kaya tuzunun içinde sağlık açısından olumlu olarak anılan bazı mineral ve elemenler olduğunu söyleyen Prof. Dr. Yılmaz, kaya tuzu ile ilgili uyarıyor: “Bunların miktarı, sağlık üzerine etki edemeyecek kadar az düzeyde. Daha da ilginci bu kaya tuzlarının bileşiminde, insan sağlığı açısından çok riskli olduğu bilinen plütonyum (atom bombası yapımında kullanılır), talyum ve radyum (radyasyon yani ışın içerir; radyasyonun kanser yapıcı etkisi bilinmektedir) gibi maddeler, ve dahası kurşun (zararlı etkileri bilinen ağır metal) yine çok az miktarda da olsa bulunuyor”

Üye Ol



Üye Girişi