Vahşice katledilen Azra için gözyaşları seloldu

Antalya'da kaybolduktan 5 gün sonra öldürülüp, cesedi ormanda bulunan 21 yaşındaki Azra Gülendam Haytaoğlu'nun okulu Akdeniz Üniversitesi'nde adının yaşatılacağı okuma salonun açılışında duygusal anlar yaşandı.


Antalya'da kaybolduktan 5 gün sonra vahşice öldürüldüğü anlaşılan ve cesedi parçalanmış şekilde ormanda bulunan üniversite öğrencisi 21 yaşındaki Azra Gülendam Haytaoğlu'nun adı Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi'nde açılan okuma salonunda yaşatılacak.

Azra'nın ölümü sonrası öğrencisi olduğu Akdeniz Üniversite'si iletişim Fakültesi'nde ise Azra'nın adının yaşatılacağı bir okuma salonu açılışı gerçekleştirildi. Açılışa, Azra Gülendam Haytaoğlu'nun annesi Mezide, babası Mustafa, kardeşi Hazan ve Amcası Remzi Haytaoğlu'nun yanı sıra AÜ Rektörü Özlenen Özkan, İletişim Fakültesi dekanı Dekanı Prof. Dr. Figen Ebren, Kadın Çalışmaları ve Toplumsal Cinsiyet Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Doçent Doktor Gülay Yılmaz Diko, Azra'nın arkadaşları ve davetliler katıldı, Azra'nın çocukluk fotoğraflarının bulunduğu video ile başlayan program, öğrencilerin Azra'yı ve ölen kadınların isimlerini tek tek söylemelerinin ardından davetlilerin tek tek kürsüye çıkıp konuşması ile devam etti. Program sırasında gözyaşlarını tutamayan anne Mezide ve baba Mustafa Haytaoğlu, tüm salonu gözyaşlarına boğdu. Konuşmalar sonrasında, açılışı gerçekleşen salonda bulunan anı defterine Rektör Özlenen Özkan ve Baba Mustafa Haytaoğlu duygularını paylaştı. Açılan salonun önünde konuşan gözü yaşlı anne Haytaoğlu, "Ben buraya bu durumda gelmek istemezdim. Çocuğumun mezuniyetine gelmek isterdim" dedi. Azra için salonun önüne karanfiller bırakıldı. Açılış töreni, salonun gezilmesi ile sona erdi. "Benim çocuğum katledildi" Azra'nın babası Mustafa Haytaoğlu, "Herkesin sesi olmak istiyorum. Öncelikle şöyle bir mesaj vermek istiyorum. Benim kızım, canice katledildi. İnsanız sonuçta, mağdur olan biziz. Benim çocuğum katledildi. Bunun ailesinden annesi, babası, amcası, teyzesi, ablası her kimse çıkıp bana değil, biz 150 bin nüfuslu bir ilçede yaşıyoruz. Orada herhangi bir hamala, boyacıya, kaymakama, belediye başkanına, esnafa, bize ulaşacak bir mesaj gönderebilirdi. Onlara bir mesaj göndermek istiyorum. Eğer içinizde zerre kadar insanlık varsa sizi mahkemeye davet ediyorum. O mahkemeye gelin. Madem kaçıyorsunuz, kaçan kovalanır bunu unutmayın O yürekli bir kız çocuğu bende yürekli babasıyım. Çok varlıklı değiliz ama vicdanımız büyük. Benim kızım, haber yapacaktı, haber oldu. Ben Türk adaletine güvenmek istiyorum. O caniye en büyük cezanın verilmesini istiyorum. O bunu kimin çocuğuna yaptığın bilmiyor. Ne yazık ki konuştuklarımı duymuyor. 50 yaşındayım. Bir 50 yıl daha yaşasam amacım ona bunun bedelini ödetmek olacak. Çocuğumu kaç parçaya bölmüşse, ölse dahi ona aynısını yapmak istiyorum, hiçbir şeyden korkmuyorum" dedi. "Kadına şiddetle mücadelesi aklımıza gelmeli" AÜ Rektörü Özlenen Özkan, " Henüz hayatının baharında bir cinayete kurban giden öğrencimiz Azra'yı anmak ve ismini eğitim gördüğü İletişim Fakültesi'nin okuma salonuna vermek için bir aradayız. Bu vesile ile kaybettiğimiz bütün kadınları bir kez daha minnetle anıyoruz. Kadına yönelik şiddeti lanetliyorum. Azra şiddete maruz kalmış kadınların sesi olmak için Gazeteci olmak istiyordu. Bir idealistti. Uğruna savaştığı kadınlar için şiddet kurbanı oldu. Onu en verimli zamanında hayalleri ve hedefleri ile uğurlamanın hüznünü yaşıyoruz. Peki Azra'nın arkasından bize düşen onun anısını yaşatmak. Bu nedenle Azra'nın ismini bu salonun önünden her geçtiğimizde yaşanan korkunç olayı değil onun kadına şiddetle mücadelesi aklımıza gelmeli. Çünkü Azra'nın acı kaybı hepimizde kadına şiddetin önlenmesi konusundaki sorumluluğumuzun ne kadar büyük olduğunu bir kez daha anlatıyor. Kadına şiddet, sadece fiziksel olmak zorunda değil. Cinsel, psikolojik, sözel, ekonomik, ihmal gibi birçok şeyde yatıyor" diye konuştu. "Görmezden