Uzaktan Çalışma Yönetmeliği: İşçi, patronlara karşı yine güçsüz bırakıldı

Uzaktan Çalışma Yönetmeliği, içerdiği maddelerde çalışanı işveren karşısında güçsüz ve istismara açık bırakması nedeniyle hayli eleştirildi. İş hukuku üzerine çalışan avukatlar “Yönetmelikle işçi işveren karşısında bir kez daha güçsüz ve yalnız bırakıldı” diyorlar.


Emel ALTAY/ İSTANBUL


Geçtiğimiz günlerde Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren Uzaktan Çalışma Yönetmeliği, pandemi nedeniyle yaygınlaşan ve gelecekte norm haline gelmesi beklenen uzaktan çalışma şartlarını resmi bir zemine oturtmayı amaçlıyor. Ancak yönetmeliğin içeriği işçi sendikalarından iş hukuku üzerine çalışan avukatlara herkesin tepkisini çekti. Konunun uzmanları işçinin işverenin insafına bırakıldığı ve yönetmeliğin işveren yanlısı olduğu görüşünde uzlaşıyor.


AVUKAT OLCAY KORKMAZ: İŞÇİ, İŞVEREN KARŞISINDA YALNIZ BIRAKILDI


Kadınların iş hayatındaki haklarını savunma amacıyla kurulan Birleşik Metal-İş Sendikası Hukuk Danışmanı Avukat Olcay Korkmaz, uzaktan çalışma yönetmeliğini değerlendirdi.

Uzaktan Çalışma Yönetmeliği’nin en çok kadınları etkileyeceğini söylüyor: “Uzaktan Çalışma Yönetmeliği, pandemi döneminde yayınlaşan ve en çok kadınların etkilendiği ve korumasız bırakıldığı evden çalışma biçimine ilişkin bir düzenleme. Yönetmelik uzaktan-evden çalışmada işverenlerin tek taraflı şartları belirleyebileceği şekilde düzenlenmiş.”

Korkmaz’a göre yönetmelikte işçi işverene karşı yalnız bırakılmış durumda. Korkmaz; “Uzaktan çalışmanın işçinin, işveren tarafından oluşturulan iş organizasyonu kapsamında iş görme edimini evinde ya da teknolojik iletişim araçları ile işyeri dışında yerine getirmesi olarak tanımlanıyor. Uzaktan çalışmaya ilişkin iş sözleşmelerinin yazılı şekilde yapılacağı düzenlemesi getirilen yönetmelikte, uzaktan çalışmanın yapılacağı mekân ile ilgili maliyetlerin karşılanması, işçi ile işveren tarafından birlikte belirlenir denmektedir. Yönetmelikte aksi kararlaştırılmamışsa malzemeleri işverenin tedarik edileceği ifade edilerek işçi ekonomik olarak daha güçsüz olduğu işverene karşı yalnız bırakılmıştır. Yani bilgisayar, telefon, internet veya başkaca ekipman veya giderlerin masrafı işverene yüklenmemekte tarafların anlaşmasına bırakılmaktadır. Bu durumda işverenler bu masrafları karşılamaktan rahatlıkla imtina edeceklerdir” diyor.

 “Yönetmelik Uzun Saatler Çalışmanın Önünü Açıyor”

Korkmaz, sadece maddi konularda değil çalışma saatlerinde de yönetmeliğin kusurları olduğunu belirtiyor: “Çalışma süreleri ve fazla mesai konusunda da işçi lehine koruma getirmeyen yönetmelik uzun saatler çalışmanın önünü açmaktadır. Bu da özellikle ev işi, çocuk bakımı gibi sorumlulukları da olan çalışan kadınları olumsuz etkilemektedir. Yine yönetmelikte, verilerin korunması amacıyla işveren tarafından belirlenen işletme kurallarına uzaktan çalışanın uyması zorunlu olduğu hükmü ile kamera ile çalışanın izlenmesi uygulamalarına yasal kılıf yaratmaktadır. Uzaktan çalışan işçilerin korunması ve çalışma şartlarının iyileştirilmesi bir yana yönetmelik, işçileri işverenler karşısında tamamen korunmasız bırakmaktadır.”


