COVID-19 salgını tüm dünyada 'duygusal tükenmişliği' arttırdı

10 Ekim (Bugün) Dünya Ruh Sağlığı Günü, Koronavirüs salgının tüm dünyada insanların ruhsal dengesini bozdu. Ancak yine de günlük rutininizde yapacağınız ufak değişiklikle duygusal tükenmişlikten korunabilirsiniz.


 Halk Sağlığı Uzmanları Derneği (HASUDER) Toplum Ruh Sağlığı Çalışma Grubu, bu yılki 10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü'nün, COVID-19 salgını nedeniyle günlük hayatımızın önemli ölçüde değiştiği bir zamanda geldiğini birçok zorluğu beraberinde getirdiğini kaydetti. 

HASUDER'in  resmi internet sitesinde yer alan "COVID-19’un Gölgesinde Dünya Ruh Sağlığı Günü" başlıklı açıklamada, Türkiye'nin ruh sağlığına ayırdığı bütçenin, ulusal sağlık bütçelerinin yalnızca yüzde 2'sini oluşturduğuna dikkat çekilerek "Zaten yetersiz olan ruh sağlığı hizmetleri COVID-19 pandemisi nedeniyle hepten kesintiye uğradı!" denildi

Açıklamada, koronavirüsten etkilenen kesimler ise şöyle sıralandı:

  • "Zor koşullarda bakım sağlayan COVID-19’u eve getirmekten korkarak işe giden sağlık çalışanları için,
  • Okula gidemeyen, evden ders almaya uyum sağlamaya çalışan, öğretmenleri ve arkadaşları ile çok az teması olabilen ve gelecekleri konusunda endişeli öğrenciler için,
  • Geçim kaynakları tehdit altında olan işçiler için,
  • COVID-19’dan son derece sınırlı koruma ile yoksulluk içinde yaşayan veya kırılgan insani yardım ortamlarında hayatta kalma mücadelesi veren çok sayıda insan için,
  • Çoğu öncekinden daha fazla sosyal izolasyon yaşayan, kronik ruh sağlığı sorunları olan insanlar için,
  • Ve elbette, bazen vedalaşamadan kaybedilen yakınlarının acısıyla baş etmek durumunda kalan insanlar için.
  • Çok sayıda işyeri salgın nedeniyle ya kapanıyor ya çalışanların işine son veriliyor, bu nedenle salgının ekonomik sonuçları şimdiden hissediliyor"  

RUH SAĞLIĞINA KAYNAK AKTAR

Ruh sağlığına ayrılan bütçe ulusal sağlık bütçelerinin yalnızca  yüzde 2’sini oluşturduğu kaydedilen HASUDER''in açıklamasında özetle şöyle denildi:

"Geçmişteki acil durum deneyimleri göz önüne alındığında, ruh sağlığı ve psikososyal desteğe olan ihtiyacın önümüzdeki aylarda ve yıllarda önemli ölçüde artması beklenmektedir. Halihazırda yıllardır bu alana ayrılan yetersiz fonlardan muzdarip olan ulusal ve uluslararası düzeydeki ruh sağlığı programlarına yatırım, şimdi her zamankinden daha önemli. Bu yılki Dünya Ruh Sağlığı Günü kampanyasının amacı bu nedenle ruh sağlığına yapılan yatırımı artırmaktır. Zaten yetersiz olan ruh sağlığı hizmetleri COVID-19 pandemisi nedeniyle hepten kesintiye uğradı!

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) pandemiden önce de ülkelerin ulusal sağlık bütçelerinin yüzde 2’sinden daha azını ruh sağlığı için harcadıklarının ve bunun yetersiz olduğunun altını çizmişti. Öte yandan pandemi ruh sağlığı hizmetlerine olan talebi artırıyor. Yas, tecrit, gelir kaybı ve korku, ruh sağlığı sorunlarını tetikliyor veya mevcut olanları kötüleştiriyor. Alkol ve uyuşturucu kullanımında artış, uykusuzluk ve anksiyete çok sayıda insanın yaşadığı sorunlardandır. Bu arada, COVID-19’un kendisi de deliryum, ajitasyon ve felç gibi nörolojik ve zihinsel komplikasyonlara yol açabilmektedir. Önceden var olan zihinsel, nörolojik veya madde kullanım bozuklukları olan kişiler de SARS-CoV-2 enfeksiyonuna karşı daha savunmasızdır. Hastalık bu kişilerde daha şiddetli seyredebilir, hatta ölüm riski daha yüksek olabilir.

COVİD-19'UN DÜNYADA RUH SAĞLIĞI ÜZERİNDE YARATTIĞI YIKIM

WHO Haziran-Ağustos 2020 arasında, altı bölgede 130 ülkede gerçekleştirilen araştırmanın sonuçlarına göre COVID-19 salgını dünya çapındaki ülkelerin yüzde  93’ünde kritik ruh sağlığı hizmetlerini aksattı veya durdurdu. Çalışmada ülkelerin;

  • Yüzde 72’sinde çocuk ve ergenlere, yüzde 70’inde yaşlılara, yüzde 61’inde ise doğum öncesi veya doğum sonrası hizmetlere ihtiyaç duyan kadınlara yönelik sunulan hizmetlerde olmak üzere  yüzde 60’tan fazlasında kırılgan gruplara yönelik ruh sağlığı hizmetlerinde kesinti olduğu,
  • Yüzde 67’sinde danışmanlık ve psikoterapide aksamalar görüldüğü,
  • Yüzde 35’inde acil müdahalelerde kesinti olduğu,
  • Yüzde 30’unda ruhsal, nörolojik ve madde kullanım bozukluklarına yönelik ilaçlara erişimde kesinti olduğu,
  • Yüzde  78’inde okul ve yüzde 75’inde işyeri ruh sağlığı hizmetlerinde en azından kısmi aksaklıklar olduğu bildirildi.
  • Etik, şeffaf, hesap verebilir salgın yönetimi TOPLUMUN RUH SAĞLIĞINI da korur!
  • Birçok ülke (yüzde 70) yüz yüze hizmetlerde yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için teletıp veya teleterapiyi benimsemiş olsa da, bu hizmetlere erişimde önemli eşitsizlikler vardır. Yüksek gelirli ülkelerin yüzde 80’inden fazlası, düşük gelirli ülkelerinyüzde 50’sinden azı, ruh sağlığı hizmetlerindeki boşluğu telafi etmek için teletıp ve teleterapi uygulandığını bildirdi.
  • Çalışmada ülkelerin yüzde 89’u ruh sağlığı ve psikososyal desteğin ulusal COVID-19 müdahale planlarının bir parçası olduğunu bildirmesine rağmen, bu ülkelerin yalnızca % 17’sinin bu faaliyetleri kapsamak için yeterli ek fona sahip olduğu da belirlendi.
  • Öte yandan ruh sağlığı hizmetlerinin ekonomik getirisi bir hayli yüksektir. COVID-19 öncesi tahminler, yalnızca depresyon ve anksiyeteden dolayı oluşan üretkenlik azalması nedeniyle yaklaşık 1 trilyon ABD dolarının kaybedildiğini, depresyon ve anksiyete için etkinliği kanıtlanmış yöntemler için harcanan her 1 ABD dolarının 5 ABD doları getirdiğini göstermektedir."
(KAZETE)




Yorumlar:

Yorum Yaz