Türkiye tarihindeki ilk kadın gazeteci Selma Rıza Feraceli'yi anıyoruz

Osmanlı topraklarında özgürlük ve eşitliği savunan ilk Türk kadın gazeteci olan Selma Rıza, Müslüman Osmanlı Kızlarının eğitim ve kültürel gelişimi için Türkiye'nin ilk yatılı kız lisesinin açılmasına öncülük etti.


İlk Türkiyeli kadın gazeteci olan Selma Rıza Feraceli, 1872’de İstanbul’da dünyaya geldi. Sonradan Müslüman olup Naile adını alan Avusturyalı bir anne ve 1877 yılında ilk Osmanlı Parlamentosu´nda görev alan diplomat Ali Rıza Beyin kızı, çiftin yedi çocuğunun en küçüğüdür.  

Babası Ali Rıza Bey, Şura-yı Devlet ve Meclis-i Âyan'ın önemli isimlerinden olan bir kültür adamıydı. Annesi Naile Hanım, Avusturya kökenli asil bir aileden geliyordu.  En büyük ağabeyi ise Paris’teki Jön Türkler’ in lideri ve 1908 devrimin ardından Osmanlı Parlamento’sunun başkanı olan Ahmet Rıza Bey’di. 



Selma Rıza, dönemin koşulları yüzünden eğitimini evde tamamladı. Ahmet Rıza Bey’in Selma Rıza’nın eğitimi üzerinde çok büyük etkisi oldu. Ahmet Rıza Bey, hürriyet fikrini ateşle savunan bir vatanseverdi. Kız kardeşini de kendisi gibi yetiştirdi.

SELMA RIZA JÖN TÜRKLER' İN TAKDİRİNİ KAZANDI

1898 yılında, 26 yaşında iken Jön Türkler'in lideri olan ağabeyi Ahmet Rıza'nın yanına gitme kararını aldı ve bir gece her şeyi geride bıraktı Paris'e kaçtı.

Kaçarken ne ailesine ne de dostlarına haber vermedi. Selma Rıza’nın bu cesur eylemi Jön Türkler tarafından takdirle karşılanacaktı.

Selma Rıza artık özgürlüğün ateşiyle vatan topraklarının en ateşli savunucularından biri olacak, Jön Türkler'le beraber mücadeleye atılacaktı.

Selma Hanım, böylece İttihat ve Terakki'nin ilk ve tek yeminli kadın üyesi olarak tarih sahnesine çıkmış oldu.

SORBONNE ÜNİVERSİTESİ'NDE EĞİTİM ALAN İLK TÜRK KADIN

Selma Rıza, çok iyi Fransızca biliyordu. İlk iş olarak eğitimine Sorbonne Üniversitesi’nde devam etme kararı aldı.

Selma Hanım, böylece bir ilke daha imza atarak Sorbonne Üniversitesi’nde eğitim alan ilk Türk kadın oldu. 


Selma Rıza gazeteciliğe, İstibdat dönemine korku salan Meşveret gazetesinde başladı. Ahmet Rıza ve Halil Ganim Bey’in kendi imkanlarıyla Paris'te çıkardığı, Osmanlı topraklarında hürriyet ve eşitliği savunan Meşveret kısa zamanda Jön Türk’lerin sesi haline geldi. Fransızca “Danışma” anlamına gelen Meşveret önceleri ayda iki kez yayımlandı. 

OSMANLI TOPRAKLARINDA ÖZGÜRLÜK VE EŞİTLİĞİ SAVUNAN İLK KADIN GAZETECİ

Selma Rıza, Fransızca eki Mechveret Supplément Français ve Türkçe olarak yayımlanan Şura-yı Ümmet Gazetesinde kadınların sosyal ve kültürel yaşama katılımı konularında makaleler yazdı.

Selma Rıza, artık basın tarihimizin ilk kadın gazetecisiydi.

Meşveret için gecesini gündüzüne kattı, durmaksızın çalıştı. Aynı zamanda Bahaeddin Şakir ile Samipaşazade Sezai’nin çıkardığı Şuray-ı Ümmet gazetesinde de yazıyordu. Samipaşazade Sezai Selma Rıza Hanım’ı “ Kadınlığın Tacı” olarak nitelendiriyordu.

Çetin mücadelelerin ardından, 1908 devrimi II. Abdülhamit istibdatını yıktı. Jön Türkler, amaçlarına ulaşmış, memleketi güzel günlere götürecek devrimin ilk adımını atmışlardı. Artık yurda dönme vakti gelmişti. Selma Rıza 10 yıl boyunca kaldığı Paris’ten, Jön Türkler’le beraber yurda geri döndü.