 İSG MECLİSİ / ONUR DENİZ: YÖNETMELİĞİN OLUMLU BİR YÖNÜ YOK


İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nden Avukat Onur Deniz, Uzaktan Çalışma Yönetmeliği’nin uzun zamandır beklenen bir yasal düzenleme olduğunu söyleyerek sözlerine başlıyor. Deniz; “Söz konusu yönetmelik bekleniyordu, çünkü pandemiyle birlikte tüm çalışan kesim kendisini bir belirsizlik içinde buldu. Mümkün olan bütün işlerde uzaktan çalışma yöntemine geçildi ancak ortada hukuken uzaktan çalışmanın ayrıntılarını düzenleyecek normlar yoktu. Zaten fiilen örgütsüz olan işçiler, uzaktan çalışma ile birlikte kendisini işveren karşısında tam bir izolasyon içinde buldu. Bu dönemde tek başına, işveren tarafından dayatılan uygulamalara karşı iyice savunmasız kaldı” diyor. Deniz’e göre yönetmeliğin çalışan hakları açısından olumlu bir yanından söz etmek mümkün görünmüyor: “Yayınlanan yönetmeliğin uygulamada süren karışıklıkları gidermesi, işçi sınıfı aleyhine yerleştirilmek istenen, işverence dayatılan hususlara karşı işçilerin haklarını güvence altına alması mümkün değil.”

“Bilinçli Olarak Muğlak Bırakılan Alanlar Var”

 Avukat Onur Deniz’in görüşü düzenlemenin uygulamadaki belirsizliği gidermekten çok uzak olduğu görüşünde: “Bilinçli olarak muğlak bırakılan alanların işveren tarafından tek taraflı olarak işçi aleyhine doldurulacağı kuşkusuz. Böyle olduğu halde, uygulamadaki mevcut hukuka aykırılıklar ve belirsizliklerin giderilmesi yargı içtihatları ile mümkün olacaktır. Söz konusu içtihatların işçi lehine olması için işçi sınıfının örgütlü, kararlı direnişine ve mücadelesine ihtiyaç vardır.”

“İktidar Türkiye’yi Ucuz İş Gücü Pazarına Çevirmek İstiyor”

Türkiye’de pandemiyle birlikte çalışan haklarına yönelik yapılan düzenlemeleri Avrupa ile karşılaştırmasını istediğimizde Avukat Onur Deniz, alınan önlemlerin çok farklı olduğunu söylüyor: “Almanya ve Avrupa Birliği genelinde değerlendirirsek birlik içerisinde çok net ve sıkı kurallar ile belirlendiğini söyleyebiliriz. Rekabet ortamının sıkı bir şekilde denetlendiği ve korunduğu bir zeminde aksini düşünmek de mümkün değil. Türkiye açısından ise durum tam tersi. İktidar bilinçli politikalar ile Türkiye’yi bir ucuz iş gücü pazarına çevirerek sermaye çekme yönünde düzenlemelere gitmekte.  Bu amaçla yasal düzenlemelerin çok daha gevşek ve işveren lehine olduğunu söylemek mümkün. Yönetmeliğin, içeriden gelen baskılar ile uzun süredir işveren kesimin dillendirdiği “esnek çalışma” taleplerini karşılamaya dönük, esnek çalışmanın, önümüzdeki dönemde iktidar tarafından uygulanabilecek her alana yayılması istenen, asli çalışma yöntemi olarak düşünüldüğünün bir ifadesi olarak okunması gerektiğini belirtmek lazım. İktidar, işveren kesiminin talepleri doğrultusunda, uygulamada süren muğlaklığı işveren lehine yönetmelik ile pekiştirme yolunu seçmiş. Almanya uzaktan çalışmanın mümkün olduğu işlerde ortamın işverenler tarafından sağlanarak zorunlu olarak uzaktan çalışma yapılması konusunda düzenlemeye gitti. Ayrıca çalışanların ofise gelmeden işlerini yürütebilmelerinin koşullarının işverenler tarafından sağlanacağı düzenlenmiş durumda. Türkiye’de ise yönetmelikte “mevzuatta belirtilen zorlayıcı nedenler” dışında zorunluluk getirilmemiş ve çalışma mekânının düzenlenmesinden kaynaklanan maliyetlerin karşılanma usulü, uzaktan çalışan ile işveren tarafından birlikte belirleneceği düzenlenmiş.

