Ferzan Sarpkaya

Köşe Yazarı

20.11.2017 - 00:39
321
4
Yazı Boyutu:    
Gözleriyle denize sığınmaktı belki çocukluk, onlar için, bir
bayram gününde.
      Denizi kucaklarcasına beş çocuk, Karşıyaka vapurunda.
      Üç anne yanlarında, onların gözleri, deniz sonsuzluğunda.
      Kadın sığınma evindelermiş İzmir de.
      Üçünün de hikayesi ağır, bir o kadar da benzer.
      Geniş ailelerde yaşam, daha çok şiddete maruz bırakmış.
      Taciz, dövme, yaralama, tecavüz bu ailelerin içinde yaşanmış.
      Ölmeyi denedik beceremedik,
      Öldürülesiye dayaklar bile öldürmedi bizleri diyorlar.
      Üçü de denize kıyısı olmayan şehirlerden, kaçıp gelmişler.

      Çocuklarını da zimmetlenerek. 
      Beş çocuğun üçü de birinin.
      Diğerinin iki çocuk, bir diğerinin ki daha bebek...
      Hikayeleri uzun acı ağlamaklı ve derin.
      Aile içi terörünün her türlüsünü yaşamışlar.
     Tedavileri de devam ediyormuş, psikiyatri ve kadın doğum da.
      Çocuklarıyla birlikte, bir gelecek hayalindeler iş, bir ev, ve
unutabilmek geçmişin acısını.
      Okutabilmek çocuklarını, geçmişe aman vermeden,
     
      Çocuklara gözlerim takılıyor, yeniden.
     
İlk defa denizin içindeler, çarpan  beş çocuk yürek.
      Balık görme telaşı, bir yanda martı izlemeleri..
      Bu kadar mıdır? Mutluluk onlar için diye de düşünmeden
edemedim.
       Deniz uçsuz bucaksız, mutlu demek ki deniz olan şehir.

      Türkiye'de 27 deniz şehri ve sanki daha farklı bu illerde
 yaşam.
    
      
Eskişehir'de de yapay deniz, neden her ilde olmasın.
 
       Belli ki daha mutlu, deniz çocukları ve gölleri deniz sanan
çocuklar.

ÇOCUK HAKSIZLIKLARI

   Çocuklara özel bir ilgi gösterilmesi gerekliliğinden doğan,
   1924 yılında, Cenevre Çocuk Hakları Bildirisinden sonra,
   20 Kasım 1959'da,Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nca
   Çocuk Hakları Evrensel Beyannamesi olarak güncellenmiş,
   20 Kasım 1989 tarihinde de daha geniş olan''Birleşmiş Milletler
   Çocuk Haklarına Dair  Sözleşme'' ile değiştirilmiştir.
   2. Eylül.1990 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
   Türkiye, Eylül 1990 tarihinde imzaladığı sözleşmeyi,
   Ocak 1995 tarihinde onaylamıştır
 
   Bu sözleşme Birleşmiş Milletler üyesi ülkelerin, Amerika ve
   Somali hariç, tüm ülkeler tarafından kabul edilmiştir.
   
