Gaye Güngör

gayegungor.com

07.03.2018 - 15:16
2434
2
6
Yazı Boyutu:    

Bugün 8 Mart Dünya Kadınlar günü...Duygu Asena “Kadının Adı Yok” diyeli 20, Pınar Kür Asılacak Kadın’ı yazalı 25  yıl oldu. Bu 20 yılda neler oldu, neler değişti? Değişen fazla bir şey yok demek kadın hareketine adanmış yaşamlara haksızlık olur.  Kazanımları küçümsemek hatta yok saymak olur.  Bugün yapmamız gereken, Türkiye’de ve dünyada elde edilen hakları ve bu uğurda mücadele eden kadınları (ve erkekleri) takdir etmek ve mücadeleye yılmadan omuz omuza devam etmek.

2018 yılında dünyanın en gelişmiş ülkelerinde bile kadınlar halen her yönden ikinci sınıf vatandaş olmaya devam ediyor.  Kadın ile erkek aynı işi yaptığı halde kadınlar erkeklerden daha az kazanıyor.  Her gün her dakika dünyanın herhangi bir yerinde bir kadın cinsel ayrımcılığa uğruyor. En acısı da, ırk, dil, din, etnik köken, eğitim durumu ve hatta sosyal statü gözetmeksizin her gün fiziksel, cinsel, psikolojik ve ekonomik şiddete maruz kalıyor, tecavüze uğruyor ve cinayete kurban gidiyor.

Geçtiğimiz günlerde İngiltere’de kadınlar seçme ve seçilme hakkına kavuşmanın 100'üncü yılını kutladı.  Ülkede yıllarca verilen mücadelenin sonunda, 6 Şubat 1918'de 30 yaşını tamamlamış kadınlara oy hakkı tanınmış ve bu hak 10 yıl sonra 21 yaşını doldurmuş kadın ve erkekleri de kapsayarak evrenselliğe yaklaşmıştı.  Peki, yüzyılı geçkin mücadelelerinin sonunda bugün İngiliz kadınlar önceki nesillere kıyasla daha iyi bir durumda mı? İngiliz Sigorta Enstitüsü’nün (CII) son araştırmasına göre hayır.  İngiltere'de kadınlar yaklaşık 100 yıldır seçme ve seçilme, 50 yıla yaklaşan bir süredir de kağıt üzerinde eşit işe eşit ücret hakkına sahip; ancak CII'nın araştırmasına göre, İngiliz kadınların günümüzde artan mali risk seviyeleri göz önüne alındığında  elli yıl önceki hemcinslerine göre birikim yapma ihtimalleri çok düşük.

Bütün bunlara rağmen geleceğe umutla bakabilmek için sebebim var çünkü son dört aydır dünya daha önce görülmemiş bir kadın hareketiyle sallanıyor.  Kadınlar dünyayı öyle bir salladı ki, en güçlü adamlar yerlerinden oldular.  Skandal, New York Times gazetesinin Oscar ödüllü birçok filmin yapımcısı Harvey Weinstein hakkındaki yazısıyla patlak verdi. 5 Ekim 2017 tarihinde, New York Times, Harvey Weinstein'a son 30 yıl içerisinde aralarında tanınmış oyuncuların da bulunduğu bir çok kadın tarafından cinsel taciz suçlaması yöneltildiğini yazmış ve Gwyneth Paltrow, Angelina Jolie, Ashley Judd, Mira Sorvino, Rose Mc Gowan ve Cara Delevingne gibi ünlü oyuncuların ifadelerine yer vermişti. Jodi Kantor ve Megan Twohey’in haberi, Weinstein‘in kendisine yöneltilen bu suçlamaları ve hatta açılan davaları yaklaşık otuz yıldır rüşvetle ve gözdağı vererek örtbas ettiğini ortaya çıkardı.   İddialar üzerine, Oscar ödüllü ünlü yapımcı Harvey Weinstein'ın kurucusu olduğu, the Weinstein Company (TWC) Yönetim Kurulu Weinstein'ın sözleşmesini feshetti ve hemen ardından Oscar ödülleri olarak bilinen Akademi Ödüllerini sinema dünyasına dağıtan Sinema Sanatları ve Bilimleri Akademisi, Weinstein'i üyelikten çıkardı.

