Kadınlar, örtüyle ayrıştırılmaya devam ediliyor… | Songül Sallan Gül

Songül Sallan Gül

Süleyman Demirel Üniversitesi, Prof.Dr

songulsallangul@yahoo.com


03.09.2016
1300
6
Yazı Boyutu:    

Türkiye 15 Temmuz’da yeni bir dönemece girdi. Bu dönemeç çoğu kişi tarafından “bir musibet bin nasihatten iyidir” deyişiyle, ülke demokrasisi için bir kavşak olabilir mi?” anlayışıyla kabul edildi. Aslında pek çoğumuz yıllardır devlet içine sızan FETÖ’nün İslami toplum tahayyülünün, inançtan, eşitlikten, adaletten ne kadar uzak olduğunu, cemaat mantığının geleneksel kayırmacılığını, Cumhuriyet ve Atatürk düşmanlığını ne kadar ileri götürdüğünü yıllardır konuşuyorduk. Laik devlet yapısının korunması ve hukuk devletinin bir gün onlara da gerektiğini söylüyorduk. Ama bazı kulaklar, sağır olmuşçasına duymuyordu, duymak istemiyordu. Tam tersine, kendi düşüncelerine, hayallerine tercüme olduğunu düşünüp, önlerini her yerde açıyorlardı, her istediklerini veriyorlardı. Ne istemişler de vermemişlerdi ki! Bu uğurda neler yapılmadı ki!

1980’lerden itibaren terörü (!) önleme adına, cemaat mantığıyla, askeri darbeyi de kullanıp, dindar toplum yapmak için dinin içi boşlatıldı. 1990’larla küreselleşme adına yeni sağla din özgürlüğü olarak sunulan siyasal İslam, 2000’lerde ılımlı İslam toplumu adına iktidara geldi.

Son yıllarda ise, makam için dindar görünme, eşinin başını kapat(ır)ma, hatta kapanınca makam sahibi olma, yoksullar için okuyabilme ve işe sokma adına cemaat yurtlarına yerleşme, Gülen okullarına çocuklarını yazdırma eğilimi arttı. Hatta ticarette önleri açılsın diye etek öpme, himmet parası verme gibi davranış kodları da neredeyse tek meşru yol gibi sunuldu. Bu yapı, devlete sızma operasyonunu büyük başarıyla uyguladı. Ama unutulan ya da gözden kaçırılan şey Siyasal İslam adına toplumu dindarlaştırma projesinin cemaat mantığıyla yaygınlaştığı, bunun meyvesini de en çok FETÖ’nün topladığı, onunla palazlandığı-palazlandırıldığı. Halen aynı mantık işbaşında görünüyor!

Dindar toplum yaratma adına din eğitimi 1980’lerden beri sürüyor. 4+4+4 ile dindar toplum yetiştirmek için 5 yaşındaki küçük çocuklar okul sisteminde savruldu. Seçimlik derslerle din içerikli dersler, zorunlu gibi uygulandı/uygulatıldı. Din, ahlak ve felsefe dinden ayrıldı. Skolastik din eğitimi yaygınlaştırılırken, fen bilimleri ve sosyal bilimlerin felsefe, mantık ve sosyoloji gibi bazı alanları, önemsizleştirildi. En çok öğretmen alımı din bilgisi öğretmenliği alanda oldu. Tüm okullar hızla imam hatipleştirilirken, İmam Hatip Liseleri hızla yaygınlaştırıldı.

15 Temmuz’da siyasal İslam, FETÖ nezdinde sorgulandı ama cemaat mantığı sorgulanmamışa benziyor. Sanki ders hiç alınmamışçasına, aynı yolda adımlar atılıyor. Devlet cemaatler arası bir paylaşım alanı gibi görünüyor. Oysa bu mantık, Bürütüs misali, tehlike kendi kapılarını çaldı, hem kendi, hem de halkın canına kast etti. Başarılı olsalar tüm ülke karanlığa gömülecekti.

Bu mantık uzun süredir kadın-erkek ilişkilerinde fıtrat meselesini sadece ailede değil, kamusalda sürdürüyor. Erkek egemen toplumsal yapı, aileden devlete kadar, dinle “açık-kapalı” olmakla kadınları ayırıyor, ehlileştirmeye devam ediyor. Üstelik bu “benim başörtülü bacım” söylemiyle simgeleşmiş durumda. Son olarak polis kadınlara işlerini yaparken kapanma özgürlükleri verildi. Ya diğer kadınlar, onların özgürlükleri, talepleri. Onlar ne olacak!

Sorun başı açık ya da kapalılık mesesi değil, yaratılan kültür ve ayrıştırılma kodlarının ataerkil değerlere dayanması, dinle de meşrulaştırılma çabaları. Kadınlar bu ülkede taassup kültürü yüzünden okuyamıyor, çalışamıyor, öldürülüyor. Kadınları dindarlaştırarak, inanç adı altında erkek egemen kültürle ikincilleştirmek, anne olmanın dışındaki kimliklerini tanımamak, eviçi gönüllü hizmet edenler olarak görüp, sömürmek, kadını bedeninden utandırmak, tehlike-tahrik öğesi olarak gör(dür)mek ve ürkütmek, hatta kirli ve tehlikeli olarak tanımlamak hiç kimseyi mutlu etmez. Ne kadınları, ne de toplumu. Mizah yazarı Gülse Birsel’in son yazısında belirttiği gibi bu zihniyetin bizi nasıl ayrıştırdığını artık görmemiz, farkında olmamız gerekli… 


Üye Ol



Üye Girişi