Üniversitelerde Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Eğitimi Kime Verilmeli? | Songül Sallan Gül

Songül Sallan Gül

Süleyman Demirel Üniversitesi, Prof.Dr

songulsallangul@yahoo.com


01.08.2015
1753
4
Yazı Boyutu:    
Dün telefonda görüştüğüm bir arkadaşım, Yüksek Öğretim Kurulu'nda-YÖK'te-yapılan bir toplantıda, üniversitelerde öğrenim gören erkek öğrencilere yönelik "toplumsal cinsiyet eşitliği eğitimin"in verilmesinin planlandığını ve bu planlamaya ilişkin pilot çalışmanın da Anadolu üniversitelerinde yürütüleceğini söyledi. Bu konuda yıllardır eğitim veren, bizler, kadın akademisyenler, böyle bir çalışmanın gerekliliğini zaten biliyorduk. Bu tür eğitimler, tüm yönetsel ve siyasal eril dirençlere karşın, dersler ve projeler kapsamında, yapılıyordu da. Ancak son beş yıldır Anadolu üniversitelerinde Kadın Araştırma Merkezlerindeki çalışmalar bile bu eril zihniyetin bir göstergesi olarak durma noktasına geldi/getirildi.

YÖK tarafından bu konuyla ilgili 7 Mayıs 2015 tarihinde "Toplumsal Cinsiyet Eşitliğine Duyarlı Üniversite Çalıştayı" düzenlendi. Çalıştayda; "Toplumsal Cinsiyet Eşitliği" dersinin zorunlu ders olarak müfredata entegre edilmesi, üniversitelerin akademik ve idari personeline, toplumsal cinsiyet farkındalığının kazandırılması, üniversitelerde toplumsal cinsiyet eşitliğinin genel kabul görünürlüğünün sağlanması ve üniversite ortamında şiddet, cinsel taciz, istismar ve mobbing gibi konular ile neler yapılabileceğine dair öneriler ele alındı. Sonuçta YÖK, üniversitelerde seçmeli ders düzeyinde toplumsal cinsiyet dersinin açılabileceğine ilişkin bir açıklama yaptı. Ancak bu öneri, üniversitelerin mevcut eril yapısı ve aile odaklı iktidar politikaları nedeniyle çok da karşılık bulmadı.

Şimdi şaşırtıcı olan ise, toplumsal cinsiyet eşitliğine inanmadığını son birkaç yıldır her fırsatta ilan eden siyasal iktidarın yönetimindeki YÖK'ün, böyle bir denemeyi planlamasıdır. Seçim hesapları yapan iktidar, tek başına iktidar olabilmek için yeniden çağdaş dünyanın (!), özellikle AB'nin onayını almayı düşünüyor olmalı ki, eril yapıyı dönüştürmek için (!), erkek öğrencileri hedef alan bir pilot çalışma yapmayı tasarlıyor. Güzel bir gelişme, ama yetmez (!), hemen YÖK'e şöyle bir öneriyi sunalım isterseniz; erkek öğrencilerle beraber Rektöründen Enstitü Müdürüne kadar neredeyse tümü erkek olan üniversite yönetimlerini de bu eğitimler kapsamında düşünsün. Ne dersiniz?

Planlanan çalışmada sevindirici bir başka bilgi, projeden sorumlu olan kişinin eski bir rektör olan kadın akademisyen olması. Kadın akademisyen olarak, seçilecek üniversiteler ve eğitimciler konusunda dikkatli davranmasıdır. Umarım bu plan, bir seçim stratejisi olmaz, suya düşmez. Pilot üniversitelerin seçiminde toplumsal cinsiyet konusunda farkındalığı yüksek en az bir kadın rektör yardımcısı bulunan Anadolu üniversiteleri seçilir. Çünkü Anadolu illerinde kurulan üniversitelerin çoğunda hâkim olan taşralılık ve eril nitelik, 'düşünsel' ve 'entelektüel' yapıya fazlasıyla işlemiş durumda. Bu nedenle eğitimleri verecek üniversitelerin ve akademisyenlerin toplumsal cinsiyet eğitimi konusunda bilgili ve deneyimli olması çok önemli. Özellikle toplumsal cinsiyet lisansüstü eğitim programı ve yeterliliği olan üniversitelerin seçilmesi gerekir ki, çalışma başarıya ulaşsın. Şu da unutulmamalı ki, toplumsal cinsiyet eğitimleri her iki cinse beraber verilirse, gerçekleşmesi planlanan projenin başarı düzeyi artar. Bunun yanı sıra Anadolu üniversitelerinin öğrenci profilinin çoğunlukla; küçük kentlerden ve ataerkil ailelerden gelen bireylerden oluştuğu düşünüldüğünde, cinsiyetleri birbirinden ayıran değil, bir arada eğiten ve cinsiyetçi yargıları birlikte yıkmayı hedefleyen küçük grup eğitimlerine öncelik verilmelidir.

Üye Ol



Üye Girişi