'AB'de dış kapının mandalı olmak Türkiye'ye yakışmaz'

 

CHP Avrupa Birliği Temsilcisi Kader Sevinç, "Türkiye AB sürecinden vazgeçerse AKP onlara bir armağan daha vermiş olacak" dedi

01.05.2017
Yazı Boyutu:  

Avrupa Birliği Dışişleri Bakanları Türkiye’deki anayasa referandumu sonuçlarının AB ile üyelik müzekerelerine etkisini görüşmek üzere 28 Nisan’da Malta’nın başkenti Valletta’da bir araya geldi. Türkiye’de yüzde 51,4 oyla kabul edilen anayasa referandumunun ardından AB ile üyelik müzakerelerinin kesilip kesilmemesi konusu bakanlar arasında hararetli tartışmalara sahne oldu. AB Dışişleri Bakanları toplantısında Avusturya ve Lüksemburg bakanları, müzakerelerin kesilmesinden yana görüş bildirdi. Avusturya Dışişleri Bakanı Sebastian Kurz, Erdoğan’ın hükümet karşıtlarına olan tutumunun “kırmızı çizgiyi” aştığını savundu. Kurz “Türkiye, her geçen yıl Avrupa’dan biraz daha uzaklaşmasına rağmen üyelik müzakerelerine ilişkin bu kurmacanın devam etmesini kesinlikle yanlış buluyorum” diye konuştu.

Kurz’a destek veren Lüksemburglu mevkidaşı Jean Asselborn da 16 Nisan referandumu ile “eski demokratik Türkiye’nin öldüğünü” söyledi. Asselborn “Ve böylece müzakereler de fiilen ölmüştür” diye konuştu.

Almanya Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel’in yanı sıra bir dizi AB’li mevkidaşı ise müzakerelerin kesilmesine karşı çıktı.

Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Marc Ayrault da mülteci krizi ve terörle mücadelede işbirliği nedeniyle NATO üyesi Türkiye ile müzakerelerin devam etmesi gerektiğini savundu. Fransız Bakan, Avrupa’nın daha ziyade hukuk devleti ve diğer AB değerlerine saygı konusunda Türkiye’ye yönelik uyarılarında ısrarcı olması gerektiğini söyledi.

Litvanya Dışişleri Bakanı Linas Linkevicius, Türkiye’nin Rusya’nın komşusu olarak jeostratejik konumunu gerekçe göstererek AB’nin Türkiye ile müzakerelere devam etmesini talep etti. Macar Dışişleri Bakanı Peter Szijjarto ise Türkiye ile AB üyelik müzakelerinin başarısız olması halinde Türkiye ile yapılan mülteci anlaşmasının tehlikeye gireceği ve yüz binlerce mültecinin Avrupa’ya akın edeceği uyarısında bulundu.

 

KADER SEVİNÇ: ÇAĞDAŞ DÜNYANIN DIŞINA DÜŞÜP, DIŞ KAPININ DIŞ MANDALI OLMAK TÜRKİYE’YE YAKIŞMAZ

CHP Avrupa Birliği Temsilcisi Kader Sevinç Twitter hesabından yaptığı paylaşımlarla zirveyi ve sonuçlarına dair değerlendirmelerde bulundu.

Sevinç “Eğer Türkiye AB sürecinden vazgeçerse Hristiyan demokrat & muhafazakar çizginin istediği olacak. AKP onlara bir armağan daha vermiş olacak” dedi.

Sevinç’in değerlendirmesi şöyle:

“Bugünkü AB Dışişleri Bakanları Zirvesi sonuçları bir kaç unsur ile beraber okumalı. Birazdan görüşlerimi paylaşacağım.

AB içinde Türkiye’nin üyeliğine yönelik mevcut bölünme demokrasinin dramatik gerilemesi ve AB içinde popülizm baskısıyla daha da derinleşti.

AB – Türkiye ilişkilerinde kritik dönemeçte Ege’nin iki yakasından yaptığımız çağrı bugün daha da anlam kazandı.

O gün AB liderlerine yaptığımız çağrıyı bugün AB Dışişleri Bakanları Zirvesi’nde bir çok dışişleri bakanı kelime kelime söyledi.

AB içinde Türkiye üzerine bölünmenin konusu ülkede bütün bu yaşananlara cevabın AB’nin Türkiye’de daha fazla olması ve olmaması yönünde.

Türkiye öyle bir konu ki AB ülkeleri kendi arasında bölündüğü gibi ülkelerin siyasi partileri de kendi aralarında ve içlerinde bölündü.

Türkiye’nin üyeliğine öteden beri soğuk olanlar bu olanlar vesilesiyle bu süreçten tamamen kurtulma peşinde. Populizmde zirve yapıyorlar.

Türkiye’nin ünvanı ne olursa olsun hiç bir siyasi figürden ibaret olmadığını düşünenlerse Türkiye’nin Avrupa’daki geleceğine sahip çıkıyor.

Türkiye – AB açısından önümüzdeki süreci belirleyecek bu iki eğilim arasından hangisinin galip geleceği.

Türkiye’nin de Avrupa ve batı ile bağları koparma hırsı yükselmiş bir siyasi iradenin tutsağı haline dönüşmekte olduğunu unutmamak gerek.

Bu bakımdan AB içindeki Türkiye karşıtları ile Türkiye içindeki AB karşıtlarının ortak bir zemini var: Türkiye’yi batıdan izole etmek.

İşte tam bu nedenle Türkiye’deki ilerici kesimlere büyük rol düşüyor. Ülkenin Avrupalı geleceğinde kararlılığı ortaya koymanın tam zamanı.

Bugüne kadar Türkiye’de güçlü sivil toplum örgütleri dahi yeterince gereğini yapmadı bu meselenin. Siyasete bıraktılar büyük ölçüde.

Olması gereken siyaseti de önüne katacak bir ilerici toplumsal sahiplenmedir ülkenin çağdaş dünyadaki yerini.

Merkel-Juncker-Tusk’un NATO zirvesinde Cumhurbaşkanı Erdoğan ile AB konusunda görüşme düşüncesi geri adım değil tam tersi. Nedeni çok açık.

Türkiye’nin AB sürecinden kopmasını onun rızasıyla çözmek istiyorlar. Her gün Avrupa ve batı karşıtı propaganda yapan biri bulunmaz firsat.

Her ne kadar ikisi AB kurumlarını temsil etse de, eski başbakanlar ve aynı muhafazakar grubun üyesiler ve bu grup anti-Türkiye çizgide.

Bence Merkel-Juncker-Tusk üçlüsü her iki taraf için de durumu kurtaran bir formülle AB sürecini noktalamak için ikna edici olmaya çalışacak.

Eğer Türkiye AB sürecinden vazgeçerse Hristiyan demokrat & muhafazakar çizginin istediği olacak. AKP onlara bir armağan daha vermiş olacak.

Türkiye’deki ilerici tüm kesimler buna seyirci kalmayacağını göstermeli. Batının saygın bir parçası olmalıyız.

Çağdaş dünyanın dışına düşüp, dış kapının dış mandalı olmak Türkiye’ye yakışmaz. Bu cumhuriyet ülküsüne bugün sahip çıkılmalı.” (Politikyol)



Üye Ol



Üye Girişi