CHP Neden Kadınlar Konusunda Ürkek Davranıyor? | Songül Sallan Gül

Songül Sallan Gül

Süleyman Demirel Üniversitesi, Prof.Dr

songulsallangul@yahoo.com


01.03.2016
1092
5
Yazı Boyutu:    
Sağ ve solun ideolojik temelleri, değerleri ve sınıfsal bağlamları birbirinden farklıdır. Geleneksel yelpazede sağ muhafazakârlığa, sol ise sosyalizme dayanır. Evrensel olarak sağ, imtiyazlı sınıfları (aristokrat ve/veya din adamlarını, sermayeyi, seçkinleri/egemen grupları) temel alır. Liberal sağ özellikle girişimci özgürlüğüne, mülkiyet haklarının önceliğine, “bırakınız yapsınlar”cı piyasaya ve hakem devlete dayanırken, muhafazakâr sağ; dinsel yönelimi, insan doğasının ve toplumun durağanlığını ve değişime direnci temsil eder.

Sol ise, temelde işçi sınıfına, yoksullara ve toplumun ezilmiş, baskı altına alınmış gruplarına dayanır. Eşitlikçiliği, özgürleşmeyi, dayanışmayı ve sosyal adaleti temel değerler olarak kabul eder. Dayandığı değerlerin gerçekleşmesi için de, müdahaleci devleti, dünyeviliği/sekülerizmi ve kolektif hakları temel alır; değişime açıklığı simgeler. Dolayısıyla solda kapitalist ekonomide ve ataerkil toplumsal yapıda baskılanan gruplar arasında yer alan kadınların yeri ve değeri daha farklıdır. Emek ve insan olarak kadının değeri sağdan daha fazladır ve de olmalıdır.

Modern siyasette ve Türkiye siyasetinde solda kadınlar genel olarak simgesel temsille ele alınmışlardır. 1980 öncesinde aslında Türkiye Solu’nun gündeminde gerçek anlamıyla bir kadın sorunu da olmamıştır. Ataerkil değerler örüntüsünde kadınların kimlikleri bağlamında ise, özel alana dokunulmamış, kamusal, cinsiyetsiz ya da kamusal-özel alan zıtlığı korunarak kabul görmüştür. Bir başka ifadeyle kamusalda modernleşmenin ve demokrasinin temsili ve dönüştürücü gücü olarak kabul edilen kadınların ailedeki ikincillikleri ve ezilmişlikleri uzun süre göz ardı edilmiştir. Benzer biçimde Cumhuriyet Halk Partisi (CHP)’nde de ataerkil – özerk  –  hiyerarşik gelenek korunmuştur.

Günümüzde de CHP, Atatürk’ün partisi olarak kendini tanımlanmasına karşın, Atatürk kadar cesur davranamamaktadır.  Parti program ve seçim bildirilerinde 1930’lu yıllarda kadınların siyasal haklarının tanınmasına vurgu yapmakta, laikliğin ve demokrasinin bekçiliğini de daha çok kadınlar üzerinden anlatmaktadır. Nitekim CHP’nin parti programında kadın konusu temelde; “Demokrasiyi Güçlendirme Demokrasi İnsan Hakları ve Özgürlükler” başlığı altında “Hedefimiz Kadını Erkeği Her Alanda Eşit Türkiye” alt başlığında ele alınmaktadır.

Yine parti programında CHP için laikliğin anlamının; “insan haklarının, kadın-erkek eşitliğinin, çağdaşlığın ve modernleşmenin güvencesi olduğu” belirtilmektedir. Ancak bu eşitliğin sağlanmasında gerçek anlamda bir pozitif ayrımcılık politikası bile benimsenmemektedir.

Genel Başkan’ın iyi niyetine karşın CHP, “maço parti” olma sıfatını üstünden atamamaktadır. Parti sağdan oy almak için attığı cesur adımları, kadınlar için ve kadınlar adına atmaktan çekinmektedir. Hakkını yememek gerekir ki parti programında CHP’nin Cumhuriyet ideolojisinin yarattığı, okumuş/meslek sahibi/çalışan kadını görünür kılma çabası vardır. Ancak bu çabanın arka planı çok sağlam değildir. Evet, pozitif ayrımcılık ve kota uygulamaları CHP tarafından desteklenmektedir. Ama bu destek somutta başarıya dönüş(e)memektedir. Parti içerisinde kadınların özgün toplumsal konumları göz ardı edilerek, siyaset erkekler arasındaki kamusal bir yarışa dönüşmektedir.

Geçen ay Genel Başkan Yardımcısı Sayın Sayek’e yönelik medya üzerinden artan yıldırma ve baskılar karşısında partinin sesi kısık çıkabilmiştir. Oysa partide, parti meclisinde ve mecliste CHP, daha fazla kadınla temsil edilseydi ve daha fazla cesur olunsaydı, kendi partisindeki cam tavanı aşabilseydi, belki de sonuç daha farklı olabilirdi!



Üye Ol



Üye Girişi