“Yönetmelik Sanki İşverenle Çalışan Eşit Haklara Sahipmiş Gibi Hazırlanmış”

Deniz, uzaktan çalışmaya geçişin sadece işverenin kararına bağlandığını vurguluyor: “Yönetmeliğe göre çalışanın evden çalışmayı talep etmesi durumunda işverenin rızası aranıyor. Aksi durumda uzaktan çalışmaya geçilmesi olası değil. Uzaktan çalışma işverenin yönetim hakkı kapsamında değerlendiriliyor.” Deniz’e göre yönetmelik bilinçli olarak, işçi ve işveren eşit konumda imiş, eşit şartlarda pazarlık yapma şansına sahipmiş ve tüm iş ilişkilerini birlikte konuşup pazarlık ederek düzenliyormuş gibi bir bakış açısı ile hazırlanmış. Deniz; “Bu doğrultuda, neredeyse bütün hususlar işçi ve işverenin anlaşmasına bırakılmış durumda. Oysa fiiliyatta böyle bir şey söz konusu değil. İş ilişkisi bir tarafın ekonomik olarak bağımlı olduğu, işverenlerin tek taraflı olarak bütün ilişkiyi düzenlediği/yönettiği, işin yürütüm koşullarından çalışma saatlerine, tek taraflı olarak işverence organize edilen, işçinin sadece emek gücünü işverene sattığı bir bağımlılık ilişkisidir. İş hukukun temel hedefi, dengede olmayan bu ilişkide zayıf olan işçi lehine koruyucu/kollayıcı tedbirlerin uygulanmasını sağlamaktır. Ancak yönetmelik tam tersi yönde düzenlenmiş.”


DİSK KADIN KOMİSYONU ÜYESİ / BAŞAK EROĞLU: EVDEN ÇALIŞMA SÜREKLİ OLMAMALI


Başak Eroğlu, DİSK Ankara Kadın Komisyonu üyesi bir market çalışanı.

Eroğlu, başka işlerdeki birçok arkadaşının evden çalışmaya geçtiğini ancak pandemi boyunca kendisinin ve iş arkadaşlarının işyerine gitmeye devam ettiğini söylüyor.

Eroğlu; “İlk başlarda virüsü taşımak ve yaymamak adına önlemler alınması iyiydi. Yolda, otobüste, dolmuşta zaman geçirmemek adına izole bir çalışma şekli cazip gelebiliyor, çalışan anneler için kreşler kapandığı için çocuğun yanında olmak yine iyi oluyordu. Ev içi işçileri de bu süreçte çalışamadılar. Ancak bu sefer ne oldu? Evden çalışan kadın, evdeki her işi bir başına üstlenmeye çalıştı. İş hayatının üstüne bir de çocuk bakımı, ev bakımı, yemek yapımı gibi işler geldi. Üstelik evden çalışınca çalışma saatleri de esniyor, Sosyalleşme tamamen sıfıra iniyor. Ev işi tüketim artıyor. Bilgisayarla çalıştığın için elektrik tüketimi oluyor. İşveren yol ve yemek masrafını da kesiyor. Yeni başta konforlu gelen durum sonradan birçok çalışma ihlali olarak geri dönüyor” diyor.

Eroğlu son olarak DİSK üyesi kadınlar olarak evden çalışmanın sürekli hale getirilmesine karşı olduklarını vurguluyor.  




AVUKAT MURAT ÖZVERİ: BUNUN ADI; İŞÇİSİZ İŞ HUKUKUDUR

Çalışma ve Toplum Dergisi Yayın Yönetmeni Avukat Dr. Murat Özveri de yönetmeliğin işveren yanlısı bir tutumla hazırlandığı görüşünde: “Uzaktan çalışma yönetmeliği işverene iş araçlarının maliyetlerinin karşılanması, iş ortamının düzenlenmesi konularında tek yanlı çalışma koşullarını dayatma olanağı vermektedir.

Eğer yönetmelikte iş araçları işverence sağlanır, iş araçları işverence sağlanmadığı hallerde işçi çalışmak zorunda değildir.İşverenin iş araçlarını sağlamaması nedeniyle çalışmayan işçiye işveren ücret ödemek zorundadır vb."hükümler yoksa yönetmelik işçiyi korumuyor demektir.İş hukukunun liberalleştirilmesi nispi emredici hükümler yerine yedek hukuk kurallarıyla çalışma yaşamını düzenlemede kendisini somutlamaktadır. Uzaktan çalışma yönetmeliği iş hukukunun liberalleştirilmesinin sonuçlarından birisidir.”

