11.10.2019 - 01:21
872
3
Yazı Boyutu:    
ARDA,  KİM MİLYONER OLMAK İSTER yarışmasında 1 Milyonluk soruyu da bilerek bir milyonu kazandı. Ama en önemlisi milyonların da gönlünü kazandı. Tıp fakültesin de okuyor.. baba ve annesi  4 yaşında iken boşanmışlar ve baba  bugüne kadar onu hiç aramamış, babasız büyümüş, annesi ev hanımı, devletin bursu ve teyzesinin verdiği harçlıkla şimdi tıp fakültesinde okuyor.

Harçlıklarını kitaba yatırmış ve dört kitap yazmış henüz  19 yaşında...

Daha çok kitap almak için bu yarışmaya girmiş.. geçen yıl 150 kitap okumuş ve bunu az buluyor..

Babası olmayan, annesi ev hanımı olan  çalışmayan, yardım ve burs ile bunu başarabilen ve üstüne bir de tıp fakültesini kazanıp okuyabilen çocuk bunu başarabiliyorsa , bizler neler yapabiliriz bir düşünün...

İnsanları psikolojik travmaların içine sokmaktan vazgeçelim yada her yanlışını onun şöyle bir travması var ondan böyle yapıyor gibi bahanelerin arkasına atmayalım. Öyle olsa idi kurtuluş savaşında kaybettiği babalarını hiç görmeyen, anneleri daha sonra başka biri ile evlenmek zorunda kalan, yokluk içinde bir ekmeği üvey kardeşleri ile bölüşüp yaşama tutunmaya çalışan herkesin  psikolojisinin bozuk olması lazımdı. Elbette yeri geldimi ihtiyaç var ancak peki o dönem bu kadar psikiyatrist , kişisel gelişim uzmanları, terapistler vs. vs. var mıydı. Ama hepimiz şimdi o neslin davranış ve yaşam biçimlerini özlemle anıyoruz. Benim rahmetli anneannem de dedemde işte bu öykünün kahramanlarından ve benim örnek aldığım tanısaydınız eminim hayran olacağınız insanlardandı. 

Ne varki şimdi tabiri caizse kafayı yemiş, ruh hali bozuk pek çok kişi var etrafımızda yaşadıkları kimi “travmalarını” gerekçe gösterip kendilerine bir yaşam yolu seçmiş.Onlara siz aslında busunuz demek lazım bu sizin tercihiniz... başka bir yolu seçebilir  başka bir insan olabilirsiniz...işte Arda’ya dönüp bakın... O kaçmak ya da birşeylerin arkasına saklanmaktansa mücadeleyi seçmiş ve hayata sarılmış pırıl pırıl bir genç ..Türkiye’ye umut oldu. 

Biz de artık Milletçe bir ruh ve zihin temizliği yapalım. Herkes kendine dönüp baksın ve değerlendirsin. Başkaları ile uğraştığımız kadar kendimizle ilgileniyor muyuz. Yanlışlarımızı düzeltmek için gayret ediyor muyuz. Birbirimizi eleştirirken objektif olabiliyor muyuz,doğruya doğru, yanlışa yanlış diyebiliyor muyuz. Acaba söylediğiniz yalanların, iftiraların, haksızlıkların , hak yemelerin gerçek ahlaksızlık olduğunu düşünüyor muyuz. İnsanlara sevgiyle, saygıyla mı bakıyoruz yoksa düşmanca mı nefretle mi öfkeyle mi...

KISACA BAŞKA ŞEYLERİN ARDINA SAKLANMAYI BIRAKIP GERÇEK BENİ BULABİLİYORMUYUZ. UNUTMAYALIM BU “BEN” LE YÜZLEŞMEDİKÇE ASLA BAŞARAMAYIZ...TOPLUMUN MUTLULUĞU VE REFAHI DA KENDİNİ BİLEN İNSANLARLA ANCAK GERÇEKLEŞİR...

( Not: bu yazı psikiyatristlere ve kişisel gelişim uzmanlarına  karşı olduğum anlamına lütfen gelmesin, anlatmak istediğim başka birşey...)

Üye Ol



Üye Girişi