Kanlı etekleriyle dolaştırdılar

'Eylül'ün Kadın Yüzleri' belgeselinin galası yapıldı


 
 
Yönetmen Ayşe Ayben Altunç'un 12 Eylül askeri darbe döneminde Diyarbakır Cezaevi'ndeki kadın tutukluların yaşadıklarını beyaz perdeye taşıdığı "Eylül'ün Kadın Yüzleri" adlı belgesel  izleyiciyle buluştu.
 
 
Bugüne kadar 12 Eylül’e ilişkin ağırlıklı olarak erkekler konuştu. Oysa, kadınlar da 12 Eylül’ün mağduru oldu, bu vahşete karşı direndi. Ayşe Ayben Altunç’un çektiği belgesel, 12 Eylül’ün görünmeyen kadınlarını anlatıyor. "12 Eylül’ün Kadın Yüzleri" belgeseli, yönetmenin dediği gibi, "Kadınlar, darbeye karşı yenilmedi" diyor.
 
 
Kadınlık tarihine şimdiden adını yazdıran bu belgesel, Şişli Kent Kültür Merkezi'ndeki  galada ilk kez gösterildi. Büyük ilgi gören gala gecesinde, belgeselde 12 Eylül'e tanıklık eden  32 kadının gördüğü insanlık dışı muamelelerin anlatıldığı bölümler tüleri ürpertti. 
 
Kadınların yaşadıklarını 34 yıl sonra bile anlatırken güçlük çekip zaman zaman "kesebilir miyiz?" demeleri dikkat çekti. 
 
Filmde anlatılarıyla yer alan kadınlar şunlar: 
 
 Ümide Aysu Çelik, Nevay Samer, Feyza Zeybek, Aysel Hoşgit, İkbal Kaynar, Ülfet Taylı, Yeter Özdemir Şahin, Gülnur Aksop, Özlem Eren Türkmen, Filiz Karakuş, Gaye Boralıoğlu, Demet Demir, Şükran İrençin, Nur Sürer, Leman Fırtına, Cemile Çakır, Zeynep Oral, Melek Ulagay Taylan, Oya Baydar, Hacer Arıkan, Bircan Şahin, Ayşegül Devecioğlu, Mukaddes E. Çelik, Filiz Ağın, İkbal Eren, Elmas Eren, Seza Mis Horuz, Anais Martin, Sevim Belli, Melike Demirağ, Mevlüde Acar, Gültan Kışanak.
 
KADINLARI KANLI ETEKLERİYLE KOĞUŞ KOĞUŞ DOLAŞTIRDILAR
 
12 Eylül’ün tanığı ve mağduru 32 kadının anlattımlarında yer alan bazı ifadeler şöyle:
 
-  “Elektrik dahil bütün işkence yöntemlerini yaşadık ama en ağırı cinsel işkenceydi.”
-  “Tecavüz ettikleri kadınları kanlı etekleriyle koğuş koğuş dolaştırdılar.”
-  “Kocasının yanına getirdiler kadını, sordular ‘Kim bunun kocası’ ardından da ‘Şimdi tecavüz etmeye götürüyoruz’ dediler.”  
-  “Etekleri başlarımıza geçiriyor, altımızın çıplak olmasını sağlıyor, ‘gez’ diyorlardı.”
-  “Sütyenlerimize elektrik veriyorlardı.”
-  “Banyodan çıkıp bornozla karşımıza gelirler ve bize baka baka mastürbasyon yaparlardı.”  
-  “En büyük işkence başka kadınların çığlıklarını dinlemekti”
-  “11 yaşında ikiz oğulları olan arkadaşımızın, oğullarına işkence yapıp sesini ona dinletmişlerdi.”
-  “Lağım sularının içine zorla kadınları soktular.”
-  “Serbest bırakıldım ve eve gittim. Beni yıllarca görmeyen annemin bana ilk dediği şey, ‘Bunca yıl neredeydin?’ olup, kızlık muayenesine götürdü.”
 
"12 EYLÜL HALA DEVAM EDİYOR"
 
Melike Demirağ, 12 Eylül'ün hala devam ettiğine dikkat çekti, "Mücadele sürmeli" dedi.
 
Ümide Aysu Çelik, "Kadınlar olarak hep vardık. Bu belgesel bunu, varlığımızı gösterdi" diye konuştu.
 