Elbette tanınmış erkekler daha önce cinsel istismar ve suistimal iddialarıyla karşı karşıya kalmışlardı. Donald J. Trump bütün suçlamalara, tanıklara, delillere rağmen ABD Başkanı seçildi. Bill Clinton görevini ifa etmeye devam etti. Fakat Weinstein ile başlayan tepkiler çığ gibi büyüdü. ABD'li aktris Alyssa Milano’nun 15 Ekim 2017 tarihinde attığı bir tweet ile başlayan tepki dünya çapında bir harekete dönüştü.  Twitter’da ''MeToo'' (Ben de) etiketiyle dünyanın dört bir yanından onbinlerce kadın ve erkek yaşadıkları travmaları tüm dünyayla paylaştılar.  Milano’nun başlattığı bu kampanya tacizcileri olduğu kadar yapılan tacizleri bildiği halde görmezden gelerek suç ortaklığı yapanları da hedef aldı. Tacize uğrayan kadınlar Weinstein gibi nüfuzlu bir kişiye karşı mücadele edemeyeceklerini düşündükleri için bunca yıl sustuklarını ifade ettiler.  NY Times’ın haberi ve Milano’nun sosyal medyadan yaptığı çağrı, sahip olduğu gücü taciz ve istismar için araç olarak kullananları ve tacizi görmezden gelerek yok sayanları da ifşa etmek gerektiği konusunda ünlülerin sorumluluklarına odaklanarak başka bir boyut kazandı.

Weinstein ile ilgili iddialar ve suçlamalar sürerken eğlence ve film dünyasının kalbi Hollywood ardı ardına gelen iddialarla sarsılmaya devam etti (ediyor).  Holywood’un tanıdık yüzleri birer birer cesurca yaşadıklarını paylaşarak milyonlarca mağduru yüreklendirdi .  Ülkemizde beğeniyle izlenen “House of Cards” dizisinin Oscar ödüllü oyuncusu Kevin Spacey; Yağmur Adam filmindeki performansıyla hafızalarımıza kazınan bir başka Oscar ödüllü oyuncu Dustin Hoffman; Rocky ve Rambo filmlerinin efsanevi oyuncusu Sylvester Stallone ve son olarak da Holywood’un jönlerinden kabul edilen Ben Affleck.

“Me Too” kampanyasını çok daha örgütlü“Time is Up” (Vakitdoldu) hareketi izledi. Aralarında Reese Witherspoon, Emma Stone, Eva Longoria, Natalie Portman ve America Ferrera gibi ünlü oyuncuların bulunduğu sinema, eğlence ve medya sektöründen 300’ü aşkın kadının oluşturduğu “Time is Up” girişimi cinsel eşitsizlik, ayrımcılık, istismar, taciz, şiddet ve tecavüzün etraflıca konuşulmasının ve somut adımlar atılmasının vaktinin geldiğini bir mektupla bütün kadınlara duyurdu. Öncelikle, işyerlerinde cinsel istismara maruz kalan kadın ve erkeklere yasal destek sağlamak için bir yasal savunma fonu kuruldu. Fon daha ilk gününde 13 milyon dolara ulaşan bağışlarla rekor kırdı. Bu para ve daha sonra fon için toplanacak yardımlarla kendini savunmak için yeterli maddi kaynağa sahip olmayan kurbanlara destek amaçlanıyor. Kampanya kapsamında,süregelen tacizlere göz yuman şirketleri cezalandırmak ve mağdurları susturmak için gizli anlaşmaların yapılmasını caydırmak için yasalar çıkarılması; film stüdyoları, casting ve yetenek ajanslarında toplumsal cinsiyete dayalı eşitliğe ulaşmak için düzenlemeler yapılması ve Altın Küre Ödül Töreni'nde kırmızı halıda yürüyecek ünlü kadınlara cinsel tacize karşı farkındalık yaratmak için siyah elbise giymesi çağrısı da yapıldı.

