Bir taşla beş kuş… | Songül Sallan Gül

Songül Sallan Gül

Süleyman Demirel Üniversitesi, Prof.Dr

songulsallangul@yahoo.com


02.05.2017
1611
31
Yazı Boyutu:    
Türkiye, toplumsal cinsiyet eşitliğinde Orta Doğu ülkeleri ile aynı lige düştü. Eğitim, siyaset ve yönetimde kadınların durumu temelinde hazırlanan Dünya Ekonomik Forumu (WEF) Küresel Toplumsal Cinsiyet Uçurumu 2016 Raporuna göre, Türkiye 145 ülke arasında toplumsal cinsiyet eşitliğinde 130.sırada...

Eğitim değişkeninde yetişkin kadınların durumu konuşulmuyor, konuşulmak bile istenmiyor. Oysa 25 yaş ve üstü nüfus içinde okur-yazar olmayan kadın nüfus oranı % 9,2, yani yaklaşık dört milyon kadın okuma-yazma dahi bilmiyor. Erkeklerde bu oran ise, %1,8. Bir başka ifadeyle okuma ve yazması olmayan kadınların oranı erkeklerden 5 kat fazla. Yapılan araştırmalar kadınların halen üçte birinin okula devam etmelerinin engellendiğini, her eğitim kademesinde elenmeye devam ettiklerini ve kadınları engelleyenlerin üçte ikisinin de babaları olduğunu gösteriyor. 

Klasik ataerki iş başında yine ve yeniden. Ataerkillik ve geleneksel geniş aile değerleri medya, siyaset ve aile kurumu aracılığıyla sürekli pompalanıyor. Öyle ya kadının okumasına ve çalışmasına ne gerek var! Zaten olanakları kıt olan yoksul ve düşük gelirli ailelerin kız çocuklarına masraf yapmaları gereksiz. Onlar evlenecek ve anne olacaklar. Evin işlerini ve bakım sorumlulukları öğrensinler yeter.

Biz toplum olarak cahili seviyoruz, öyle değil mi? Zaten okuyan kızların gözü açılıyor, sonra hak-hukuk diyorlar. Yetmezmiş gibi bir de erkeklerin işlerine göz dikiyorlar! Maazallah! 

Ataerkil ve gelenekselci bu bakış açısı, okumuş, gözü açık, haklarını isteyen insanı ve kadını sevmez, istemez. Okursa kadınlar, cinsiyet rollerini evde ve dışarıda sorgularlar. Evişlerinde ve bakım sorumluluklarında erkeklerin de sorumluluk almasını isterler. Erkekler için evin anlamı yan gelip yatma, dinlenme yeri... Onlar ev dışında çalışacak ve haneyi doyuracaklar. Parayı verenin düdüğü çaldığı, çalmaya devam etmek istediği ataerkil aile ve toplum refahı bu sürdürülmek istenen. Bu nedenle de kadını evkadını ve anne olarak görmek istemekte. Bunun dışındaki kadın kimliklerini reddetmekte, gözardı etmekte, hatta görünmez kılmakta…

Türkiye’de istatistiklere göre kendini evkadını olarak tanımlayan 12 milyon kadın var. Önemli bir kısmı kocalarının, çocuklarının ve akrabalarının desteğiyle ya da sosyal yardımlarla geçiniyor, yaşıyor. Çalışmalarına izin verilmiyor ya da çalışsalar bile, bakım sorumluluklarıyla yalnız bırakılıyor. Kadınların çalışma istekleri aileye, topluma ve piyasaya bir tehdit, gereksiz bir maliyet ve yük olarak görülüyor. Kapitalizm, ataerki ve muhafazakâr zihniyet kol kola… 

Ne gereği var, kadınlar okumasına, çalışmasına, evde otursunlar!. İlla çalışmak isterse, zorunlu ise, evde çalışsın. Devlet onlara engelli, dul, büyükanne, hala-teyze maaşı da verir. Hem bu maaş zaten asgari ücretin en fazla yarısı ya da üçte birini geçmez. Piyasa değeri yüksek olan evişi ve eviçi bakım sorumluluklarını nasıl olsa kadınlar yapıyor, aileye maliyeti de yok. Bedava ya da devlet eliyle düşük bedelli... Ataerkil zihniyetle piyasa ve ailenin harmanlandığı bir sosyal politika rejimi bu bizdeki. Kadınlar ne olursa olsun evde kalsınlar, kendilerini ev kadını olarak görsünler. Böylece kadınlar, hem ailede, hem de piyasada erkeklere tehdit de oluşturmazlar. Bir taşla beş kuş misali…

Evde kaldığında ve erken yaşta evlendirildiğinde üç değil, beş de çocuk doğurabilir. 

Üstelik devlet, sosyal yardım temelli ödenen maaşlarla kadınları artık istihdamda da sayılıyor nasıl olsa. Son olarak da devlet baba çalışmayan ev kadınlarına 5510 sayılı yasa ile isteğe bağlı sigortalı olma olanağında vergi muafiyeti getirdi. Evde el işi yapan kadınlar, yani havlu, örtü, çarşaf, çorap, halı, kilim, örgü, dantel, nakış işleri, çiçek, ip ve urgan gibi eşyaları evde kendi olanaklarıyla çalışmaları ve kendileri tarafından belirlenecek kazancın yüzde 32’si oranında prim ödemek koşuluyla. Evet şimdi başlasalar 5400 gün prim ve 61 yaş şartlarıyla yaş haddinden emekli de olabilecekler. Tabiî ki sigortalarını ödeyebilirlerse!


Üye Ol



Üye Girişi