Songül Sallan Gül

Süleyman Demirel Üniversitesi, Prof.Dr

songulsallangul@yahoo.com


01.12.2016
1973
12
Yazı Boyutu:    
16 Kasım 2016 günü yine bir gece yarısı, yangından mal kaçırma operasyonlarından biri az daha gerçek oluyordu. Aslında eril toplumumuzdaki kız çocuklarının çaresizliğinin bir ifadesi olan ve suça karşı cezasızlığın önünü açan cinsel saldırıya ilişkin yasa tasarısı, Meclis komisyonuna geldi; ama bu sefer her kesimden kadının mücadelesiyle tasarının bu haline geçit verilmedi…

Aslında 18 yaş altındaki herkesin çocuk olduğu gerçeği, bizde bir türlü karşılık bulamıyor! Hukuk devletinin eril tahakkümüyle, yasal olarak, kızlar özel hallerde, zorunlulukta, hâkim kararıyla 16 ve aile izniyle de 17 yaşta evlenebilmekte. Cinsel istismar durumunda ise, rıza adı altında, evlilik yaşı 15 kadar inebilmekte. Çocuğun; anne, baba, bakan kişi ya da diğer yetişkinler tarafından uygunsuz ya da hasar verici nitelikte olan ve çocuğun gelişimini engelleyen cinsel içerikli davranışları ifade eden cinsel istismar, hukuksal olarak bir suçtur. Cinsel istismar; çocuk pornografisi, pornografik film seyrettirmeden, teşhirciliğe, cinselliği kışkırtan konuşmalara, cinsel organları okşamadan, tecavüz ve enseste kadar çeşitlenen cinsel eylemleri içermektedir. Ülkemizde çocuk ihmal ve istismarı çoğu kez de, gebelikle sonuçlanarak evliliğe zorlanılmakta ya da ihmal ortamında büyüyen kızlar, evliliği bir kaçış, bir kurtuluş olarak görebilmekte, hatta tecavüzcüsü ile evlenmeyi dahi kabul edebilmekte. Tasarıyla evlilik rıza yaşı 12’ye indirilmek istendi…

Hepimiz biliyoruz ki, yasanın zorunluluk durumu dediği cinsel istismarda (tecavüzcüler de dâhil), evlilik adına cezanın kaldırılmasındaki amaç failin salıverilmesi ve suçun cezasız kalmasının yolunu açmaktı. Ancak daha da endişe uyandıran boyut; kız çocuklarının zorla evlendirilmelerine, hatta evlenmek istemeyenlere yönelik istismar ve tecavüzlere geçit verecek ve geleceğe yönelik olarak da, suçun ortadan kaldırılması tehlikesini içermekteydi. 

Aslında Türkiye’de 2005 yılında yürürlüğe giren Yeni Ceza Yasası’nda cinsel suçlar yeniden ele alınmış, bu suçlara verilen cezalar da arttırılmıştı. “15 yaşın altındaki hiçbir çocuk herhangi bir cinsel ilişkiye rıza gösteremez, bu çocuklara karşı cinsel davranışlar, doğrudan cinsel istismar suçudur. Şikâyete bağlı olmaksızın soruşturulur, kovuşturulur ve cezalandırılır” maddesi kabul edilmişti. Yetişkinlere karşı işlenen cinsel suçlar “cinsel saldırı suçu” olarak ifade edilirken, çocuklara yönelik cinsel suçlarda “cinsel istismar” tanımı getirilmişti. Ancak 15 yaşını doldurmuş çocuğun, “rıza” fiilinin hukuka aykırılığı ortadan kaldırılarak, faillerin cinsel istismar suçundan değil, “reşit olmayanla cinsel ilişki suçu”ndan ceza almaları sağlanarak, evlenmeyi seçmeleri durumunda faile cezadan kurtulma yolu açılmıştı. Konuyla ilgili yine Anayasa Mahkemesi’nin 26 Mayıs 2016 tarihli kararıyla Türk Ceza Kanunu’nun 103. maddesinin cinsel istismarda cezanın alt sınırı belirlenirken, 15 yaş sınırı cezanın ‘orantılılık ilkesi’ne aykırı olduğu gerekçesiyle iptal edildi. 

16 Kasım 2016 tarihli yasa tasarısı ise, Anayasa Mahkemesi’nin iptal ettiği maddeden kaynaklanan açığı kapatmak için bir adım olarak tanımlandı. Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı olarak sunuldu. Cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir neden olmaksızın, 16 Kasım 2016 tarihinden önce işlenmiş cinsel istismar suçlarında, mağdurun yaşını 12’ye çekmeyi ve evlilik koşuluyla failin cezanın infazını ertelemeyi öngördü. Bu gece yarısı yasa tasarısı teklifi 17 Kasım sabahında ise, büyük bir gürültüyle gündeme oturdu. 

‘Namus’ adına ataerkil toplumun çocuk evliliklerini hoşgörme ve suçu cezasız bırakma çabasında, cinsel saldırıda yaş sınırı 12’ye çekilmek istendi. En yetkin siyasetçiler; 12 yaşındaki kız çocuğunun çaresizliğini, insana, kadına zarara veren geleneğin kıskacını, “rıza” olarak tanımlamayı seçti. 12 yaşındaki kız çocuğunuz için hiçbir biçimde onaylayamayacağınız cinsel saldırıyı ve/veya zorla evliliği ki, bu da cinsel şiddettir. Erkek faillerin ‘şan’ını, ‘şeref’ini kurtarmak ve ataerkil toplumu, aileyi yaşatmak adına onaylamaktan gocunmayacaksınız, öyle mi? 

Beyler! 12 yaşındaki kız çocuklarının, aynen yaşıtı olan erkekler gibi, okula gitmeye ve yaşıtlarıyla oynamaya ihtiyacı var. Evcilik oyununa değil!


Üye Ol



Üye Girişi