Gaye Güngör

gayegungor.com

30.03.2018 - 19:52
1732
11
Yazı Boyutu:    

Cinsiyet döllenme esnasında belirlenir. Yumurta hücresi XX kromozomu taşır . Yumurtayı dölleyen sperm hücresi Y kromozomu taşıyorsa doğacak bebeğin cinsiyeti erkek (XY), X kromozomu taşıyorsa kız olur (XX). Bu biyolojik bir farklılıktır. Toplumda biyolojik cinsiyetine göre bireye biçilen konuma ise toplumsal cinsiyet denir.  Cinsiyet de toplumsal cinsiyet de kategoriktir; iki bileşenden oluşur: dişi ya da erkek, kadın ya da erkek/adam.  Cinsiyetarası (intersex) ya da erdişi (hermafrodit) doğan bebeklere de ebeveynlerin rızasıyla bir cinsiyet atanır. Bebeğin cinsiyetsiz ya da çok cinsiyetli doğması sanılanın aksine yaygın denecek bir durumdur. Dünyada 2000 doğumdan biri erdişi (intersex) bebekle sonuçlanır.

Doğada ise bunun örnekleri çok daha yaygındır. Örneğin, tatlı su (Lymnaea stagnalis) ve  kahverengi bahçe (Cornu aspersum) salyangozları ilişkide verici veya alıcı rolünü seçebilen hermafrodittirler. Deniz atları (Hippocampus), Afrika sırtlanları (Crocuta crocuta), mürekkep balıkları (Sepiida),  küçük yılanlar (Thamnophis sirtalis), cinsiyetin akışkan olduğunun doğadaki kanıtlarıdır. Üreme kimliklerini değiştirebilir, ihtiyaca göre karşı cinsin davranışlarını uyarlarlar. Bazı hayvanların  hem erkek hem dişi üreme organları vardır. Aslında, cinsiyeti iki değere indirmek (erkek-dişi) doğaya aykırıdır, tersi değil. Bu görüşü benimsemek, bireyin biyolojik cinsiyetini toplumun merkezine yerleştiren bakış açısını da yıkmamıza yardımcı olur. Elbette birçok toplum ahlaki açıdan buna henüz hazır değildir. Olaya birey bazında baktığımızda ise kendini ateist olarak tanımlayan insanlar bile cinsiyetsizlik, çift ya da çok cinsiyetliliği anomali ya da gelişim bozukluğu olarak görmektedir. Şüpheci ve temkinli yaklaşımların temelinde sadece din yatmıyor anlayacağınız, kültür, din kadar önemli bir faktör.

Beni bu hafta bu konuyu ele almaya iten iki olay oldu. Birincisi, Pakistan’da Marvia Malik’in ülkenin ilk transseksüel ana haber bülteni spikeri olarak göreve başlaması. İkincisi de, Berlin’de yeniden alevlenen umumi tuvaletlerin kadın ve erkek şeklinde olmasının ayrımcılık kabul edilmesi. Birinci olay, Batı’da coşkuyla ve memnuniyetle karşılandı. Ana akım medya organları, programlarında Malik’e yer verdiler, kendisini canlı yayınlara çıkardılar ve Pakistan’ı yere göğe sığdıramadılar. Bu olay, bana göre, Batı’nın ikiyüzlülüğünün bir göstergesiydi çünkü Batılı ülkelerde interseksüel/transseksüel bireyler hala hakları için mücadele ederken, nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan ve geleneksel bir toplumsal yapının hakim olduğu Pakistan, üçüncü cinsiyeti birçok Batılı ülkeden önce 2012 yılında resmi olarak kabul etmişti. Eminim ki Batı’da liberal geçinen birçok insan Pakistan’da yaklaşık altı yıldır böyle bir yasanın olduğundan habersizdi. Ne zaman ki, Marvia Malik ülkenin ilk transseksüel ana haber spikeri olarak göreve başladı, o zaman dünya bundan haberdar oldu.

Aslına bakarsanız, Doğu (Şark) eşcinsellik ve kadın hakları konusunda tarihsel olarak Batı’nın her zaman bir adım önünde yer aldı.  Türk kadını, seçme ve seçilme hakkını, ulu önder Mustafa Kemal Atatürk’ün sayesinde Batılı hemcinslerinden önce elde etti. Batı’da eşcinselliğin bir suç kabul edildiği yıllarda Doğu ülkelerinde böyle yasalar yoktu. Batı ancak son yıllarda Doğu’nun önüne geçti ve ahkam kesmeye başladı. Bence Türkiye Cumhuriyeti Devleti sınırları içinde yaşayan LGBT olarak da bilinen eşcinsel/transseksüel bireylerin bize özgü bir anlayış geliştirmek ve terminoloji üretmek gibi bir sorumluluğu var. Evet, LGBT bireyleri topluma kazandıramadığımız, yaşamın kıyısına itip marjinalleştirdiğimiz doğrudur ama aslında toplumumuz onlarla yaşamaya özünde karşı değildir. Bu konuda LGBT örgütleri ile birararaya gelmeyi ve bu konuları tartışmayı çok isterim. Bu da benden bir çağrı olsun.

Geçtiğimiz yıl, Pakistan’dan yaklaşık beş sene sonra, Almanya, üçüncü cinsiyeti resmen tanıdı. Alman Federal Anayasaya Mahkemesi erdişi bireylerin kimliklerinde "erkek" ya da "kadın" ibarelerinden birini seçmeye zorlanmalarının ayrımcılık olduğuna hükmederek nüfus cüzdanlarından cinsiyet hanesinin ya tamamen kalkmasına ya da kimliklere üçüncü bir cinsiyet hanesinin eklenmesine karar verdi. Mahkeme, yasal düzenlemeler yapılması için eyalet yasama organlarına  31 Aralık 2018’e süre tanıdı.

Amerika Birleşik Devletleri’nde de 2017 yılının Haziran ayında, Oregon eyaleti, ehliyetlerde  cinsiyetsiz/cinsiyetler üstü seçeneğini tanıyan ilk eyalet oldu. Onu Washington, New York ve Kaliforniya eyaletleri izledi.  Doğum belgeleri dahil olmak üzere tüm yasal belgeler üzerinde bireylerin cinsiyetini cinsiyetsiz olarak belirlemelerine imkan veren düzenlemeler kabul edildi. Konuyla ilgili farklı bir karar ise Kanada’dan geldi. Kanada’nın British Columbia eyaletinde yaşayan ve dünyaya getirdiği bebeğini cinsiyetsiz olarak yetiştirmek isteyen interseksüel bir ebeveyn yerel makamlara karşı açtığı davayı kazanarak cinsiyetsiz bir kimlik almaya hak kazandı.  

Fırsat bulup da yeni nesil çipli kimlik kartı için gereken belgeleri toparlayamadığım için benim nüfus cüzdanım hala eski pembe nüfus cüzdanı. Cinsiyetimin yazmasına gerek bile yok, kendisi bas bas bağırıyor. Eee tabi kızlara pembe erkeklere mavi değil mi? İyi de bunun nesi tuhaf ki? Doğacak bebeğin cinsiyetini ne kadar erken öğrenirsek o kadar iyi. Odasını ona göre döşeriz, giysilerini ona göre alırız. Bir de benden size bir tavsiye. Siz siz olun, gebe bir kadına, bebek kız mı oğlan mı diye sakın sormayın. Alacağınız cevap yüzde doksan oğlan değil erkek olacaktır. Oğlan da neymiş canım, bebek erkek olacak erkek!  


Üye Ol



Üye Girişi