Betül Arım: Kendimizle yüzleşmeye ihtiyacımız var

 

Tek kişilik oyunu ‘Dışarda Hiçbir Şey Var’la iki yıldır izleyicilerle buluşan Betül Arım, "Hayal Gücü Bakanlığı"nın kurulmasında ısrarlı.

11.03.2019
Yazı Boyutu:  
Tiyatro, sinema ve dizi oyuncusu Betül Arım’ın yaşama sanatını anlattığı ve kendimizle yüzleşmemizi sağlayan “Dışarıda Hiçbir Şey Var” Anadolu turnesinden sonra tekrar İstanbul'da..

“Hayal Bakanlığı” kurulsun diyen Arım, 2 senedir başarıyla oynadığı yaşama sanatı oyununu Anadolu turnesinden sonra İstanbul'da yeniden üç ayrı sahnede sergiliyor.

Arım, kapalı gişe  oyununda 45 yıllık sanat hayatından kesitler sunarken "Hayal Bakanlığının" kurulması gerektiğini izleyicilere esprili bir dille anlatıyor.Doktorların bile reçete yazdığı oyunu 8 yaşından büyükler izleyebiliyor. 



Her sahnesinde izleyicinin kendisinden yansımalar bulacağı oyun; eğlendirirken düşündürüyor.“Gösterimin büyüklerin yanı sıra 8 yaşından itibaren çocuklara ve gençlere ulaşması beni çok mutlu ediyor” diyen usta sanatçı,“Dışarıda Hiçbir Şey Var” ile teknoloji ve dünya sorunlarının körelttiği insani duyguları canlandırmanın yanı sıra enerji, huzur ve mutluluğun aslında ‘dışarıda’ değil içimizde olduğunu gözler önüne seriyor.

Seyirciye ayna tutarak bilinçaltımızın bizi nasıl yönettiğini hatırlatan Betül Arım, yüksek sesle söylediğimiz iyi veya kötünün bize geri döndüğünü  deneyimlerinden örneklerle eğlenceli bir dille ortaya koyuyor.

Dışarıda Hiçbir Şey Var, mutluluk veren, günlük dertlerimizin ne kadar geçici olduğunu vurgulayan, hayatı sevinçle kucaklamayı anlatan bir oyun.



"VAZGEÇENLER DAİMA KAYBEDER"

Yaşamını tiyatro dönüştürmekten yola çıkarak  hazırladığı ve oynadığı bu oyunuyla Betül Arım, toplumda ki ‘Polyannacı gibi olmanın" negatif algısını kırmaya çalıştığını belirtiyor."Çünkü ben vazgeçenlerin daima kaybettiğini, vazgeçmeyenlerin kazananlar olduğunu öğrendim. Kendim olmaktan vazgeçmemeyi seçtim. Eğer vazgeçseydim sürüye katılmış olacaktım. Sürüye katılmamayı seçtim" diyor.

Oyununda insanları kendisiyle yüzleşmesinin,hesaplaşmasının önemine vurgu yapan usta sanatçı insanın kendisi olmasının zorluklarına değinirken şunları söylüyor:



"Dünyada bana göre kendimize verebileceğimiz en büyük armağan, kendimiz olabilmek. İnsan kendi olmaya başladı mı, bir sürü şeyi başarabiliyor. Kendiniz olmak, her şeyi göze almak demektir. Yalnız kalmayı, dışlanmayı… Onun da temeli kendine güvenmek. Gerçek anlamda kendinizi var etme yolculuğunda başarılı olursanız, kendinizi seviyorsunuz, güveniyorsunuz, şefkat duyuyorsunuz demektir. Şunu hep gözlemledim inanın bana, sizden apayrı düşünen çok farklı olan kişiler bile bir müddet sonra sizi kabul etmeye başlıyor. En zıt fikirleri olanlar var. Kendi gibi diyor. Bu dürüst, doğru diyor. En önemli konu söylediğinizle yaptığınızın bir olması."

İçinde bulunduğumuz coğrafyanın doğu kültüründen kaynaklanan acı, keder, dram ile yoğrulduğunu, gülen, neşeli insanların hafife alındığını anlatan Arım, Oğlu Memet Ali Alabora'nın Gezi davasından dolayı müebbet hapis istemiyle yargılanacak olmasının hüznünü içine gömercesine, hayatın sorunlarla başetme sanatı olduğunu belirterek, hayatı bir sorun olarak düşünmeden önce insanın kendisinin, bedeninin ayrımına varması gerektiği görüşünde: Küçücük bir damladan, bu kadar bir beden bana armağan ve emanet edildi. Bir insan emanet aldığında, sevinir, mutlu olur, teşekkür eder. Ben bana verilen bu armağanın gerçekten farkına vardığım için, mutlu olmak adına başka bir nedene gereksinim duymuyorum. Fransız düşünür Alain diyor ki, “Mutlu olun, çünkü mutluluk barışın meyvesi değil, ta kendisidir” diyor. Mutlu insanlar savaşmazlar, kıskanmazlar, dövüşmezler. Onun için mutluluk çok önemli. Mutlu insanlar sorgularlar, yaratım süreçlerinde yer alırlar.Biz mutlu olmayı bilmiyoruz. Biz kendimizin farkında değiliz. Bilinçaltı kodlarımızda çocukluğumuzdan beri o kadar yanlış şey var ki. Bize hep, “Kötü düşün iyi olursa sevinirsin”, “Çok gülme başına bir şey gelir” denildi. Finlandiya’da bu yok. O yüzden onlar mutlu, başarılı. O çocukları sıkmıyorlar, özgür bırakıyorlar..



