Metin Göktepe katlinin 22. yılında mezarı başında anıldı

 

Evrensel Gazetesi muhabiri Metin Göktepe polisler tarafından işkencede katledilişinin 22. yıl dönümünde mezarı başında anıldı.

...
08.01.2018
Yazı Boyutu:  
İstanbul'da 22 yıl önce bugün “Mutlaka ben izlemeliyim” diyerek gittiği haberde polislerce gözaltına alınan ve işkenceyle katledilen Evrensel Muhabiri Metin Göktepe, İstanbul Esenler'de bulunan Kemer Mezarlığı’ndaki mezarı başında anıldı.

Anmaya Metin Göktepe’nin annesi Fadime Göktepe, Cumartesi İnsanları, CHP Milletvekilleri Sezgin Tanrıkulu ve Barış Yarkadaş, Emek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Levent Tüzel, DİSK Basın İş Başkanı Faruk Eren, Evrensel Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Fatih Polat,  Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) yöneticileri,  Gazeteci Ahmet Şık'ın eşi Yonca Şık, Gazeteci Ertuğrul Mavioğlu, İHD İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri, Avukat Kemal Aytaç, Avukat Efkan Bolaç, Makina Mühendisleri Odası Başkanı Battal Kılıç, Evrensel Gazetesi çalışanları, Göktepe ailesi ve çok sayıda yurttaş katıldı.

Sık sık “İnadına hepimiz birer Metiniz” sloganının atıldığı anmada “Tutuklu Gazeteciler Serbest Bırakılsın”, “Gazetecilere özgürlük”, “Ahmet çıkacak yine yazacak”, “Gazetecilik suç değildir” dövizleri ve Evrensel gazetesi taşındı.
Göktepe’nin mezarına Evrensel gazetesi ile karanfiller bırakıldı.



‘METİN’İN GAZETECİLİĞİ BİR KUŞAĞIN KARARLI GAZETECİLİĞİDİR’

Anmada ilk sözü Evrensel Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Fatih Polat aldı. Polat, Metin Göktepe’nin 8 Ocak 1996’da Ümraniye Cezaevinde öldürülmüş olan 2 tutuklunun cenazesini izlemek icin Alibeyköy'e gittiğini hatırlatarak Metin Göktepe’nin bu haberi izlemekte ısrar ettiğini aktardı. Göktepe’nin gözaltına alındıktan sonra Eyüp Kapalı Spor Salonu’na götürüldüğünü, polislerce dövülerek öldürüldüğünü anlatan Polat, “Metin Göktepe anmaları bizim için ağıt zamanları değil. Metin kararlı bir gazeteciydi. Mesleğini coşku ile yapan bir arkadaşımızdı. Metin gözaltına alındığında yanında Ahmet Şık vardı. Ahmet, Metin'in davasının en kararlı takipçisiydi. Mahkemelerdeki tutumu ve dik duruşu ile gazetecilik dersi veren Ahmet Şık ve tüm tutuklu gazetecilerin serbest bırakılması için mücadele edeceğimiz sözünü veriyorum. Metin'in gazeteciliği bir kuşağın kararlı gazeteciliğidir.150’nin üzerinde gazeteci tutuklu ise bu aslında ülkede güçlü bir gazeteciliğin olduğunun kanıtıdır" diye konuştu.

FADİME GÖKTEPE ‘BEN İYİ BİR DEVLET İSTİYORUM’

Metin Göktepe'nin annesi Fadime Göktepe ise şunları söyledi: “Bizi gazeteciler, avukatlar, milletvekilleri yalnız bırakmadı. Emekçi kadınlar bizi yalnız bırakmadı. Onlara çok teşekkür ederim. Ben barış istiyorum. Adalet istiyorum. Çocuklarımız cezaevinden çıksın istiyorum.  Ben iyi bir devlet istiyorum. Çocuklar ölmesin, analar ağlamasın istiyorum. Avukatlarımız, başkanlarımız, gazetecilerimiz cezaevinden çıksın istiyoruz. Ahmet Şık, Fatih Polat ve Metin 3'ü kardeş gibilerdi. Onlar yanımdayken Metin de yanımda. Hepimiz birer Metiniz.”

‘KARANLIK DÖNEMİ METİN OLARAK AŞACAĞIZ’

DİSK Basın İş Başkanı Faruk Eren, “Metin’i 22 yıl önce kaybettik, arkadaşımızdı, meslektaşımızdı. Metin ne yazık ki bu ülkede öldürülen tek gazeteci değildi. Metin’den sonra da gazetecileri kaybettik.  Yaşadığımız durum o dönemden farklı değil. Gazeteciler ölümle tehdit ediliyor, hapishanelere atılıyor, öldürülüyor. Karanlık bir dönemdeyiz. Bu karanlık dönemi daha çok Metin olarak aşacağız. Daha çok Metin olacağız. Hepimiz birer Metin'iz” diye konuştu.

