Erkeklik Adaleti: Tekme ya da Mırıldanma | Songül Sallan Gül

Songül Sallan Gül

Süleyman Demirel Üniversitesi, Prof.Dr

songulsallangul@yahoo.com


03.10.2016
821
6
Yazı Boyutu:    
Türkiye’de son birkaç aydır çok şey değişti, ama değişmeyenler arasında kadın meselesi yerini halen koruyor. Yarım olana, kadına, tam olanın, erkeğin haddini bildirme görevi devam ediyor. Bu bir sistem hastalığı, adı erkeklik olan, erkeklere giydirilen bir iktidar hastalığı…
Egemen kaba eril bakış açısı işbaşındaydı yine. Kamusal alana, modern kadın olarak çıkmanın bedeli ödetilmek isteniyor. Bu seferki gerekçe, şort giymek. İstanbul’da şort giymiş bir kadına, hemşireye, kamusal alanda, bir otobüste Bruce Lee misali, havalanıp inen kocaman bir tekme. Tekmeyi atanın “gülen, umursamaz, zaten bana bir şey olmaz” tavrı da bir o kadar pervasızcaydı. Belli ki epey deneyimi de var şahsın, mahallede erkekliği öğrenirken çok çalışmış olmalı. Toplumdaki erkeklik ve sözde dindarlık tahakkümü; evde, sokakta, her yerde mahalle baskısını iyice yaygınlaştırdı. Koca otobüs üç maymunu oynadı.

Bu bireysel bir olay mıydı? Münferit bir olay, bir ruh hastasının tepkisi miydi? 

Öyle gösterilmek istendi. Ancak hem şiddete uğrayan kadın hemşire, hem de kadın örgütleri büyük tepki gösterdi ve olayın peşini bırakmadı. Kadın örgütlerine hukukçular ve demokrat insanlar da katılınca ve olay sosyal medyaya yansıyınca, tepkiler üzerine malum kişi yakalandı. Ama kameralara “adliyeye ön kapıdan girip, aslanlar gibi çıkacağım dışarı” gülüşü yansıdı, önce öyle de oldu ve saldırgan salıverildi. Tepkiler artınca, saldırgan tekrar yakalandı. Hemen şahsı kurtaracak öykü sunuldu; adam hastaydı! Hem kadın da o semtte şort giymeseydi… Hem inançtan, hem de kadınlıktan dem vuruldu, suçlu kadındı.

Suçlu olan kadın olmaktı, şortlu, açık kadın olmaktı. Kadınlar, erkeklerde akıl sağlığı mı bırakıyorlardı, canım! Kadınların gülüşleri, giyinişleri, had bilmezlikleri erkekleri çileden çıkarıp, akıl sağlığını bozuyordu! Suçlunun cezası tez elden verilmeliydi. Erkeklik kompleksi ve nefretiyle... Otobüs olmuş, sokak olmuş, ne fark eder ki! Artık tokat atmak da yetmezdi. Şöyle bir havaya kalkıp, tekmeyi kung-fu edasıyla surata indirmeliydi. El aleme de ders olmalıydı, hem kadınlara hem de diğerlerine, erkeklere… Aile namusunu kurtarmak yetmiyordu artık, toplumun namusunu da kurtarmak gerekliydi. İnfaz orada, surata inen tekmeyle verildi. 

Hani bir dönem kadınlar “eşitlik değil, adalet istesinler” deniyordu ya. İşte bu erkeklik adaletiydi verilen. Ne demek Müslüman mahallesinde şortla gezmek, erkekler dünyasında gönlünce giyinmek... Hem poliste, hem de mahkemede gereği yapıldı. Başbakan bile olay kendine sorulduğunda hafif bir tebessümle, tekmeyi onaylamadığını, ama herkesin yaptığı gibi yanından geçerken mırıldanmanın, mahalle baskınının yeterli olacağını düşünüyordu.  Formülü de katıldığı bir nikâhta söyledi başbakan; “İtaat et, Rahat et!” 

Neyse ki tek ferahlatıcı açıklama Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı’ndan geldi. “Kadınların yaşam tarzına müdahale karşısında olacaklarını” ifade ediyordu. Beyler, kadınlar ne tekme ne de mırıldanma istiyor, unutmayın ki demokrasi, eğer istiyorsak; “karşıdakine, düşüncesine, yaşam biçimine saygı duymaktan” geçiyor. 

Kadınlar erkek adaleti değil, demokratik laik hukuk devletinin eşitlikçi adaletini istiyor.


Üye Ol



Üye Girişi