Holywood’u sarsan bu skandallar çok kısa bir sürede medyaya ve hatta siyasete de sıçradı. Yıllardır ilgiyle izlediğim televizyon programı Charlie Rose Şov’un yapımcısı ve sunucusu duayen televizyoncu,haberci Charlie Rose. Siyaset cephesinde, Alabama Senatörlük yarışını kazanması garanti gözüyle bakılan ırkçı, dinci ve homofobik Senatör adayı Roy Moore.  Moore, Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald J. Trump’ın desteğine karşın senatörlük yarışını kaybetti. Akabinde, ABD Kongresi'nin en uzun süredir görev yapan üyesi Demokrat John Conyers, hakkında çıkan cinsel taciz iddiaları üzerine Temsilciler Meclisi Adalet Komitesi'ndeki görevinden ayrıldı. Conyers kendisine yöneltilen suçlamaları reddetti ancak suçsuzluğunu kanıtlamak üzere Komite'deki görevinden ayrıldığını açıkladı.

Anlayacağınız siyaset, sanat, spor, basın ve eğlence dünyasının saygıdeğer geçinen ve çok kazanan bütün“bey”lerinin foyası ortaya çıktı. Hani derler ya, takke düştü, kel göründü. Artık kimse susmuyor, korkmuyor, saklamıyor, saklanmıyor…Keşke bu söylediklerim doğru olsa…Babası, dedesi, ağabeyi, kardeşi, amcası, dayısı, öğretmeni, hocası, kocası, sahibi, kayınpederi, kayınbiraderi, komşusu tarafından tecavüze uğrayan milyonlarca yürek dayak yemekten, işkence görmekten ve öldürülmekten korkmadan sesini duyursa…Peki ya dili olmayan hayvan dostlarımız?

Tarih 3 Mart 2018… DilekTaş, Hülya Kurt ve Nursel Karagöz; “ Üç İnsan Üç Kadın Üç Anne” sloganıyla ,Türkiye'de yaşanan çocuk, kadınlar ve hayvanlara yönelik artan istismar, şiddet, taciz ve tecavüzler ile doğa katliamlarına dikkat çekmek amacıyla hazırladıkları 9 maddelik dilekçe ile Çanakkale’den Ankara'ya doğru yola çıktı. 40 gün boyunca yolda toplayacakları imzaları Türkiye Büyük Millet Meclis’ine teslim edecek bu üç kadın, Hollywood’da ki hemcinsleri gibi dünya çapında ses getiremeyebilirler ama geleceğe umutla bakabilmemiz için tüm kadınlara örnek oldukları kesin.



Yorumlar

Sedef Akdan

01.04.2018
Kankitoş yazılarını büyük bir merakla ,heyecanla ve gururla okudum ve tekrar tekrar da okumaya devam ediyorum.Araştırmacı kimliğinle,bu dünyada farkındalık yaratarak ,insanlığa bir nebze katkı saglayabiliyrsan ne mutlu sana diyorum.Ne mutlu bizede ki bizim de bunları okuyup ,hedef kitlelere ulaştırma şansına sahip oluşumuz.Diline,bilgine,araştırmalarına ve dile getirişine saglik!Yazılarının bir kar tanesinden , çığ olup büyümesi dileğiyle!!!

Emine Dalgıç Özgür

24.03.2018
Gayecim başarılı ve değerli yazınla farkındalığı artmış bir okur olarak teşekkür ederim sana.Kalemine sağlık

Üye Ol



Üye Girişi