Erdoğan'a 'Sayın' da 'Başbakan' da demeyecekler

 

CHP Genel sekreteri Bihlun Tamaylıgil genelge gönderdi

28.02.2014
Yazı Boyutu:  
 
 
CHP Genel Sekreterliği 'nce örgütlere,  Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a "Başbakan" ve "Sayın" kelimeleri ile hitap edilmemesini içeren bir genelge gönderildi.
 
 
Manşet TV internet sitesinin haberine göre, CHP Genel Sekreteri Bihlun Tamaylıgil imzasıyla CHP örgütlerine gönderilen genelgede şöyle denildi:
 
Ortaya çıkan yolsuzluk belge ve bilgileri nedeniyle başbakanlık koltuğunda oturmaması gereken, yürütmenin başı, RecepTayyip Erdoğan'a CHP olarak "sayın ve "Başbakan" olarak hitap edilmemesini, 
 
ayırca , TBMM'nde "Başbakan" hitabı ile soru önergesi verilemesini rica ederim" 


KILIÇDAROĞLU'NA GÖRE ERDOĞAN "BAŞÇALAN"
 
Öteyandan CHP Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu dün akşam “Aykırı Soruları” yanıtlarken, “Erdoğan şaibeli bir kişidir. O artık benim dilimde, benim gözümde Başbakan değil, baş çalandır.” dedi.
 
 
CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu CNNTÜRK’ün canlı yayını  “Aykırı sorularé da Enver Aysever’in sorularını şöyle yanıtladı;
 
Enver AYSEVER- Türkiye’nin beklediği yayındayız. CNNTÜRK ekranlarında aykırı sorulardayız, saat 20.30 bugün 15 dakika erken başlayacağız, 15 dakikada geç bitireceğiz. Türkiye’nin soru sorulan programı aykırı sorulardayız. Bu kez Türkiye’nin en çok konuşulan isimlerinden biri doğal olarak günlerdir yaptığı açıklamalarla Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu idi. Bugüne kadar bizim yaptığımız yayınlardan da farklı olarak bu süreci tartışacağız kendisiyle. Çünkü gerçekten cumhuriyet tarihini bilenler açısından en ilginç dönemlerinden birini yaşıyoruz.
 
Hemen bir uyarı yapıyım değerli izleyiciler. Programımız net bir saat sürecek ve içinde reklam olmayacak. Dolayısıyla Kemal Kılıçdaroğlu’yla bir saat boyunca gündüz sizden de gelen soruları olabildiğince dillendirerek kendisiyle görüşeceğiz. Bende aklımdaki bütün soruları soracağım. Hoşgeldiniz.
 
Kemal KILIÇDAROĞLU- Hoşbulduk efendim.
 
Enver AYSEVER- Sayın Kılıçdaroğlu, sonuç itibariyle Türkiye açısından kritik bir dönemden geçiliyor ve ilginç bir dönem var. Ben size şunu sormak istiyorum. Sayın Deniz Baykal’ın kasetiyle birlikte Türkiye talihsiz bir siyasal tarihimizde negatif anılarak geçen bir dönemin ardından siz Genel Başkan oldunuz. O döneme dair hala soru işaretleri var. Bugünde bambaşka kasetler arka arkaya geliyor. Bir; kaset siyaseti hakkında ne düşünüyorsunuz? İki olay arasında benzerlik var mı?
 
Kemal KILIÇDAROĞLU- İki olay arasında dağlar kadar fark var. Bir olay tümüyle özel yaşamla ilgili ve onun faili özel yaşamı kontrol eden, denetleyen Recep Tayyip Erdoğan’dır. Şaibeli bir kişidir yani. Altını çizerek söylüyorum.
 
Enver AYSEVER- O kaseti Tayyip bey mi yaptı diyorsunuz?
 
Kemal KILIÇDAROĞLU- Onun bilgisi dahilinde gerçekleşen bir olaydır bu. Bilgisi dahilinde gerçekleşen bir olaydır. Bu kadar net söylüyorum. Çünkü kendisi talimat verdim MİT’e bunun faillerini bulun diye kendisi söyledi ben değil. Bugüne kadar bulunmadı. Niye bulunmadı? Özel yaşamdı. Özel yaşamın günlük sıcak siyasetin konusu olmaması gerekirdi. Bugün gündemde olan ses kayıtlarıyla farklı şeyler. Bir hırsızlık olayını anlatıyor. Açıkça söyleyeyim bir hükümetin ve onun içindeki bazı bakanların Türkiye Cumhuriyeti devletini nasıl soydukları anlatılıyor. Bu kadar açık.
 
Enver AYSEVER- Şu dakikalarda da yeni kasetler var biliyorsunuzdur herhalde bugünde var.
 
Kemal KILIÇDAROĞLU- Var. Gelecek bunlar. Bunlar gelecek.
 