gelinen es geçilen her şiddet eylemi tırmanır" Temelde ailede alınan eğitimin önemine değinen Özkan, "Kısaca cinsiyete dayanan kadını inciten her türlü baskı, özgürlüklerinin keyfi olarak kısıtlanmasına yönelik her türlü şey kadına şiddet. Bu nedenle kadına şiddetle mücadelenin yolu, kadının kendisini değersiz hissetmesi, öz saygısını yitirme gibi eylemlerle savaşmakta geçiyor. Çünkü görmezden gelinen es geçilen her şiddet eylemi tırmanır. Çözüm temelde eğitimden geçiyor. Şiddetin perde arkasına bakıldığında saldırganın aile geçmişinde bu tür iz ve tahribatları görüyoruz. Bu kısır döngüyü kırmak kadınların ve annelerin elinde aslında. Anneler çocuklarına hak ve eşitliklerin eşit olduğunu öğretmeli. Konu şiddetin ta kendisi. Yeni nesiller doğa sevgisi ile büyümeli, tüm canlılara saygı duymayı öğrenmeli. Herkesin yaşama hakkı eşit. Okuma salonuna ismi verilen değerli öğrencimiz Azra'yı rahmetle anıyorum" şeklinde konuştu. "Azra'yı kaybettiğimiz andan bugüne 200'e yakın kadın cinayeti daha işlendi" Azra'dan sonra 200 kadının öldürüldüğünü belirten Kadın Çalışmaları ve Toplumsal Cinsiyet Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Doçent Doktor Gülay Yılmaz Diko, " Azra'nın 29 Temmuz'da korkunç bir cinayetle öldürülmesi tüm Türkiye'de derin duygular oluşturdu. Haberden sonra düşüncemiz Azra'yı ölümsüzleştirmek ve anısını yaşatmak oldu. Bugün açılışını gerçekleştireceğimiz okuma salonuna onun ismini vermeyi uygun gördük. Anısı daim olsun. Bu adaletsiz ölüm üzerine hep birlikte düşünmemiz gerekir. Maalesef Azra'yı kaybettiğimiz andan bugüne 200'e yakın kadın cinayeti daha işlendi. Buradan Azra'yı andığımız bu günde kadın cinayetlerinin diğer cinayetlerden ayıranın ne olduğunu sorgulamak kaçınılmaz. İnternette kadın cinayeti yazdığınızda 2. Sırada kadın cinayeti kaç yıldan başlar? Sorusu çıkıyor Bu gelecekteki katillerin bazılarının cinayetleri ne kadar hesaplıca planladıklarına işaret" diye konuştu. "Gazeteciliği yapmayı erken yaşlardan beri istiyordu" Azra'nın gazeteciliği erken yaşlardan beri istediğini belirten AÜ İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Figen Ebren, "Değişimin hızla yaşandığı günümüzde maalesef değişmeyen bir konu ile karşı karşıyayız. Kadına uygulanan fiziksel, psikolojik, ekonomik şiddet gündemini yitirmiyor. Bugün sadece şiddete uğrayan, uğratılan değil bütün toplumu etkileyen bir unsur halinde yaşanıyor. Dalga büyüdükçe toplumsal travmalar da büyüyor. Şiddet karşında durmamız gerekiyor. Azra'da böyle yapardı. Bu bilince çok küçük yaşta erişmiş, akıllı, duyarlı, idealist, genç bir kadındı. Gazeteciliği yapmayı erken yaşlardan beri istiyordu. Fakültemize geldiğinde de hep toplum tarafından dışlanan ve şiddet gören kadınlar için çalıştı. Mücadelenin silahla değil kalemle olması gerektiğini anlattı" ifadelerini kullandı. "Kadına karşı şiddetle sonuna kadar mücadele edeceğiz" Şiddetle sonuna kadar mücadele edeceklerini dile getiren Azra'nın arkadaşı İlkay Yaylagül, " Kadın mücadelesinde yol arkadaşımdı. İnsanlar vardır, hayatınızda ne kadar büyük yer kaplayacağını hissedersiniz. Onunla zaman geçirdikçe hissettiğiniz duygunun ne kadar gerçek olduğunu anlarsınız. Azra, hayatına girdiği her insana yaşadığını hissettirdi. Azra, kadın hakları ile mücadele ederken katledildi. Bizler kadına karşı şiddetle sonuna kadar mücadele edeceğiz" dedi. "Kadınların sesi olma sırası bizde" Azra'ya son dinledikleri şarkının sözü ile seslenen arkadaşı Selenay Aldık, "Azra, hayatının her zaman tadını çıkarmasını biliyordu. Sadece kendi hayatını değil, çevresindeki insanların mutlu olmasını için elinden geleni yapıyordu. En son 2021 Şubat ayında Azra ile görüştük. Yeni çıkan bir parçayı dinledik. Azra benim için artık o parça. Azra'nın her zaman savunduğu kadın hakları, kadın cinayetlerine kendisi de kurban gitti. Artık Azra'nın ve bütün kadınların sesi olma sırası bizde. En son beraber söylediğimiz parçadaki söz ile sesleniyorum. Azra, başka bir evrende, en güzel halinle" açıklamalarında bulundu.