    18 yaşın altında herkes çocuktur, ve haklardan yararlanacaktır.
    Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesinin on ilkesi:
1. Tüm dünya çocukları bu bildirgedeki haklardan din,dil, ırk renk,
     cinsiyet  milliyet, mülkiyet, siyasi, sosyal sınıf ayırımı yapılmaksızın
     yararlanmalıdır.
 2. Çocuklar özel olarak korunmalı, yasa ve gerekli kurumların yardımı
     ile zihinsel, fiziksel, ahlaki,ruhsal ve toplumsal olarak sağlıklı normal koşullar
     altında özgür ve onurunun zedelenmeyecek şekilde yetişmesi sağlanmalıdır.
     Bu amaçla çıkarılacak yasalarda çocuğun en yüksek çıkarları gözetilmelidir.
  3.Her çocuğun doğduğu anda bir adı ve bir devletin vatandaşı olma hakkı vardır.
  4. Çocuklar sosyal güvenlikten yararlanmalı, sağlıklı bir biçimde büyümesi için
      kendisine, annesine doğum öncesi, sonrası özel bakım ve koruma,
      Çocuklara yeterli beslenme, barınma,dinlenme,oyun olanakları ile 
      tıbbi bakım da sağlanmalıdır.
   5.Fiziksel, zihinsel ya da sosyal bakımdan özürlü çocuğa gerekli çocuğa
      gerekli eğitim ve bakım sağlanmalıdır.
   6 .Çocuğun kişiliğini geliştirmesi için anlayış ve sevgiye gereksinimi vardır.
       Anne ve babasının bakımı ve sorumluluğu altında her durumda bir sevgi 
       ve güvenlikortamında yetişmelidir. Küçük yaşlarda çocuğu annesinden
      ayırmamak için bütün olanaklar kullanılmalıdır. Ailesi ve yeterli desteği
       olmayan çocuklara özel bakım sağlamak  toplumun ve kurumların
       görevidir.Çocuk sayısı fazla olan ailelere devlet yardımı yapılmalıdır.
    7.Genel kültür ve yeteneklerini, bireysel karar verme gücü, ahlaki ve
       toplumsal sorumluluğu geliştirecek topluma yararlı bir üye olmasını
       sağlayacak eğitim hakkı verilmelidir. Bu eğitimde sorumluluk önce
       ailenin olmalıdır. Eğitimin ilk aşamaları parasız ve zorunlu olmalıdır.
    8. Çocuk her koşulda koruma, kurtarma olanaklarından ilk yararlananlar
        arasında olmalıdır.
    9. Çocuklar her türlü istismar, ihmal, sömürüye karşı korunmalı ve hiçbir
        şekilde ticaret konusu olmamalıdır. Çocuk uygun bir asgari yaştan
        önce çalıştırılmayacak, sağlığını eğitimini tehlikeye sokacak fiziksel
        zihinsel ve ahlaki gelişmesini engelleyecek bir işe girmeye zorlanmayacak
        ve izin verilmeyecektir.
   10.Çocuk ırk, din ya da başka bir ayrımcılığı teşvik eden uygulamalardan
        korunacaktır. Anlayış, höşgörü, insanlar arası dostluk , barış ve
        evrensel kardeşlik ortamında enerji ve yeteneklerini diğer insanların
        hizmetine sunulması gerektiği bilinciyle yetiştirilmelidir. 
  
         Sözleşmenin altında imzası bulunan ülkeler, çoktan unutmuşlar imzalarını.
         Türkiye'de dahil.
       
          Maalesef, yaşam da karşılığını bulamamış,
          Bu haklarıyla bile korunamayan çocukluk.
          Dünyayı yönetenler, ülkemiz yöneticileri ve bizlerin gözlerinin önünde.
          Çocukluğu yaşayamadan, kadın olmuş, satılmış kız çocukluk.
          Ellerine silah, taş, sopa verilmiş erkek çocukluk.
          Petrol için ülkelerine yağdırılan bombalar arasında 
          BÜYÜKLERİN savaşında gündelik hayatın bir parçası olan çocukluk.
          Balon, uçurtma uçurmayı bilmeyen çocuk hayatına uzak çocukluk. 
          Beslenme yetersizliğinden, bombalardan ölen çocukluk.
          Tacize, tecavüze uğrayan, tehditler altında ki çocukluk.
          Nüfus cüzdanları bile olmayan kayıp çocukluk.
          Kaçırılıp organları çalınan, çalışmaya zorlanan köle çocukluk.
          Eğitimden, sevgiden, höşgörüden uzak çocukluk.
    
          Aslen her yer de, hep mağdur çocukluk.
 
          Bu haklar her doğan çocukluğa, verildiğinde değer bilinciyle
          Topluma katılan, insan olacaktır çocukluk.
 
          Yaşam koşulları değiştirilemeyen, yaşamı esirgediğimiz, çocukluk ise,
          Bu kez, topluma hırsız, kapkaççı, terör, ırza geçen oluyor çocukluk.
 
          Anayasamızda, ülkeyi yönetenler de
         ''ÇOCUK ÜLKENİN GELECEĞİDİR'' der.
          Demek ki gelecektir çocukluk.
 
               
         
        
           
 

?



Üye Ol



Üye Girişi