Enver AYSEVER- Bu kasetler size daha önceden geliyor mu?
 
Kemal KILIÇDAROĞLU- Hayır. Bizde izliyoruz.
 
Enver AYSEVER- Yani hiçbir önceden bir istihbarat yok mu?
 
Kemal KILIÇDAROĞLU- Hayır bize önceden bir bilgi, önceden bir istihbarat gelmiyor. Biz ancak önemli gördüğümüz Sayın Başbakanın son ses kaydı yayınlandı biliyorsunuz oğluyla yaptığı görüşme. O görüşmeyi dinledikten sonra artık ben o kişiye Başbakan lafını etmeyeceğim. Şaibeli bir kişidir, adı şaibeye bulaşmıştır. Bu ülkede Başbakanlık yapamaz. Aldığı oylar helal değildir. Harama ortak olmuştur. Tüyü bitmemiş yetimin hakkını yemiştir. O artık bundan sonra benim dilimde, benim gözümde baş çalandır. Bu kadar açık net. Efendim kasetler montaj diyor. Zaten montaj. Veriyor 17 Aralık sabah 08.02 birinci görüşme diyor, eklemişler ikinci görüşme, eklemişler üçüncü görüşme, eklemişler dördüncü, eklemişler beşince görüşme.
 
Enver AYSEVER- Yani siz diyorsunuz ki muhtevaya yönelik bir montaj yok.
 
Kemal KILIÇDAROĞLU- Yok efendim tabi. Zaten bu benim sesim değildir demiyor zaten. Bu benim sesimdir diyor. Yani bunu inkar etmiyor. Edemez de zaten neyi inkar edecek?
 
Enver AYSEVER- Peki siz ilk çıktığınızda dediniz ki, Ağrı dağı kadar gerçektir. Bunu bir siyaset muhalefet gereği mi söylediniz? Yoksa hakikaten kısa zamanda hemen bunun bilimsel verilerini elde ettiniz mi?
 
Kemal KILIÇDAROĞLU- Biz o akşam dinler dinlemez o akşam MYK’yı topladık. Çok önemli bir olay. Bir ülkenin Başbakanı böyle bir konuma düşmüşse bu çok önemli bir olaydır ve biz ana muhalefet partisiyiz. Hemen MYK’yı topladık. Uzmanlarla hemen görüşmeler başladı. bu konuda değerli arkadaşlarımız var teknolojiyi, bilgisayarı çok iyi bilen arkadaşlarımız. Onlar pek çok kişiyle görüştüler. Biz pek çok kişiyle görüştük. Bazı arkadaşlarımız başka alanlarda bu olayları çek etti ve bunun %100 doğru olduğu bizim açımızdan kesinleşti.
 
Enver AYSEVER- Peki şöyle bir şeye ihtiyaç var mı sizce? Toplumun bu konuda kanaatinin yaygınlaşması için uluslararası güvenilirliği olan bir kuruma bu ses kayıtlarının gönderilmesini önerir misiniz?
 
Kemal KILIÇDAROĞLU- Onlar istedikleri gibi göndersinler bizim doğru. Doğruyu tekrar doğrulatma gibi bir amacımız yok bizim. Zaten doğru. Kendisi de inkar etmiyor. Ve bir itiraf yaptı bu şaibeli kişi. Kriptolu telefonları da dinlemişler dedi. Devlet sana kriptolu telefonu devletin sırlarını konuş, devletin sorunlarını çöz diye verdi. Oğlunla, kızınla, yakınlarıyla kriptolu telefonla konuşup yolsuzlukların, hırsızlıkların üstünü kapat diye vermedi. Bunu açıkça söyledi. Yapıyor mu bunu? Yapıyor. Hayatı yalan üzerine kurulu. Gerçekten bunu çok samimi olarak söylüyorum. Hayatımda bu kadar yalan söyleyen ikinci bir siyasetçiyle hiç karşılaşmadım. Milletin gözünün içine bakıyor. Bugüne kadar dünya kadar şey yayınlandı değil mi ses kaydı. Hiç kimse bunlar yanlıştır, yalandır, montajdır demedi. Hiç kimse. Ne gazeteciler dediler, ne ses kaydı yayınlananlar dediler. Çünkü gerçek olduğunu herkes biliyordu. İlk kez bu yayınlandıktan sonra inkar etmeye başladı.
 
Enver AYSEVER- Peki Cumhuriyet Halk Partisinin Genel Başkanısınız toplumda çok yaygın olan bir kanıda şu; cemaatle AKP arasında neredeyse bir kan davası var. Türkiye’de benim gördüğüm kadarıyla siyasi partiler arasında gerginlik olurda bu türden bir gerilimi ilk defa yaşıyoruz. Belki bilmediğim dönemler olabilir ama herhalde bundan daha kanlısı yoktur. Soru şu; siz Cumhuriyet Halk Partisi olarak cemaatle işbirliği halinde misiniz? Cemaatin tarafında mısınız? Cemaat sizin iktidara gelmeniz için AKP’ye karşı sizin koalisyon ortağınız mı?
 