ÖN YARGILAR HAYATIMIZI SABOTE EDİYOR

Usta sanatçı oyununda ön yargılara da sık sık vurgu yapıyor. önyargının hayatımızı ne kadar sabote ettiğine dem vuruyor. Bize Einstein'ın “Ne hazin bir çağda yaşıyoruz. Bir önyargıyı ortadan kaldırmak, atomu parçalamaktan daha zor” deyişini hayıtlatıyor.

Bu sözü ilk duyduğunda ağladığını belirtiyor. Betül Arım "öldürülen insanlar oldu. Bunları en çok kadınlar yaşıyor. Dedikodu, insanların önce ruhlarını yaralıyor. Sonra dayak yiyebiliyorlar. Doğuda en ufak bir dedikodu yüzünden öldürülenler oluyor" diyor.



"TÜRK İNSANIN MUTLULUK  VE AFFETME PROBLEMİ VAR"

Türk insanının Mutluluk gibi affetmekte de problemi olduğunu düşünüyor usta sanatçı, Oyununda buna da sık sık vurgu yapıyor: "Ben baba baskısı ve haksız yere yediğim dayak sonucu 12 yaşında yarım paket fare zehri içip intihara kalkıştım. Tek düşüncem babamdan intikam almaktı. Tabi ölmeyince kendi kendime “Salak! Ölmüş olacaktın” dedim. Babamı nasıl affettim biliyor musunuz? Bana aşıladığı kitap okuma sayesinde, kitaplarla affettim. Kitapta “affetmek, karşımızdakini cezalandırma ihtiyacından vazgeçip, kendimizi özgür bırakıp bedenimizi özgür bırakmak” diyordu. Ve “affedemediğiniz her kişi için elinizde 10 kilo patatesle dolaşın” diyordu. İki kişiyi affedemediğimizi, iki elimizde patates olduğunu düşünün. Zamanla patatesler gibi içimiz de çürümeye başlıyor. Başkasına kızıyoruz, kendimizi cezalandırıyor, hasta ediyoruz hatta. Bütün hastalıkların kökeni, duygu ve düşüncelerimiz. Cezalandırmak istediğimizin umrunda bile olmuyor. Yaşadığımız olayı değiştiremeyiz, ama duygusunu değiştirebiliriz. Geleceğimizin önünü açarız. Seçim bizim. Her şey bakış açımıza bağlı. Yunus’un dediği “Gelin tanış olalım, işi kolay kılalım” cümlesi çok önemli. Tanışmadığımız için oluyor tüm bunlar"



BU AY OYUNU İZLEMEK İÇİN ÜÇ GÜNÜMÜZ VAR

Hepimizin tek ve biricik olduğunu, bize armağan ve emanet edilen bu muhteşem varlığın farkına varmamızı, kendimize verebileceğimiz en büyük armağanın kendimizi bilmek, tanımak ve var etmek olduğunu, bilinçaltımızın bizi nasıl yönettiğini, anda ve sevgide kalmanın yaşamımızı nasıl değiştirdiğini, hastalıkları nasıl yenebileceğimizi,daha pek çok şeyi kendi yaşamından örnekler, hikayeler ve şiirlerle eğlenceli bir dille anlatıp, "dostumuz da düşmanımız da biziz, bizi bizden başka engelleyen yok, hayatla kavga etmek yerine onunla şarkı söyleyip dans edebiliriz, seçim sizin", diyen Betül Arım'ın bu tek kişilik oyunun bu ay içinde izlemek için üç gününüz var. 

Dışarda Hiçbir Şey Var!, 12 Mart Salı günü Ataköy Yunus Emre Kültür Merkezinde, 13 Mart Çarşamba günü Mecidiyeköy'de Artı Sahne'de, 18 Mart Mazartesi günü de BKM'de izlenebilir. Yoksa 11 Nisan'a kadar beklemeniz gerekecek. (KAZETE KÜLTÜR SERVİSİ)


Üye Ol



Üye Girişi