Nadira Kadirova’nın ölümünde şüpheler artıyor

 

AKP’li Şirin Ünal’ın evinde hayatını kaybeden Nadira Kadirova’nın ölümüne dair şüpheler artıyor. Özbekistan’da cenazeyi yıkayanlar, Kadirova’nın bedeninde iki kurşun deliği ile morluklar olduğunu iddia ediyor.

04.10.2019
Yazı Boyutu:  
Yaklaşık bir yıldır AKP İstanbul Milletvekili Şirin Ünal'ın Ankara'daki evinde çalışan Özbekistan vatandaşı Nadira Kadirova, 23 Eylül akşamı saat 21:00 sularında hayatını kaybetti. 23 yaşındaki kadın, Ünal'ın hasta eşine de bakıyordu.

Ankara Emniyet Müdürlüğü, kalbinde kurşun deliği olan Kadirova'nın ölümünü intihar olarak tanımladı.

Olay, Nadira'nın abisi Muhammed Ali Kadirova'nın bir tanıdığına yaşadıklarını anlatması üzerine basına sızdı.

Abi Kadirova'nın anlattıkları şöyleydi: "Şirin Ünal 21:00 sularında beni aradı ve silahının kayıp olduğunu söyledi. Önce silahının bende olabileceğini ima ettiğini düşündüm. Sonra Nadira'nın kendini odaya kilitlediğini söyledi. Bu sırada arkadan kadınların bağrışma sesi geliyordu. Telefon birden kesildi."

Telefon konuşmasının ardından Muhammed Kadirova, Ünal'ın Ankara'daki evine gitti. Vardığında kapıda polisleri gördü, içeri girmesine izin verilmedi. Vekil Ünal, Muhammed'e "Manyak kendini vurdu" dedi. Abi, vakit kaybetmeden Nadira'nın kaldırıldığı Bilkent Hastanesi'ne geçti. Burada da kardeşini görmesine müsaade edilmedi. Sonrasında da ölüm haberini aldı.

Sosyal medyada gündem oldu

Basına ve sosyal medyaya sızan yeni bilgiler tepkilere neden oldu. İntihar vakası olarak kayda geçen olayın ardında başka bir şey olduğu ve üzerinin kapatılmaya çalışıldığı iddia edildi.

Bu sırada yakın arkadaşı Leyla Niyazova'nın, ölümünden kısa süre önce Nadira ile telefonda konuştuğu ortaya çıktı. Telefon görüşmesinde Nadira arkadaşına, Şirin Ünal tarafından tacize uğradığını, bundan böyle abisinin yüzüne bakamayacağını ve ölmek istediğini söylüyordu.

Nadira'nın arkadaşı Leyla Niyazova, açıklamasının ardından polis tarafından ifade için savcılığa götürüldü.

Niyazova'nın savcılıktaki ifadesine DW Türkçe ulaştı. Niyazova ifadesinde şunları söylüyordu: "22 Eylül'ü 23 Eylül'e bağlayan gece konuştuk. Ağlayarak bana kimseye söylemeyeceğime dair yemin ettirdi. Abisi gibi gördüğü Şirin Ünal'ın bir gece odasına girdiğini, kapıyı arkadan kilitleyerek arkasından kendisine sarılıp taciz ettiğini söyledi. Olay yaşanırken Ünal'ın hasta eşi alt kattaymış. Nadira bağırmış ama sesini duyuramamış. Ünal'ın silahını bulduğunu, bir mermi hazırladığını ve intihar edeceğini söyledi."

Savcılık Leyla Niyazova'ya, Nadira'ya fuhuş yaptırıp yaptırmadığını da sordu. Bunun üzerine Niyazova şu yanıtı verdi: "Fuhuş yaptığım ya da yaptırdığım doğru değil. Geçimimi Laleli'den tekstil ürünlerini Özbekistan'a göndererek sağlarım. Buna ilişkin kargo gönderim fişlerimi de gerekirse dosyaya koyarım."

Avukat Müjde Tozbey, Nadira'nın ölümü ile ilgili soruşturmayı takip etmek için ailenin gönüllü avukatı oldu. Nadira'nın arkadaşına bulunulan fuhuş ithamının ise kasıtlı olduğunu belirtti ve olayın örtülmeye çalışıldığını öne sürdü.

Tozbey iddiasını şu sözlerle gerekçelendirdi:

- Nadira dahil evde yaşayan herkesin el ve kıyafet üzerindeki swap yani mermi artık örnekleri alınmadı.

- Nadira'nın bedeni üzerinde sperm, DNA vb. örneklerin araştırılması yapılmadı.

- Nadira'nın kaldığı oda içerisindeki tüm eşyalarda parmak izi, DNA incelemesi, saç, tüy ve tükürük gibi delil araştırmaları yapılmadı.

- Tetiğin çekiş pozisyonu, açısı, mesafesi konusunda teknik inceleme yapılmadı.

- Nadira öldükten sonra çekilen fotoğraflarda neden silah içinde şarjör olmadığı araştırılmadı.

Savcılık: Tüm incelemeler yapılmıştır

Avukat Tozbey'in iddialarının arından 2 Ekim günü Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan bir açıklama geldi. Açıklamada, "Kamuoyunda ve bir kısım sosyal medya hesaplarında Nadira Kadirova'nın ölümü ile ilgili olay yerinde inceleme yapılmadığı, ceset üzerinde otopsi işlemi yapılmadığı, milletvekili Şirin Ünal'ın parmak izinin aldırılmadığı gibi paylaşımlar gerçekle bağdaşmamaktadır. Gerekli inceleme titizlikle yapılmıştır" denildi.

