AKP iktidarında basın özgürlüğü 58 basamak geriledi

 

Bugün 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü. Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü'nün (RSF) açıkladığı dünya basın özgürlüğü raporunda, Türkiye'nin 180 ülke arasında basın özgürlüğünde 157. sıraya düştüğünü açıkladı. AKP'nin iktidara geldiği 2002 yılında basın özgürlüğü bakamından Türkiye 99'uncu sıradaydı.

03.05.2018
Yazı Boyutu:  
RSF'nin açıkladığı 2018 raporunda yine listenin sonlarında yer alan Türkiye, geçen yıla göre iki sıra daha gerileyerek 180 ülke arasında 157’inci sırada yer buldu.  

Türkiye 2010'da 138., 2002'de ise 99. sıradaydı. RSF, AKP'nin iktidara geldiği 2002 tarihinden bu yana Türkiye'nin basın özgürlüğünde 58 basamak birden gerilemesine dikkat çekerek, iktidarın 16 yılda basın üzerinde kitlesel bir tasfiye gerçekleştirdiğini vurguladı.

Bu arada twitter da #DünyaBasınÖzgürlüğüGünü hashtagı oluşturuldu.

RSF Türkiye'de "kitlesel bir tasfiye" gerçekleştiğini, "Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın hükümetinin cadı avının 2016'daki darbe girişiminin ardından zirveye ulaştığını" ifade ediyor.

Örgüte göre olağanüstü hal (OHAL) nedeniyle çok sayıda basın kuruluşu kapatılırken çok seslilik yalnızca az satan ve hedef alınan birkaç basın kuruluşuna indirgendi.

Türkiye'nin dünyadaki en büyük gazeteci hapishanesi olduğunu belirten RSF, gazetecilerin yargılanmadan önce bir yıl hapiste tutulduğunu, uzun cezaların bir norm haline geldiğini, bazı durumlarda gazetecilerin af ihtimali de bulunmadan müebbette mahkum edildiğini yazdı.

RSF, kapatılan medya kurumlarının karara etkili bir şekilde itiraz etme şansı bulunmadığını ve hukukun üstünlüğü ilkesinin artık "anılarda yaşadığını" vurguladı.

Türkiye'de artık anayasa mahkemesi kararlarının otomatik olarak uygulanmadığını belirten örgüt, internet siteleri ve sosyal medyanın da daha önce eşi benzeri görülmemiş bir şekilde sansürlendiğini duyurdu.

Türkiye'nin basın özgürlüğünde halen Somali'den, Sudan'dan, Kuzey Kore'den  iyi durumda olması ise sevindirici.



Rapor, dünya genelinde gazetecilere yönelik düşmanlığın giderek arttığı, bu konuda bir nefret ikliminin giderek daha görünür hale geldiği tespitini içeriyor.

Raporda, “Siyasi liderlerce medyaya duyulan düşmanlık artık sadece Türkiye ve Mısır gibi ülkelerle sınırlı değil. Bu ülkelerde ‘medya fobisi’ o kadar aşikar ki gazeteciler rutin biçimde terörle suçlanıyor ve sadakat göstermeyenler keyfi olarak hapse atılıyor” denildi.

RSF’nin raporunda, demokratik yollarla seçilen liderlerden giderek daha fazlasının, medyayı artık demokrasinin esas temeli olarak değil, açıkça nefretlerini dile getirdikleri bir hasım olarak gördükleri değerlendirmesine yer verildi.

Gazetecilere yönelik sözlü şiddetle fiziksel şiddet arasındaki çizginin de giderek eridiği gözleminin aktarıldığı raporda, basın özgürlüğüne saygının en fazla olduğu Avrupa’da bile medyaya politikacılardan gelen sözlü saldırıların artışta olduğu belirtildi.



RSF Genel Sekreteri Christophe Deloire yaptığı açıklamada, “Gazetecilere yönelik nefretin artması, demokrasilerin önündeki en kötü tehditlerden biri. Gazetecilere karşı nefret besleyen siyasi liderler ağır bir sorumluluk taşıyor çünkü propaganda yerine gerçeklere dayalı kamuya açık tartışma anlayışına zarar veriyorlar. Bugün gazeteciliğin meşruiyetini tartışmaya açmak, aşırı tehlikeli bir siyasi ateşle oynamak demektir” dedi.

Basın özgürlüğü raporunun ilk sırasında geçen yıl olduğu gibi yine Norveç bulunuyor. Norveç’i sırasıyla İsveç, Hollanda, Finlandiya, İsviçre, Jamaica, Belçika, Yeni Zelanda, Danimarka ve Costa Rica takip ediyor. Raporun son sırasında ise Kuzey Kore yer alırken, son 10 sıradaki ülkeler Kuzey Kore’den sonra sırasıyla Eritre, Türkmenistan, Suriye, Çin, Vietnam, Sudan, Cibuti, Küba ve Ekvator Ginesi olarak sıralanıyor.


TRUMP SONRASI ABD'DE BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ GERİLEDİ

Raporda Amerika kendisine ancak 45’inci sırada yer bulabildi. Başkan Donald Trump göreve geldikten sonra Amerika’nın geçen yıla göre iki sıra daha gerilediğine dikkat çekilen raporda, Trump’ın gazeteciler için, eski Sovyet lideri Joseph Stalin’in kullandığı bir tabir olan “halkın düşmanları” ifadesini kullandığı hatırlatıldı.

Eski Sovyet ülkeleri ve Türkiye’nin de basın özgürlüklerinde dünyada yaşanan düşüşün öncüleri olmaya devam ettiği kaydedilen raporda, Rusya ve Türkiye’de basın özgürlüğünün 30 yılı aşkın süredir emsali görülmeyen seviyelere gerilediği belirtildi. Raporda, “İki ülkenin çevrelerindeki bölgeye yaptıkları etki nedeniyle bu düşüş özellikle endişe verici” değerlendirmesi yapıldı.



TÜRKİYE, PROFESYONEL GAZETECİLER İÇİN DÜNYANIN EN BÜYÜK HAPİSHANESİ

Türkiye için “profesyonel gazeteciler için dünyanın en büyük hapishanesi” tabirinin kullanıldığı raporda, Türkiye’nin bu yıl iki sıra daha gerileyerek 157’inci sıraya düştüğü belirtildi.

Ülkedeki ardı ardına toplu davalara dikkat işaret edilen raporda, Türkiye’yle ilgili olarak şu görüşlere yer verildi:

“Düzinelerce gazeteci, bir yılı aşkın geçici gözaltıların ardından, Temmuz 2016’daki darbe girişiminde suç ortağı oldukları iddiasıyla yargılanmaya başladı. İlk mahkumiyet kararları arasında ömür boyu hapis cezası da bulunuyor. İki yıla yakın bir süredir yürürlükte olan olağanüstü hal, yetkililere, çoğulculuk adına ne kaldıysa onu da yok etme imkanı tanıyarak, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ülke üzerindeki kontrolunu pekiştirecek anayasal reformun önünü açtı. Hukukun üstünlüğü şu anda sadece solmakta olan bir hatıradan ibaret kaldı. Bu durum Ocak 2018’de hapisteki iki gazetecinin derhal serbest bırakılmasını emreden Anayasa Mahkemesi kararının yerine getirilmemesiyle doğrulandı.”




Üye Ol



Üye Girişi