Selma Rıza, gazeteciliğe İstanbul'da da Hanımlara Mahsus Gazete ve Kadınlar Dünyası gibi önemli kadın dergilerinde yazmaya devam etti.

KIZILAY'IN KURUCULARINDAN VE İLK GENEL SEKRETERİ

Aynı zamanda kendini kültürel ve sosyal alandaki konulara verdi, kadının hürriyeti ve eşitliği sorununa eğildi. Bu sırada Osmanlı Hilal-i Ahmer (Kızılay) Cemiyeti’nin kurucuları arasında yer aldı. Selma Hanım, 5 yıl boyunca cemiyetin Genel Sekreterliği görevini üstlendi. 5 yılın sonuna gelindiğinde ise cemiyette vicdanına ters düşen bir takım yanlışlar gördü. Yönetimin yanlışlarını düzeltmek için mücadele etse de işe yaramadı. Selma Rıza, Genel Sekreterlik görevinden istifa etti. İstifası kabul edilmese de Selma Hanım, sözlü ve yazılı olarak yapılan tüm ricaları reddetti. 

Selma Rıza, aynı zamanda 1899’dan itibaren “Sosyal Açıdan Kadın” konusuna eğildi. O tarihe kadar dünyada çıkan tüm yayınları inceledi. Paris’te konu üzerine verdiği derslerle gerek Fransız aydınları, gerekse Jön Türkler arasında konunun uzmanı olarak tanındı. Ancak mütevazi kişiliği yüzünden, bilgilerini geniş kitlelere aktaramadı. Yine de edebiyatçılar ve Fransız sosyologlar özellikle de Claude Farrere onu yetenekli bir sosyolog olarak tanımladı.

BABI-ALİ'DE MANDACILIĞI SAVUNAN GAZETECİ VE AYDINLARA KARŞI MÜCADELE ETTİ

Selma Rıza mandacılığa karşı sonuna kadar hürriyet fikrini ateşle savundu.

Dünya Savaşı’ndan sonra emperyalist ülkeler Wilson’ın ortaya attığı yasalarla topraklarımızı paylaşım sürecine girdiğinde topraklarımızda mandacılık yandaşları arttı. 

Wilson Prensipleri Cemiyeti, koşulsuz Amerikan Mandasını savunurken Babıali’de de bir karamsarlık hakimdi. Bu hava bir çok gazetecinin kafasını karıştırıyor, onları umutsuzluğa sürüklüyordu.

Babı-Ali'de bütün bu gazetecilere, aydınlara, edebiyatçılara karşı çıkan tek kadın Selma Rıza’ydı. Selma Hanım'ın kafası mesele hürriyet olduğunda her zaman netti. Vatan topraklarında başka devletlerin kanlı postalları kabul edilemezdi. Selma Hanım, ölümü pahasına savunduğu ilkelerden asla vazgeçmedi. Selma Rıza, manda yanlılarına gönderdiği mektuplarla vatansever bir kadının, bir gazetecinin nasıl olması gerektiğinin de örneğini yarattı.

KANDİLLİ KIZ LİSESİ'NİN AÇILIŞINA ÖNCÜLÜK ETTİ

İstanbul’da Müslüman Osmanlı kadınları için okullar açılması uğrunda mücadele etti.


Kandilli Kız Lisesi

Selma Rıza Feraceli, 1916 yılında Müslüman Osmanlı kızlarının eğitimi ve kültürel yönde gelişmesi amacıyla, Kandilli'deki, Kandilli Adile Sultan İnas Mekteb-i Sultanîsi adıyla Türkiye'nin ilk yatılı kız lisesi olarak açılmasını sağladı.Bu okulun adı, Cumhuriyet döneminde Kandilli Kız Lisesi olarak değiştirildi. 

İKİ ROMAN YAZDI

Selma Rıza, gazeteciliğin yanında güçlü bir edebi kaleme de sahipti. İki tane roman yazdı. Ancak yazdığı şiirler gibi romanlarını da yayımlamadı. 



1892 yılında kaleme aldığı “Uhuvvet (Kardeşlik)” adlı romanı ancak 1999 yılında dili sadeleştirilerek Kültür Bakanlığı yayınları arasında yayımlandı.

Selma Rıza, 1931 Şubat’ında, henüz 59 yaşındayken hayata gözlerini yumdu. Hayatını vatanının bağımsızlığına adayan Selma Feraceli'nin cenazesine yalnızca 5 kişi katıldı.
(KAZETE & İstanbul Kadın Müzesi)


Yorumlar:

Yorum Yaz