Nadira'nın Adli Tıp raporu iki gün gibi kısa bir sürede çıktıktan sonra cenazesi Özbekistan'a gönderildi.

Nadira'nın ölümünü araştıran Özbek gazeteci Shukrath Babazhan ise, Özbek polis kaynaklarına dayandırdığı bilgiler ışığında DW Türkçe'ye yaptığı açıklamada, Nadira'ya ülkesinde ikinci bir adli tıp incelemesi yapılmadı. Cenazeyi yıkayan görevliler kadının göğsünde iki kurşun deliği olduğunu aktardı. Cenaze toprağa verilene kadar da Ünal'in bir adamı sürekli takipteydi. Gazeteci, ailenin bu süreçte iki ya da üç kez Türk Büyükelçiliği'ne gittiğini de söyledi.

İsmini gizli tuttuğumuz Nadira'nın kuzeni ise Kadirova'nın vücudunda iki farklı kurşun deliği olduğunu ancak ikinci kurşunun bacak bölgesinden girdiğini, ayrıca boyun ve kollarında morluklar olduğunu iddia ediyor.

Nadira'nın ailesi büyük korku yaşıyor

DW Türkçe'nin aileye yakın kaynaklardan edindiği bilgiye göre aile büyük bir korku yaşıyor ve artık medyaya konuşmak istemiyor. Ailenin evinin önündeyse 24 saat polis bekliyor. Polislerin ne sebeple beklediğiyse bilinmiyor.

Nadira'nın ölümünün arkasındaki nedenin netlik kazanmamış olması ülkesi Özbekistan'da da tepkilere neden oldu. Sosyal medyada "Nadira'ya adalet" ve "Nadira'nın katili bulunsun" paylaşımları yapılıyor.

Birgün'den İsmail Arı'nın haberine göre, tehdit edildiği gerekçesiyle ismini açıklamak istemeyen Kadirova ailesinin üyesi, otopsi işleminin ardından cenazenin kefenlenerek Özbekistan’a yollandığının açıklanmasına rağmen cenaze gönderilmediğini söyledi. Aileden üç kişinin cenazeyi defin için hazırlandığı ve kefenlediği öğrenilirken iki mermi girişinin etrafında da yanık izi olmadığı belirtildi. Yanık izlerinin olmaması nedeniyle silahın uzaktan ateşlenmiş olabileceği ileri sürüldü.

Öte yandan Muhammet Kadirova’nın cenazeyi teslim almak için gittiği Taşkent Havaalanında Özbek polisleri tarafından karşılandığı, bir odaya çekilerek tehdit edildiği iddia edildi. Cenazeyle birlikte Özbekistan’a gelen AKP’li Şirin Ünal’ın çalışanının ise cenaze defnedilene kadar ailenin yanında ayrılmadığı belirtildi.

Aile üyelerinin verdiği bilgilere göre Özbekistan’da yapılan otopsi talebi ise “Kadirova’nın iç organlarının Türkiye’deki otopsi sırasında alındığı vücudunun büyük bir bölümünde dikiş olduğu” gerekçesi ile reddedildi.

Cenazeyi define hazırlayan kadınların aileye anlattığı bilgiye göre Kadirova’nın bacaklarındaki hafif dereceli şişlikler ve morluklar vardı.

ÖZBEKİSTAN EMNİYETİ DEVREDE

Kanadalı Özbekler ve Yurttaşlık Derneği Başkanı Gazeteci Fahrettin Tacımurat ise cenazeye ilişkin şunları açıkladı:

“Kadirova ailesinin kapısında iki polis bekliyor. ‘Duanızı okuyup çıkın’ diyorlar. Aileye ‘ölen öldü size bir şey olmasın istemiyorsanız kimseyle konuşmayacaksınız’ dediler. Aile bir karar almış ve kimseyle konuşmak istemiyorlar. Kadirova ailesinin üyeleri telefonlarını kapatmış ve kimseyle konuşmaya ikna olmuyorlar. Ağabey Muhammet kendinde değil ve aile psikolojik destek almayı düşünüyor. Ağabeyi ‘Türkiye’ye geri gelme’ diye tembihlemişler

Özbekistan Dışişleri Bakanlığı'nın resmi internet sitesine konan açıklamadaysa, Türkiye'deki yetkililerin olayı titizlikle soruşturduğu, kendilerinin de süreci takip ettiği yazıyor. Ancak Özbekler aynı görüşte değil ve kendi hükümetlerinin de olayın üzerini örtmeye çalıştığı görüşündeler.

DW Türkçe, Nadira'nın evinde çalıştığı AKP'li vekil Şirin Ünal'ın TBMM'deki makamıyla da iletişime geçti. Makamdaki görevli, Ünal'ın konuya dair söyleyeceği bir şey olmadığını, savcılığın gerekli açıklamayı yaptığını aktardı.

Nadira ile ilgili yürütülen soruşturmaya bundan böyle Avukat Birol Öztürk bakacak. Ailenin Özbekistan'dan yetki verdiği avukat, vekaletin henüz kendisine ulaşmaması nedeniyle dosyaya bakamadığını söylüyor. Abi Muhammed ile sürekli irtibat halinde olan avukatın aktardığına göre aile de Nadira'nın ölümünün ardında farklı bir gerçek olduğu görüşünde.

(Tunca Öğreten © Deutsche Welle Türkçe)





Üye Ol



Üye Girişi