Kemal KILIÇDAROĞLU- Efendim cemaatle bir ilgimiz yok. Bir ilişkimizde yok. Bir özel sohbetimiz yok. Bir görüşmemiz yok. Cemaat gazetelerde yazdığımız bildiğimiz cemaat. O kadar. Onun dışında bizim özel bir bilgimiz yok, özel bir alanımızda yok. Ben hiçbir zaman cemaate dönüp şunu söylemedim. Siz ne istediniz de biz vermedik. Söyleyen kimdi? Yolsuzluğu ayyuka çıkmış adam söylüyordu bunu. Şimdi ne oldu? 17 Aralık’tan sonra onları düşman belledi. Neden? Bu yolsuzluklarımı ortaya çıkardınız diye. Paralel devlet. Efendim paralel devlete izin vermeyeceğiz. Peki kardeşim yani yolsuzluk yapana kardeşim denmez ama lafın gelişi söylüyorum ben bunu. Peki kardeşim senin bakanına 700 bin liralık saati kim verdi?
 
Enver AYSEVER- Kim verdi?
 
Kemal KILIÇDAROĞLU- O belli Rıza Sarraf. Kim bu adam? Kim bu adam bir İran vatandaşı değil mi? Aynı zamanda Türk vatandaşı. 4 bakanı teslim aldı mı? Aldı. 4 bakana rüşvet verdi mi? Verdi. 4 bakandan birisi soruyor biz takip mi ediliyoruz, MİT bizi takip mi ediyor? Ne diyor bir bakan? Emin ol diyor hiçbir şey yok diyor. Ben senin önüne yatarım diyor.
 
Enver AYSEVER- O ne demek?
 
Kemal KILIÇDAROĞLU- Yani sana en ufak bir şey gelmez.
 
Enver AYSEVER- Yani argo bir söylem çünkü.
 
Kemal KILIÇDAROĞLU- Hayır efendim. Ben bakan koltuğunda oturduğum sürece senin kılına kimse dokunamaz. Türkçesi budur. Ben senin önüne yatarım. Bölgesel bir ağızdır bu. Bunu söylüyor. Devletin bütün sırlarını bunların Sarraf’a teslim etmediğini kim biliyor? Neden bunu getirip illa cemaate bağlıyorlar? Bu ülkenin, bu devletin kendi iç dinamikleri yok mu?
 
Enver AYSEVER- Peki en çok tartışılan konulardan biri Cumhuriyet Halk Partisi tabanının özellikle Ergenekon davasında ve Balyoz davasında çok öfkeli olduğunu, sizde zaman zaman konuşmalarınızda çok sert şeyler söylediniz. Ve bir terminoloji olarak F tipi örgütlenme diye bir algı vardı. Bu F tipi örgütlenme Fethullah Gülen cemaatine yönelik bir örgütlenmeydi ve yargının ve polisin elinde olduğuna yönelikti. Şimdi devran döndü biz kahraman olarak ilan edilen örneğin Zekeriya Öz’ü AKP iktidarı hain olarak görüyor sizse kalktınız dediniz ki yiğitçe üzerine gitti dediniz. Şimdi Allah aşkına ben vatandaş olarak ne düşüneceğim? Bu Zekeriya Öz kahraman mı? Yoksa…
 
Kemal KILIÇDAROĞLU- Hemen söyleyeyim. Biz bir sefer Ergenekon, Balyoz işte Poyraz neyse, İzmir’de casusluk. Bu davaların hepsine karşıyız, bugünde karşıyız.
 
Enver AYSEVER- KCK dahil mi?
 
Kemal KILIÇDAROĞLU- Dahil. Özel yetkili mahkemelerde görüşülen bütün davaların normal mahkemelerde görüşülmesini savunan bir partiyiz biz. Özel yetkili mahkemelerinde kaldırılmasını istiyoruz biz. İstedik te.
 
Enver AYSEVER- Siz zaten şey dediniz o hakimler hakim sayılmaz dediniz.
 
Kemal KILIÇDAROĞLU- Aynen. O görüşlerimizin bugünde arkasındayız. Hiçbir zaman o görüşler şöyledir, böyledir falan demedik. Biz o görüşlerimizin arkasındayız. Orada sahte delillerin üretildiğini biliyoruz. Masum insanların hapiste olduğunu biliyoruz. Biz hiçbir zaman o davaların savcılığını üstlenmedik. Üstlenen kimdi? Bugünkü adı şaibeye bulaşmış olan baş çalan.
 

 

 

 


Üye Ol



Üye Girişi