Berrin Gürçay Dilekçi

Kazete imtiyaz sahibi, başyazarı

berrind@kazete.com.tr


05.03.2017
3001
34
Yazı Boyutu:    

16 Nisan'da halk oylamasına sunulacak 18 maddelik anayasa değişiklik teklifinin özünü, kuvvetler ayrılığını tamamen ortadan kaldırıp yasama, yürütme, yargıyı “Tek adam”a devretmenin oluşturduğu herkesçe biliniyor.

Şayet halk oylamasından EVET çıkarsa 2019'dan itibaren yeni Meclis’te bulunacak 600 Milletvekili, sadece dolgun maaşlarını alan ve namütenahi özlük haklarını kullanan, hükümsüz varlıklar haline gelecek. Partisinin başında kalmaya devam edecek bu “Tek adam" tarafsız ve bağımsız da olmayacak.

Bu durumu AKP'ye, hatta Cumhurbaşkanı Erdoğan'a gözü kapalı destek vermiş AKP'liler bile içine sindiremiyor.

İşte bu nedenledir ki; ana muhalefet ne kadar alttan alsa, AKP'lilere sataşmamaya çalışsa da  Cumhurbaşkanı olsun, Başbakan olsun, kıyıdan kenardan dolanıp CHP'ye ve HDP'ye; PKK üzerinden saldırıyor.

Örneğin, “Sandıkta hayır diyecek olanlar PKK ile aynı muameleyi göze alıyorlar demektir. Küsmece yok” sözüyle, referandumda “HAYIR” diyeceklere gözdağı veriyor.

Ya da yeraltı dünyasının önemli isimlerinden biri çıkıp, “15 Temmuz’da Fethullahçı Terör Örgütü’nün üyelerine karşı nasıl ki sokaklarda olduysak, referandumu yapmamak adına sokaklara çıkan birileri olursa, onları sokaklarda bekliyor olacağımızı şimdiden özellikle söylemek isterim. Sırf bunun için bile ‘Evet’ diyeceğim. Kardeşlerim, dostlarım ben varım. Sizler de var mısınız?” diyerek “HAYIR”cılara aba altından sopa gösterebiliyor…

Ayrıca arkadaşıyla çektiği tabancalı fotoğrafını Facebook adresine koyan birileri, “Başkanlık sistemine ‘hayır’ diyenleri tıpkı 15 Temmuz gibi sokaklarda bekliyor olacağız” diyebiliyor.

Dahası mı? Atatürkçülüğünden, laik yaşamından ödün vermemiş, ekmeğini sanattan çıkaran kendisi gibi dürüst, ahlaklı vatansever genç sanatçılar yetiştirmek için uğraş veren duayen bir sanatçımızın eğitim yuvasına benzin döküp, tüm binayı ateşe verebiliyor.

Cumhuriyetin savcıları, yetkili kişileri bu olup bitenleri ise sadece seyretmekle yetiniyor.

Şimdiden HAYIRcıların yüreğine korku salınıyor, sıradan HAYIR toplantıları bile basılmaya çalışılıyor. Sosyal medyada HAYIR diyenler takibe alınıyor.

Olağanüstü Hal döneminde yapılacak referandumun ne denli adaletsiz olacağını herkes biliyor ama sesini çıkaramıyor. Her an çıkarılabilecek yeni bir KHK ile korku salınacağını hissediyor.

 Ancak bu tehlikeyi aşmanın tek yolunun halkın en az yüzde 90'ının sandığa gitmesi gerektiği uzmanlarca  söyleniyor.

Referandum sayacı geri işledikçe havanın daha da gerginleşeceğinden duyulan kuşku giderek artıyor.

Bu durumu tespit edenlerden yılların hukukçusu AİHM eski yargıcı, Demokrasi için Birlik Sözcüsü Rıza Türmen, anayasa değişikliğinin olağanüstü hâl (OHAL) uygulamaları gölgesinde yapıldığını hatırlatarak “Türkiye’de anayasa yapmaya uygun bir ortam yoktur. Ya referandum ertelenmeli veya OHAL kaldırılarak ortam demokratikleştirildikten sonra anayasa değişiklikleri yapılmalıdır” diyor.

Ama çok geç. Artık ok yaydan çıktı. Kimi vuracağını 16 Nisan'da göreceğiz.

 


Üye Ol



Üye Girişi