CHP'li kadınlar, Erdoğan'ın İstanbul Sözleşmesi'ni fesih kararını Danıştay'a götürdü

CHP Kadın kolları Genel Başkanı Aylin Nazlıaka, AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın İstanbul Sözleşmesi'ni iptal kararı yok hükmünde gördüklerini açıkladı.


CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Aylin Nazlıaka, İstanbul Sözleşmesi’nin fesih kararının iptali istemiyle Danıştay’a dava açtı. 

CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Aylin Nazlıaka’nın İstanbul Sözleşmesi'nin feshini öngören Cumhurbaşkanı Kararı'nın iptali için Danıştay'a dava açtıklarını duyurduğu  CHP Genel Merkezi  önündeki toplantıya CHP'nin 81 İl Kadın Kolları Başkanları, MYK üyeleri ve Grup Başkanvekilerinin katıldı. 

Kadın kolları Genel Başkanı Aylin Nazlıaka, toplantıdaİstanbul Sözleşmesi’nin fesih kararının iptali talebiyle Danıştay’a yaptığı başvuru hakkında bilgi verdi. , Nazlıaka'nın başvurusunda İstanbul Sözleşmesi'nin uygulanmasına ilişkin yasanın çıkarıldığı parlamento oturumuna katılan milletvekillerinden kanun için ret oyu veren tek bir kişinin bile olmadığı anımsatıldı. 


KILIÇDAROĞLU: KADINLAR BUGÜN CUMHURİYET TARİHİMİZİN EN ÖNEMLİ EYLEMLERİNİ GERÇEKLEŞTİRİYORLAR

Bu arada  CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da “Kadınlar bugün cumhuriyet tarihimizin en önemli eylemlerini gerçekleştiriyorlar, Türkiye’nin bütün coğrafyasında… Çünkü 600 milletvekilinin verdiği hak bir kişi tarafından ellerinden alınmak isteniyor. Onların mücadelesi önemlidir, değerlidir, bir hak mücadelesidir, bir adalet mücadelesidir. Bu mücadeleye destek vermek de hepimizin insan olarak görevi” dedi.

CHP lideri Kılıçdaroğlu,ğı basın toplantısının ardından kameraların karşısına geçti. Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

“Kadınlar bugün cumhuriyet tarihimizin en önemli eylemlerini gerçekleştiriyorlar, Türkiye’nin bütün coğrafyasında… Çünkü 600 milletvekilinin verdiği hak bir kişi tarafından ellerinden alınmak isteniyor. Onların mücadelesi önemlidir, değerlidir, bir hak mücadelesidir, bir adalet mücadelesidir. O mücadeleye insan olan herkesin destek vermesi lazım, biz de veriyoruz. CHP’li kadınlar 81 ilde bu çabayı gösteriyorlar. Diğer partiler de veya partisiz olan veya herhangi bir partiye ilgi duymayan bütün kadınlar, kendilerine parlamentonun verdiği hakkı bir kişi tarafından elinden alınıyorsa ona tepki gösteriyorlar. O tepki de onların en doğal hakları. Ben de onlara her türlü desteği vermeye özen gösteriyorum, çalışıyorum, çaba harcıyorum. Bu mücadele hak mücadelesi ve bu mücadeleye destek vermek de hepimizin insan olarak görevi."

Fesih kararının Anayasa’ya aykırı olduğu belirtilen dava dilekçesinde ise "Son 18 yılda en az 7 bin 500 kadının öldürüldüğü bir süreçte, başkaca bir tartışma kalmamış gibi, şiddet uygulayanları cesaretlendirecek bir keyfilikle, çekilen bir ülke konumuna düşürüleceği gibi kadına, çocuğa yönelik şiddet eylemcileri de dolaylı olarak desteklenmiş olacaktır” denildi.

“RET OYU VEREN TEK KİŞİ YOK”

Dava dilekçesinde; Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk imzacısı olduğu ve "Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi" adını taşıyan İstanbul Sözleşmesi’nin kadın ve çocuklar için anlam ve öneminin çok büyük olduğu belirtildi. CHP’nin İstanbul Sözleşmesi’ni gündeme geldiği ilk andan itibaren desteklediği ve İstanbul Sözleşmesi’nin onaylanmasına ilişkin yasanın çıkarılacağı parlamento oturumuna katılan milletvekillerinden kanun için ret oyu veren tek bir kişinin bile olmadığı vurgulandı.

“ANAYASA’YA AYKIRI”

Anayasa’nın “Milletlerarası Andlaşmaları Uygun Bulma” başlıklı 90.maddesine atıf yapılan dilekçe şöyle:

“Anayasa, Cumhurbaşkanı’na, tek başına onay veya fesih yetkisi vermemiştir. Hiçbir kurum ve kuruluşun, kaynağını Anayasa’dan almayan bir yetki kullanması mümkün ve söz konusu değildir. Cumhurbaşkanı’nın yetkilerine dair T.C. Anayasası’nın 104. maddesine bakıldığında, usulüne uygun bir şekilde yürürlüğe konulmuş bir uluslararası anlaşmayı feshetme yetkisinin Cumhurbaşkanı’na tanınan yetkiler arasında olmadığı, açıktır. Bu nedenle, Anayasa’nın karma bir sürecin sonunda yürürlüğe girmesini öngördüğü uluslararası anlaşmanın yine aynı şekilde sonlandırılması, yani öncelikle bir kanun çıkarılması, ardından, kanun ile verilen yetkiyle Cumhurbaşkanı’nın sonlandırma kararını alıp resmi gazetede yayımlatması gerekir.

“EN AZ 7500 KADIN ÖLDÜRÜLDÜ”

Dilekçemizde belirtilen sebeplerle açıkça hukuka aykırı olan dava konusu kararın yürütülmesi halinde, Türkiye Cumhuriyeti, uluslararası alanda; kendi sınırları içinde imzalanan ve ilk imzacısı olduğu Sözleşme’den, neredeyse her gün bir kadın cinayetinin işlendiği, son 18 yılda en az 7.500 kadının öldürüldüğü bir süreçte, başkaca bir tartışma kalmamış gibi, şiddet uygulayanları cesaretlendirecek bir keyfilikle, çekilen bir ülke konumuna düşürüleceği gibi kadına, çocuğa yönelik şiddet eylemcileri de dolaylı olarak desteklenmiş olacaktır.” (anka)

 

Yorumlar:

Yorum Yaz