Annelerin cezaevi kapılarında yürüttüğü mücadeleyi anlatan Leman Fırtına ise "Yılmayacaksınız. Yılıp mücadeleyi bırakırsanız sizi asla affetmem" dedi. Fırtına'nın sözleri uzun süre alkışlandı.
 
Seza Mis Horuz, "Çektiğimiz acılar boşuna değildir. Bir daha bu tür belgesellerin yapılmamasının taşlarını döşüyoruz" dedi.
 
12 Eylül'ün ilk kaybı olan Hayrettin Eren'in ablası İkbal Eren, Cumartesi Anneleri'nin mücadelesini hatırlattı, "Katillerimizle içiçe yaşıyoruz, onlarla aynı otobüse biniyoruz. Buna son vermek için sizi her Cumartesi günü Galatasaray'a bekliyoruz" diye konuştu.
 
Melek Ulagay Taylan, Diyarbakır Cezaevi'ni hatırlattı, "12 Eylül döneminde Diyarbakır Cezaevi'nde Esat Oktay Yıldıran'ın köpeğinin konulduğu yerde tutulan Gültan Kışanak, bugün Diyarbakır'a belediye başkanı oldu. Kadınlar yenilmedi" dedi.
 
GÜLTAN KIŞANAK'A KÖPEK KULÜBESİNDE HÜCRE CEZASI
 
Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı Gülktan Kışanak da , Diyarbakır 5 Nolu Cezaevi'ndeki 2 yılık zorlu hapis sürecini anlatırken,  "12 Eylül sabahı darbe olduğunu   biz Türkiye'deki diğer insanlar gibi TRT'den öğrenmedik. Diyarbakır Cezaevi'nde dayak yiyerek öğrendik" dedi.
 
 Kışanak şöyle devam etti: 
 
 “Çok dayak yedik. Mazgallardan izlenirdik. Mahremiyet diye bir şey yoktu. Şak diye kapı açılır Esat Oktay (Cezaevi Müdürü Yüzbaşı) köpeği ile beraber içeri girerdi. Saatlerce bağırırdı, ‘Burası kadın koğuşu burası bizim namusumuz’ diye. Esat Oktay bana 6 ay boyunca köpeği Jo’nun kaldığı kulübede ‘Ben Kürt değilim Türk’üm’ demediğim için hücre cezası verdi. Yaşadıklarım ruhumun derinliklerinde derin yaralar açtı. Hâlâ vücudumda fiziksel izlerini taşıyorum. Ayak bileklerimde söndürülen sigaraların izleri, falaka izleri hâlâ duruyor.”
 
"DÜRİYE ANA İKİ YIL KONUŞMADI"
 
Kışanak, aynı koğuşta kaldığı Düriye isimli yaşlı bir tutuklu kadının yaşadıklarına ilişkin de şunları anlattı: 
 
“Düriye Ana Türkçe bilmediği ve Kürtçe konuştuğu için onu yanındaki tutsakla beraber döverlerdi. Sonra da ‘Düriye Ana’ya 1 haftada Türkçe öğreteceksin’ derlerdi. 1 haftada öğretmek imkansız olduğu için öğretemediğimizden bir daha döverlerdi. Düriye Ana 2 yıl konuşamadı. Sayımlarda Düriye Ana’nın yanında olanı da döverlerdi. Biz de Düriye Ana’nın sayıma kalkmamasını önerdik ama kabul edilmedi. Bunun üzerine her gün sırayla birimiz Düriye Ana’nın yanında durduk. Böylece hepimiz sırayla dayak yemiş olduk.”
 
ARINÇ, KIŞANAK'A HAK VERMİŞTİ
 
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, bir televizyon programında Kışanak’ın yaşadıklarına ilişkin şunları söylemişti: 
 
“Ben bir BDP’li kadın milletvekiline çok kızıyordum, çok beddua ediyordum. Onunla ilgili bir hatırayı dinledim artık kızmıyorum. Çünkü 17 yaşındaki bir genç kızken Diyarbakır Cezaevi’nde o kadar ahlaksızca işkenceye maruz kalmış ki o kadar kendisini zorlamışlar ki ben de aklıma gelse dağa çıkardım.” (etha- Damla Yur/ Milliyet)
 
 

Yorumlar:

Yorum Yaz