Saldırı da ölü sayısı 48'e çıktı

BBC, Reyhanlı saldırısını El kaide bağlantılı El Nusra Cephesi'nin üstlendiğini açıkladı


 

Hatay Reyhanlı’daki  çifte saldırıda ölü sayısı bugün enkazdan iki cenazenin daha çıkarılmasıyla ölü sayısı 48'e yükseldi. Bu arada İngiliz BBC kanalı Saldırıyı El Kaide bağlantılı El Nusra cephesi üstlendiğini bildirdi. Ancak hem Başbakan Recep tayyip Erdoğan, hem de  İçişleri Bakanı Muammer Güler bu iddiaları yalanladı, saldırının Esad muhalifelerine yönlendirme gibi gayretlere prim verilmemesi gerekitğini söyledi.
 
Suriye resmi kaynakları  saldırıyı üstlenmezken, İçişleri Bakanı  Muammer Güler Dünya'nın en saygın yayıncı kuruluşu BBC'nin haberini yalanlayarak  el-Nusra’yı akladı. Güler,  “El Kaide bağlantısı yok. Türkiye’de bu işi yürütenlerin büyük çoğunluğu Türk vatandaşıdır” dedi. Bakan Güler, patlama bölgesinde bir kişinin ellerinden bağlı haldeki fotoğrafına rağmen, “böyle bir şeyin tespit edilmediğini” söyledi. Bakan Güler, birkaç gün içinde saldırının el muhaberat bağlantılı örgüt tarafından yapıldığını kanıklayan belgelerin ortaya konulacağını ifade etti.  
 
 
 
İngiliz BBC kanalının “Saldırıyı El Kaide bağlantılı El Nusra cephesi üstlendi” haberine dikkat çeken CHP Meclis Grup Başkan Vekili Emine Ülker Tarhan ise,  “Bizim yetkililer ise El Muhaberatı işaret ediyor. Bunca yalan dolan, kollektif manipülasyon yönteminde ustalaşmış bir iktidara inanmamızı mı bekliyorlar? Artık iktidarın El Kaide’yi korumak için yayın yasağı koyabileceğinden bile kuşku duymamak mümkün müdür?.. Olayın olağan şüphelileri, Başbakan ve Davutoğlu’dur. Yayın yasağı ile halkı uyuşturmak için eğlence vs. programları ile vahşeti ve acıyı perdelemeye çalışmaları suçlarını örtbas etme çabasıdır" dedi.
 
 
 İKTİDAR MASUM DEĞİL
 
 Süratle ‘Ulusal Yas’ ilân edilmesi için bir kampanya başlatılmasını isteyen Tarhan, isyanını şöyle dillendirdi: 
 “Tüm olanlardan, bu vahşetten Başbakan ve Davutoğlu sorumludur. İktidar masum değildir. Ellerine masum kanı bulaşmıştır. Uzun süredir yaptıkları tahrikçi açıklamalarla, nefret söylemleriyle şiddeti körüklemişlerdir. Şimdi de kanıtları karartmak, yok etmek uğruna, basına sansür koyuyorlar. Yayın yasağı koyuyorlar… Asıl suçluları gizliyorlar. Medya sussun... Halk sussun... Muhalefet sussun istiyorlar. Hayır! Kimse buna suskun ve seyirci kalamaz. Davutoğlu bugün istifa etmeyecek de ne zaman edecek? Bu nefret söylemini kullananların, olanlara, ölenlere üzülmek yerine çok heves ettikleri savaşın yaklaşmasına sevinenlerin sokağa çıkamaz hale getirilmesi gerekiyor. Biz ne kadar sessiz kalırsak, onlar kirli savaşlarını örgütlemekte o kadar başarılı olacaklar.”
 
 
VİCDANİ RET HAKKIMIZI KULLANALIM
 
 “Analar ağlamasın” diyenlerin hem annelerin, hem oğulların ve kızların ölümüne sebep olduğunu ifade eden Tarhan, hangi karanlık odaklarda tezgâhlandığı meçhul bu vahşetin hiçbir kuşkuya yer kalmayacak şekilde kanıtları ile aydınlatılması, bunun için de sonuna kadar mücadele edilmesi gerektiğini bildirdi. 
 Ülkenin göz göre göre savaşa girmesine seyirci kalınamayacağına, başka devletlerin güç ve kaynak savaşı için ülkemizin bir füze rampası yapılmasına ve insanlarımızın kurban edilmesine izin verilemeyeceğini vurgulayan Tarhan, “Tüm yurtta savaşa karşı vicdanı ret hakkımızı kullanalım” çağrısında da bulundu. 
 Tarhan sözlerini şöyle tamamladı:
 
 “Sınırdan geçen bomba dolu araçlar görünmez olacak, istihbarat göz yumacak ya da uyuyacak, azap çekerek söylüyorum; insanların kolları bacakları vücut bütünlükleri, yaşamları yok edilecek... Bir ilçede hayat duracak... Sahip çıkmayacağız, öyle mi? Bu devlet bir yerleri, bazı bölgelerimizi gözden çıkardı da haberimiz mi yok? Bunca masumun kanı eline bulaşanların ulusal yas ilan etmesini beklemiyoruz, ama o masumlar bunu hak ediyor. Gerekirse bizim ulusal yasımız için tüm yurtseverleri etkin olmaya ve ses vermeye, ülkemize ve masumlarımıza sahip çıkmaya çağırıyorum.”
 
 
 
 
 
 
 

Yorumlar:

Yorum Yaz