‘METİN'İN MÜCADELESİ YENİ GAZETECİLERLE SÜRECEK’

Türkiye Gazeteciler Sendikası adına Yönetim Kurulu’ndan Vural Nasuhbeyoğlu söz aldı. Nasuhbeyoğlu, “Ben lisede olurken Metin Göktepe katledilmişti. 22 yıl sonra ben de onunla aynı gazetedeyim. Metin Göktepe gerçekleri yazmak istediği için, sesi duyulmayanların sesi olduğu için öldürüldü. Onun izinden yürüyen birçok gazeteci yetişti. Yüzlerce gazeteci bugün cezaevinde olmasına rağmen gerçeklerin peşini bırakmayacağım diyen gazeteciler var.  Artık Metin Göktepe gazeteciliği var. Her türlü zorluğa, baskılara,  hapsedilmelere rağmen gazeteciler yazmaya devam edecek. Metin Göktepe'nin mücadelesi yeni gazetecilerin elinde sürecek”  dedi.

‘CİNAYETİN ÜSTÜNÜN ÖRTÜLMESİNE MESLEKTAŞLARI İZİN VERMEDİ’

Emek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Levent Tüzel, “22 yıl boyunca bu mezarlığa gelerek, Metin şahsında devlet zulmüne uğramışları, kaybedilenlerimizi anıyoruz. Devletin şiddeti masum halklar ve basın üzerinde sürüyor. 2018 Türkiyesinde de aynı manzarayı yaşıyoruz” dedi.  Göktepe’nin ölümünün üstünün devlet yetkililerince “Duvardan düştü” denilerek örtülmek istendiğini hatırlatan Tüzel, “Ama meslektaşları bu cinayetin üstünün örtülmesine izin vermedi. 11 Ocak günü Metin'i Yenibosna'dan, çalıştığı yerden yüzlerce insan uğurladı. Aynı zamanda faşizmi, diktatörlüğü, işkenceci polis kurumunu lanetleyen bir yürüyüş oldu” dedi. Metin Göktepe'nin sadece gazetecilik faaliyeti yüzünden katledildiğini söyleyen Tüzel, “Ben gazeteciyim. Evrensel Gazetesi muhabiriyim' demesine rağmen bilerek, isteyerek öldürüldü. Meslektaşları bu cinayetin örtülmesine izin vermedi. Metin ilk öldürülen gazeteci değildi. Türkiye’de burjuva diktatörlüğü, faşizm basın üzerinden baskılarını azaltmadı. Gerçekleri halka ulaştıran gazetecilerin üzerinden baskılar, işkenceler, faili meçhuller eksik olmadı. 22 yıl sonra da, OHAL ve KHK'lerle tek adam diktatörlüğü kendinden farklı düşünen ve kendine muhalif olanlara benzer muamelede bulunuyor” diye konuştu.

‘METİN GÖKTEPE HABERCİLİKTE ISRARIN ADIDIR’

CHP Milletvekili Barış Yarkadaş, “Metin Göktepe gerçeğin peşinde olma adıdır. Metin Göktepe habercilikte ısrarın adıdır. Gazetecilik meşruiyetini sarı basın kartından değil, halkından alan bir gazetecidir. Bizim bugün tam da Metin Göktepe gibi gazeteciler ihtiyacımız var. Bugün Metin’in arkadaşları bir komplo ile cezaevinde. 180 gazeteci uydurma suçlarla cezaevinde tutuluyor. OHAL ve KHK’lerle işçiler sorunları anlatamıyor. Metin’in gazetesi 22 yıl önce de işçilerin sorunlarını anlatıyordu. Bugün de aynı şekilde anlatıyor. Fadime anamız iyi bir devlet istiyor ama devleti yönetenler işcisini sendikasız, kadrosuz çalışmaya mahkum ediyor. Metin özellikle hedef seçildi. Çünkü gazetecilerin gerçeğin peşinden koşması istemiyorlardı.  Ama yıldırmadılar. Metin'in en yakın arkadaşı bir komplo ile cezaevinde. Metin yaşıyor olsaydı, Ahmetle aynı cezaevinde olurdu. Gazetecilerin kaderi o günden bugüne değişmiyor. Biz hem bu ülkenin hem de gazetecilerin kaderini değiştireceğiz. Demokrasiye ulaşana kadar sizin yolumuzdan ayrılmayacağız.”

“Gazetecilerin kaderi ya mezar ya hapishane olmamalı” diyen CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu ”Mutlaka bu değişecek” diye konuştu.

Anma, Evrensel Gazetesi Haber Müdürü Ercüment Akdeniz'in İspanya iç savaşında devrimcileri uğurlarken söylenen şiiri okumasıyla sonlandı:

"Ölürsem seher vakti belki yarın
Gelip ağlamayın başında mezarımın
Özgürlük rüzgarıyım
Eseceğim hep üzerinde vatanımın"

Akdeniz, "Metin bir özgürlük rüzgarıydı. Ülkemizin üzerinde esmeye devam edecek” dedi.

(EVRENSEL)

Üye Ol



Üye Girişi