“Güçlü Sendikal Yapılar Olmadan İş Hukuku Koruma Sağlayamaz”

Özveri’ye göre işçi haklarının çok geliştiğini düşündüğümüz herhangi bir ülke ile Türkiye arasındaki ilk fark, bu ülkelerde gelişmiş bir kolektif iş hukukunun yani sendika toplu iş sözleşmesi ve grev haklarının bulunmuş olması. Özveri; “Bireysel iş hukuku güçlü sendikal yapılar olmadan işçilere koruma sağlamaz, sağlayamaz. Bu dünyanın her yerinde böyledir. Nitekim sendikaların güç kaybetmeye başlamasıyla birlikte Almanya dahil birçok batı ülkesinde işçi haklarını düzenleyen yasalarda koruma zayıflatılmaya başlanmıştır. Ancak sendikal hareketin en güçsüz olduğu bir dönem de dahi Fransa örneğinde gördüğümüz gibi güçlü bir işçi direnişi korumanın zayıflatılmasına karşı durmuştur” diyor.

Özveri, Türkiye’nin çalışan haklarıyla ilgili bir diğer sorununu şu sözlerle ifade ediyor: “Türkiye’de işyerlerinde işverenin yönetim hakkını sınırlandıran yasal kuralların uygulanıp uyarlanmadığını denetleyecek, bu denetimin ağırlığını işçilerin kendi temsilcilerine bırakacak bir yasal düzenlemeden ısrarla açınılmış olmasıdır. İşçi temsilciliği ve işçi konseylerine bizim hukukumuzda yer verilmemiştir. Üstelik Türkiye işçi temsilciliğinin güvencesini düzenleyen Uluslararası Çalışma Örgütünün (ILO) işçi temsilciliğine güvence getiren 131 sayılı sözleşmesini onaylamıştır. Bu onaya karşın işçi temsilciliği yasal olarak güvenceli bir şekilde düzenlenmemiştir. Çalışanlar işyerinde yalnız bırakılmış, işyerinde tek otorite işveren otoritesi olmuş, bu otoritenin yasaya aykırı uygulamaları hiç kimse işten atılma korkusuyla ses çıkartamadığı için kural hailine gelmiştir. Çalışma bakanlığı ise işyerlerinin ancak yüzde 1,2’sini denetleyebilmektedir.

“İşverene Maliyet Getirecek Düzenleme Yapamıyorlar”

Özveri, iktidarın global pazarda ucuz işçilik üzerinden rekabetçi gücünü korumaya çalıştığını söylüyor: “İşçi haklarıyla kıyas yapıldığında iktidar temsilcileri “bizde emek yoğun üretim yapılmaktadır katma değeri düşük üretim yapıyoruz” diyebilmektedirler. Bu saptamanın Türkçesi “biz ucuz işçilik üzerinden rekabet edebiliyoruz, işverene maliyet getirecek düzenleme yapamayız” demektir. Uzaktan çalışma yönetmeliği de ucuz işçilik üzerinde küresel piyasalarda rekabet sağlama anlayışına zarar vermeyecek olabilecek en liberal bir düzenleme olarak yayınlanmıştır.”

“Maddeler İşverenin Tek Taraflı Dayatmasına Açık”

Çalışana uzaktan çalışma hakkı tanınmadığını söyleyen Murat Özveri; “Zorunlu nedenlerin varlığı halinde işveren tek taraflı bir kararla çalışanlara onaylarını alamdan uzaktan çalışmaya geçirebilecektir. Zorunlu nedenler olduğunda işçi işverenin onayı olmadan uzaktan çalışma yapma hakkına yine sahip değildir.Görüldüğü gibi yönetmelikte işçi ve işveren arasında eşit davranmak söz konusu olmadığı gibi işverenin tek taraflı dayatmalarda bulunmasının da önü açılmıştır” diyor.

“Yönetmelik İşverene Karşı İşçiyi Korumalıydı”

Son olarak, iş hukukunun varlığının güçlü işveren karşısında güçsüz çalışanı korumak olduğunun altını çizen Özveri, Uzaktan Çalışma Yönetmeliği’nin işçisiz iş hukuku olduğunu söylüyor: “İş hukukunda işçi ve işveren eşit kabul ediliyorsa orada sorun var demektir. İşçi ile işveren arasında eşitlik kurmak, denge yaratmak iş hukukunun konusu olmaz. İş hukukunun konusu net olarak güçlü işveren karşısında güçsüz işçiyi korumaktır. Koruma amacı iş hukukunun varlık nedenidir. Korumadan dengeye, eşitliğe, esnekliğe geçiş iş hukukunun liberalleştirilmesinin, korunmadan arındırılmış, özü boşaltılmış bir iş hukuku yaratmanın kilometre taşlarıdır. Bunun adı işçisiz iş hukukudur. Yönetmelikte işçisiz iş hukuku düzenlemelerine tipik örnek olabilecek şekilde çıkartılmıştır. (KAZETE)

 

 

Yorumlar:

Yorum Yaz