OLAYLA İLGİLİ GELİŞMELER
28 Temmuz Çarşamba günü evinden ayrılan Akdeniz Üniversitesi Gazetecilik bölümü okuyan 21 yaşındaki Azra Gülendam Haytaoğlu'ndan ailesi 5 gündür haber alamıyordu. Olayla ilgili inceleme başlatan Antalya Emniyet Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliğine bağlı ekipler, genç kızın son olarak Konyaaltı ilçesindeki inşaat mühendisi ve emlak işiyle uğraşan M. M. A.'ya ile görüştüğünü saptadı.

Gözaltına alınan şüpheli ilk ifadesinde, "Önceden tanışmıştık. Geldi, birlikte yemek yedik, ardından gitti" dediği öğrenildi. Bunun üzerine şüpheli serbest bırakıldı. Soruşturmayı derinleştiren ekipler, MOBESE ve güvenlik kameralarını inceleme altına aldı. Görüntülerde M. M. A'nın evinden defalarca valizler çıktığını belirleyen ekipler, şüpheliyi tekrar gözaltına aldı.

Çapraz sorgunun ardından cinayeti itiraf eden M. M. A.'nın 'Beraber yemek yiyip alkol aldık. Aramızda tartışma çıktı. Boğarak öldürdüm. Banyoya götürüp parçalara böldüm. Kepez ilçesi Varsak'taki ormanlık alana gömdüm" dediği öğrenildi. "Canavarca hisle adam öldürmek" suçundan tutuklandı Cinayet itirafının ardından katil zanlısı, belirtilen adreste cesedin yerini gösterdi. Adrese giden ekipler, genç kızın cesedini parçalara bölünmüş halde buldu. Cinayet zanlısı M.M.A. ise emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Hakim karşısına çıkan zanlı, "canavarca hisle adam öldürmek" suçundan tutuklanarak cezaevine gönderildi.
 

Yorumlar:

Yorum Yaz