KADAV: Pandemi sürecinde Kadınlar travmatize oldu

Kadın Dayanışma Vakfı (KADAV) yakın zamanda “Pandemi ve Şiddet Kıskacında Kadınların Mücadele Deneyimi” başlıklı bir rapor yayımladı.


Resmi olarak kurulduğu 1993'ten bugüne, kadın dayanışması yoluyla, kadına yönelik her türlü şiddetle mücadele eden ve şiddete maruz kalan kadınlara destek sağlayan Kadın Dayanışma Vakfı, söz konusu raporu; Mart –Eylül 2020 arasındaki dönemde danışma merkezine ulaşan 360 kadınla yüz yüze görüşerek hazırladı.

Ankara Merkezli Vakfın “Pandemi ve Şiddet Kıskacında Kadınların Mücadele Deneyimi” başlıklı Raporunda  dikkat çeken başlıklar şöyle:
  • Pandemi döneminde, geçmişte şiddete maruz kalmış kadınların birçoğu ne yazık ki eve kapanmayla birlikte yoğun bir tedirginlik yaşadı ve travmatize oldu.
  • Üniversitelerin uzaktan eğitime geçmesiyle ailelerinin yanına dönen genç kadınların kendileri ya da anneleri için yaptıkları başvurular da arttı.
  • Adliyelerde ve hukuksal işleyişte de sorunlar yaşandı.
  • Kadınlara verilen ekonomik destekler de azaldı.
  • Birçok belediyenin kadın danışma merkezi, kültür ve sosyal işler dairesi ya da sağlık ve sosyal hizmetler dairesi gibi birimlerine ulaşmakta zorluk yaşanıldı.  Büyükşehir Belediyeleri ile görece daha kolay irtibat kuruldu.

“Virüs bahane edilerek kadınlara destek sağlanamadı”



Raporu hazırlayan Nihan Damarlı ve Büşra Sünetci raporun detaylarını bianet’e anlattı.  

“Kadınlar pandemi döneminden çok etkiledi. Mesela başlangıçta kadınlar doğrudan ŞÖNİM’e başvurabiliyorken sonrasında, Covid19 riski taşımadıklarına dair rapor almaları ön koşulu getirildi. Fakat teste erişimin zor olması ve sonucun hemen alınamaması kadınların şiddetten uzaklaşmalarının önünde ciddi engel oluşturdu.

“Bu dönemde ŞÖNİM acil durumlarda dahi harekete geçmekte zorlandı, arayanlar ulaşamadı, ulaşanların arasındaysa sığınakların dolu olması gerekçesiyle geri çevrilenler vardı. Pandemi öncesinde de sığınak sayıları ve kapasiteleri zaten çok yetersizdi, bu dönemde de kadınlar için sığınaklar haricinde güvenli mekânlar yeterince oluşturulamadı.

“Oysaki nüfusu 100.000’i geçen belediyelerin sığınak açma yükümlülüğü var, yerel yönetimler bu konuda hem güç hem de sorumluluk sahibi ve bu sorumluluk yerine getirilmedi. Tüm bunlar ayrıca 6284 Sayılı Kanun’un da uygulanmaması anlamına geliyor. Çünkü sığınağa yerleştirilemeyen kadınlara bu kanun kapsamında geçici süreyle yer sağlanması gerekliliği var, bu hak da gasp edildi maalesef.

“Sığınaktan bahsediyorken, ben de kolluk güçlerinin bu konudaki tavrını söyleyeyim öncelikle o zaman; sığınak talebiyle karakollara başvuran kadınlar, “Orası çok kalabalık gidip ne yapacaksın evin daha güvenlidir”, “Virüs var artık sığınaklara götüremeyiz”, “Güvendiğin bir akraban yok mu ona gitsen?” gibi kabul edilemez cevaplarla karşılaştılar.

“Virüs gerekçesi dışında karakollarda benzer tavırlar Pandemi öncesinde de vardı tabii, ama acil korunma tedbiri istendiğinde dahi karakol salgını gerekçe göstererek koruma kararlarını geciktirdimesela.Zaten bu dönemde telefonla 155’e ulaşmak da kolay olmadı, ulaşıldığında ise“yoğunuz” ya da “hemen gelemeyiz”gibi olumsuz yanıtlar, şiddetle karşı karşıya olan kadınları hayati tehlikeyle baş başa bıraktı. Benzer şekilde, adliyedeki aksamalar da kadınların şiddet ortamından ve hayati tehlikeden uzaklaşma olanaklarını oldukça olumsuz etkiledi.”

 “6284’ün tavizsiz uygulanmasını istiyoruz”

“Bahsettiğimiz bu olumsuzluklar karşısında, neyse ki yıllardır mücadele eden kadın örgütleri çalışmalar yaptı” diyen iki araştırmacı son olarak şunları belirtti:

Başta şiddetle mücadelede direkt temas kurulan acil hatlara, kolluk güçlerine, adliye, sağlık kurumları ve belediyelerin ilgili birimlerine ulaşmanın kolaylaştırılması, acil önlemlerin hemen alınması olmak üzere kadına yönelik şiddetle mücadelede bütüncül bir politikanın hayata geçirilmesini istiyoruz. 6284 Sayılı Kanun’un ve İstanbul Sözleşmesi’nin bütün şartlarının tavizsiz uygulanmasını istiyoruz.

“Yetkililer bu politikayı hayata geçirebilmek için kadınların alanlardan yükselttiği sesi dikkate almak, kadın örgütleriyle, feministlerle ortak çalışma anlayışını geliştirmek zorunda. Böyle olmadığı sürece bunun bedelini pandemide de öncesinde de kadınlar canlarıyla ödedi, ödüyor. Şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da biz, haklarımızdan vazgeçmeyeceğiz ve kadına yönelik şiddete karşı mücadelemize de çalışmalarımıza da devam edeceğiz." 


Yorumlar:

Yorum Yaz