Hollanda mağduru, Çanakkale fatihi Bakan | Berrin Gürçay Dilekçi

Berrin Gürçay Dilekçi

Kazete imtiyaz sahibi, başyazarı

berrind@kazete.com.tr


10.04.2017
975
22
Yazı Boyutu:    

Referandum sonrası olsaydı bu köşede farklı şeyler yazardım. Belki o zaman AKP'nin geleceğini ya da tek adam rejiminde Türkiye'nin geleceğini tartışırdık.

Gerçi kadınlar açısından ister AKP'nin geleceğinde isterse tek adam rejiminde değişen bir şey olmayacaktı. Kadınlar olarak bugünkü konumumuzdan daha iyiye evrilebilir miydik? Cinsiyet eşitsizliğindeki makas kapanır mıydı? Erkekler daha mı az kadın öldürürdü, daha mı az kadına, kıza, çocuğa tacizde, cinsel saldırıda bulunurdu, yoksa çocuk evliliklerin sayısı mı azalırdı?  Veya  kadınlar ekonomik hayatta ayakları üzerinde daha mı dik dururlardı? Yoksa can simidi olarak sarıldıkları belediyelerin semt evlerinde ürettikleri dikiş nakışları pazar pazar gezip satmaya daha büyük bir umutla devam mı ederlerdi?  Bu soruları uzatmak mümkün...

Daha da mı kötüsü olurdu acaba? Suudi Arabistan’daki hem cinslerimiz gibi olmazdık belki ama Ilımlı İslam’ın örnek ülkelerinden Pakistan'dakiler gibi mi olurduk. Bu ülkede kadınların bisiklete binme hakkı vardır ama, en çok tecavüze uğrayan, asitle yakılan kadınlarda bu ülkededir. Cinsiyet temelli şiddet acısından Pakistan 145 ülkenin ilk ikinci sırasındadır.

Farklı bir gözle bakarsak da, AKP iktidarlarında kadının durumu bundan daha iyisi olamaz. Nasıl iktidarlarının ilk dört yılında, “Gelin, kadınlarımızın sorunlarını çözeceğimiz yasaları birlikte çıkaralım” deyip kadın örgütlerimizin temsilcilerini komisyonlara alıp nasıl kandırdılarsa, yine kandıracaklar, başları sıkışınca da “ne yapalım kandırıldık, aldatıldık” diyerek kurtulmaya çalışacaklar.

Kandırmaya ve kandırılmaya alışık olduklarındandır ki demokrasi, hukuk, insan hakları, hatta ekonomi adına el  attıkları hiçbir şey dikiş tutmuyor.. 15 Temmuz başarısız darba girişiminden bu yana kadına yönelik şiddet daha da arttı. Büyük umutlarla açtıkları Şiddeti Önleme Merkezler ŞÖNİM’ler işlevsiz kaldı. Şiddet gören kadına sahip çıkacak bu merkezler, kadını görmezden gelir oldu. Koca şiddetinden kaçıp karakollara  başvuran kadınlara artık “Hanım bak darbe oldu, işimiz gücümüz var. Şimdi seninle uğraşamayız” denilip ilgilenilmiyor.

Nitekim kadın politikalarındaki başarısızlıkları Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın 2016 faaliyet raporuna da yansıdı. Öngörülen birçok hedef gerçekleşmedi. Kadın, çocuk, engelli, yaşlı, şehit yakını ve gazilerin haklarının korunması ile ilgili bakanlık birimi hedeflerinden sadece 1’ine ulaştı, sadece “Çanakkale Zaferi için 81 ilde mevlit okutma” planı gerçekleşebildi. Hizmette sıfırın nedeni; 15 Temmuz şehitleri ve gazilerine yoğunluk verilmesi ve ülke genelindeki yasın uzun sürmesi ile açıklandı. Bakan Kaya başarısızlıklarına gerekçe olarak ise Bakanlık çalışanlarının motivasyon eksikliğini gösterdi.

Fatma Betül Sayan Kaya’nın bakanlığı döneminde kız çocuklarına yönelik cinsel istismar patladı. 476 kız erken yaşta evlendirildi ve intiharlar arttı. Aile Bakanı olduğu 17 Kasım 2015’den beri 455 kadın, erkekler tarafından katledildi. Cinsiyet eşitliği sıralamasındaki yerimiz 125’den 130’uncu sıraya geriledi. Hollanda mağduru, Çanakkale fatihi Kaya’nın kadın konusundaki başarısızlıkları  saymakla bitmiyor.

Bu arada 600 bin kız çocuğu eğitimden yoksunken Arapça öğretimine erken yaşlarda başlanması, Arapça köyü kurulması gibi düzenlemelerle Türkiye’nin giderek ılımlı bir İslam devletine dönüştürme gayretleri göz önünde tutulduğunda kadının insan hakları kadar “nereye gidiyoruz?”sorusunu da belleklerimize kazımamız gerekiyor.

 İyice kazıyalım ki artık bizi kandıramasınlar!


Üye Ol



Üye Girişi