Anne, Çocuklar ve Bir Adam... | Huriye Kuruoğlu

Huriye Kuruoğlu

Prof.Dr., Ege Üniversitesi, İletişim Fakültesi Radyo- TV Bölümü Başkanı

huriye.kuruoglu@ege.edu.tr


03.04.2017
1854
30
Yazı Boyutu:    
O’nu bir yıl önce ilk tanıdığımda,bu kadar çok güleç yüzlü olmasının ardındaki hüznü gözlerinde hissetmiştim.  45-50 yaş arasında gibiydi. Bir kaç ay uzaktan gözledim. Uzaktan izlediğim günlerde bazen sadece kadını görüyor, bazen de biri erkek, biri kız, iki çocuğunu görüyordum. Aralarında iki yaş vardı ve çocuklar yaklaşık 5-6 yaşlarındaydı. Kapı önüne pek çıkmıyorlar, daha çok evin içinde oluyorlardı.

Oysa yaşadığımız yer inanılmaz güzellikte ve sakinlikte, çok güzel bir sahil kasabası idi ve sokaklar büyük şehirlerin sokaklarının tersine gayet sakindi.  Dışardan bakıldığında böylesi şahane bir yerde, üstelik çok hoş bir taş evde oturuyor olmaları ve dünyalar güzeli iki evlat sahibi olmalarından dolayı sanki çok mutlu bir yaşam sürüyor oldukları izlenimi vardı. Evlerimiz çok yakındı. Bir akşam sessiz ve sakin bir şekilde evde çalışırken, yüksek perdeden bir erkek sesiyle sıçradım yerimden. Çevremde sinirli, kavga eden bir erkek görmeyeli çok uzun yıllar olmuştu. Adam eşine küfrediyordu. Kadının eşiyle ilk karşılaşmam, daha doğrusu ilk ve duymam bu şekilde olmuştu. Dikkatlice kulak kesildiğimde, adamın anahtarını evde unuttuğunu ve eşi kapıyı biraz geç açınca da kıyametler kopardığını anladım. Tüm sorun buydu. Evet, sadece birkaç dakika geç açılan kapı için, adam inanılmaz küfürler ve hakaretler yağdırıyordu kadına. Kadın ise, kendisine yöneltilen bu ağır küfür ve hakaretler karşısında, cevap vermiyor, sadece sakin bir sesle “konu komşuya ayıp oluyor…sus..” diyordu.  Adamın tipine baktım. Cehalet ve küstahlık akıyordu yüzünden. Akıl alır gibi değildi. Bu kadının bu adamla ne işi olabilirdi. Çok değil aradan birkaç hafta geçtikten sonra kapının önünde karşılaştık. Çocuklarına sesleniyor, eve girmelerini söylüyordu. O güzel çocuklarını sevdim. Çocuklar çoğu zaman ebeveynlerle yakınlaşmanın en önemli aracıdır. Ben en başta böylesi bir amaç gözetmesem de sonuç oydu. Ben çocuklarını çok sevince kadınla aramızda kısa bir sohbet başladı. Kadın da beni birkaç kişiden soruşturmuştu ve iletişim kurmak istiyordu sanırım. Yoksa bu kadar kısa bir sürede o kadar ayrıntılı yaşam öyküsünü ayaküstü anlatıvermesinin başka nasıl açıklaması olabilirdi.

Kadın bu sahil beldesinin yerlilerindendi. Dedeleri uzun yıllar önce adalardan gelen mübadillerdendi. Kadının aileden kalan birkaç hatırı sayılır malvarlığı vardı. Aynı zamanda bir kamu kurumunda memurdu. Kendi evlerinde oturuyorlardı ve ayrıca kirada da birkaç evleri vardı. Ama tüm bunlar tamamen kadının kendisinin gelirleriydi. Adamla çok tesadüfen tanışmıştı ve küçük yerlerde yaygın olan “yaşım geçiyor, bir an önce evlenmeliyim…” telaşıyla evlenmişti. Tanıştıklarında düzensiz ve ufak tefek işler yapan adam, evlendikten sonra da tamamen kendini eşinin ekonomik güvencesinin kollarına bırakmış gibi görünüyordu. Derken evlendikten kısa bir süre önce kadının çok bağlı olduğu annesi vefat etmişti. Vefatın ardından çok kısa bir süre sonra erkek evladı dünyaya gelmiş ve iki yıl sonra da kızı doğmuştu. Kadın, zaten düşkün olduğu çocuklarına, annesinin hayatta olmaması nedeniyle iyice bağlanmıştı. Tam bir adanmışlık durumu söz konusuydu. O nedenle adam ne yaparsa yapsın kadın adama katlanıyordu. İşin ilginç tarafı adam çocuklarına, eşine davrandığından farklı davranıyordu. Eşine ne kadar kaba ve saygısız davranıyorsa, çocuklarına da tam tersi, o kadar sevgiyle yaklaşıyordu. İnanılmaz bir muamma gibiydi ilişkiler. Muhtemelen kadın, adamın çocuklarla sevgi dolu ilişkisinden dolayı, kendisine ne yaparsa yapsın, bu kaba saba adama çocukları için katlanıyor ve umursamaz davranıyordu. 

Sağlık ve sevgiyle kalın.


Üye Ol



Üye Girişi