İsterse kadın çoğaltır sevgiyi... | Huriye Kuruoğlu

Huriye Kuruoğlu

Prof.Dr., Ege Üniversitesi, İletişim Fakültesi Radyo- TV Bölümü Başkanı

huriye.kuruoglu@ege.edu.tr


02.02.2017
1328
25
Yazı Boyutu:    
O’nu yaklaşık dört yıl önce tanıdım. Küçük bir sahil kasabasında çok uzun yıllardır evli olduğu eşiyle birlikte yaşıyordu. Girdiği her ortamda güler yüzü ve pozitif enerjisiyle herkesin sempatisini kazanıyordu. Zaman geçtikçe ve daha fazla birlikte çalışmaya başladıkça en büyük özelliğinin bunlarla sınırlı kalmadığını öğrendim. Sokak hayvanları için kurulan bir dernekte üye idi. Ama her geçen gün kendiliğinden fazla sorumluluk alması ve bu aldığı sorumluluklarıeksiksiz ve mükemmel bir şekilde yerine getirmesiyle hemen öne çıkmıştı. Ve zaman geçtikçe daha yakından tanımaya başladım O’nu. 40 yılı aşkın bir süredir evli olduğu eşiyle mükemmel bir uyum içinde yaşıyorlardı. Karı-koca her ikisi de inanılmaz merhametli, vicdanlı ve yardımseverdi. Gerek çalıştıkları partide, gerekse sokak hayvanları için kurulan dernekte neredeyse tam mesai çalışıyorlar ve ellerinden gelen her şeyi ve hatta fazlasını yapıyorlardı. O küçük sahil kasabasına yerleşmeden önce İstanbul’da, kayınvalidesi, kayınpederi ve beş eltiyle aynı çatı altında denebilecek bir ortamda yaşamışlardı. Değil şikayet etmek, kayınvalidesinden her zaman övgüyle söz ediyor ve O’ndan çok şey öğrendiğini söylüyordu her fırsatta. Kayınvalidesinin sevgi ile onca insanı nasıl bir arda tutabildiğinden hayranlıkla bahsediyordu.Çocukları olmamıştı. İlk yıllarda kalabalık bir ortamda oldukları için hiç çocuk yapmak akıllarına gelmemişti. Yıllar ilerleyince de çok da üzülmeksizin durumu kabullenmişlerdi.  Karı-koca hem kendileriyle hem de dünyayla inanılmaz barışmış bir hayat kurmuşlardı.Bu kendileri ve hayatla barışmış halleri, çevreye dalga dalga yayılıyordu adeta. O’nun bulunduğu ortamda olumsuz bir ruh hali asla yerbulamazdı kendine. 

Yıllardır yerleşmiş oldukları kasabaya daha önceki yıllarda tatil amaçlı gelmişlerdi. Karı-koca her ikisi de çok sevince, bu şirin beldeye taşınmaya karar vermişlerdi. Sevgi, sabır ve zevkle yarattıkları ev de ev olmanın ötesinde gerçek anlamda şahane bir yuva olmuştu onlara ve elbette çevrelerindeki herkese.  Sahil kasabasına yerleştikten sonra da kendilerini insanlar ve sokak hayvanları için çalışmaya adamışlardı. Gün geçmiyor ki anne ya da baba olan pek çok kişinin çocuklarına nasıl zulüm yaptığını okumayalım basında. Anne- baba olmanın sadece doğurmak olmadığının en güzel kanıtıdır bu güzel insan ve sevgili eşi. Sevginin nasıl çoğaltıldığını ve etrafa dalga dalga yayıldığını görmek ve yaşamak için herkesin etrafında bu tür insanlardan olması gerekiyor sanırım. Çocuğumuz yok deyip karalar bağlayıp, kendilerine ve etrafa olumsuzluk yaymaktansa, içlerindeki sevgiyi katlayıp çoğaltarak  tanıdık tanımadık  ihtiyacı olan tüm insanlara ve zor durumdaki tüm sokak hayvanlarına veren, verdikçe de her geçen gün içlerindeki sevgiyi daha da çoğaltan muhteşem bir insan. Ve elbette eşi. Pek çok zaman sorarlar kadınlar birbirlerine, “Bir erkekte en çok hangi özelliği ararsın?” diye. Buna verilecek en birinci cevap “merhamet..” olmalıdır. Çünkü merhametli insan sadece eşine sevgi ve şefkatle yaklaşmakla kalmaz, bir de bu örnekte olduğu gibi böyle bir kadınla da birlikteyse yakın uzak tüm çevresine de sevgi, merhamet  dağıtır bolca. Malı mülkü olmasa da bir erkeği zengin kılan, ve ünvanı, kariyeri olmasa da yakışıklı yapan bu merhamet ve vicdan değil midir?

Zaman zaman düşünmeden edemiyorum. Gerçekten bu tür insanların sayıca çok olduğu kasabalar, şehirler daha çok olsa ülkemiz daha da yaşanır ve de mutlu ve huzurlu bir şekilde yaşanır bir yer olmaz mı?

Böylesi insanların daha da çoğalması dileğiyle. Sağlık ve sevgiyle kalın…


Üye Ol



Üye Girişi