Muhafazakârlaşan toplumda kadınlar ve erkekler | Songül Sallan Gül

Songül Sallan Gül

Süleyman Demirel Üniversitesi, Prof.Dr

songulsallangul@yahoo.com


03.05.2016
1415
5
Yazı Boyutu:    
14 yıldır iktidarda olan AKP, neo-liberal piyasacı bir yaşam anlayışını giderek yaygınlaştırmış durumda. Bu anlayışta iktidar, AVM’lerde gezen, zenginliği hayal eden, tükettikçe mutlu olan (!), ama cinsler arası ilişkilerde kadınları evde tutmayı hedefleyen bir aile odaklılığı da benimsetti. Ataerkil-tutucu anlayış, “kadın-erkek eşit değildir” düşüncesini politikanın merkezine yerleştirdi ve çok sayıda taraftar da kazandı aslında… 

Ataerkil zihniyetin temelinde yer alan ve erkeğin, kadın karşısında üstün, güçlü, sözünü geçiren, dinleten adam olma fikri fıtrata (!) dayandırılarak, erkekler dünyasının kaleleri fethedildi. Bu toplumda yaşayan hangi erkek, eşitlikçi ideolojiyi benimsediğini düşünülenler bile, dile getirmeye çekinse de, erkek olmanın üstün olmak için yeterli olduğuna inanmakta ya da inandırılmakta. Büyürken duyduğu; “paşam”, “koçum” ya da “aslanım”ın büyüsüne kapılmayan erkek var mı? Ya da ataerkil sistemin gururlarını okşayan bayrağına yelken açmayanı var mı?

Üstelik ataerkil büyünün günümüz kapitalist, tüketici dünyasında gerçekleşme umudunun daha da azaldığı gerçeği karşısında hayıflanırken, modern ile geleneksel arasında, arafta kalmayan, erkeklik krizini yaşamayanı var mı? Connell’in dediği gibi yaşanan erkeklik krizi karşısında erkeklerin çoğu, hatta iktidarın kadınları da, toplumsal cinsiyet eşitliği için mücadele etmek yerine,  iktidarın sözcülüğü yaptı, yandaşlığı tercih etti. Ya da sessiz çoğunluk gibi kenarda oturdu, bekledi ve beklemeye de devam etmekte…

Politik alanda ise, muhalefet CHP ve MHP, etkin bir muhalefet geliştiremedi. Kendi partilerinin eril görünümlerini sessizce korumayı, maço kalmayı tercih etti. Yanlarına aldıkları bir ya da iki kadın başkan yardımcısıyla kadınların sembolik temsilinin sınırlarına razı geldi. Böylece aslında tıpkı AKP gibi kadınları siyasette lig dışı bırakmayı tercih ettiler. Erkek seçmenleri ve partidaşlarını incitmek istemediler. Cinsiyet kotaları olanlar bile bu kotaları erkeklerden yana kullandılar!

AKP, kadınların kariyerini evle onurlandırdı (!). Geleneksel ve dinsel kimlik ve söylemlerle güçlendirdiği kadını, özel alanla, analıkla taçlandırdı. Kadınlar için eşitlik ve kamusal kimlikler ikincilleştirilmek istendi. Ekonomik özgürlükler ve çalışmak kapitalizmin kadınlara kurduğu bir tuzak, sömürü olarak tanımlandı. Kadınlara mutsuzluk getirdiği ilan edildi. Mahremin kadınla tanımlandığı ve bir değer olarak sunulduğu muhafazakâr eril zihniyet, Foucault’cu anlamda, kadınları bir kapanma, kapatılma ilişkisine tabi tuttu. Öyle ya, “iyi, masum, değerli” olan, kadın, özel alanda özel kalmalıydı. Erkeklerden korunmalı, kapatılmalı, sapkın olanlardan sakınılmalıydı! Modern (!) mahrem geri dönmüştü… Peki, bu muhafazakâr toplum tahayyülünde abartılmış üstünlükle modern olamayan, kendini gelenekle tanımlayan erkekleri, erkeklerden kim koruyacak!  


Üye Ol



Üye Girişi