Alabora ve Meltem Arıkan, İngiltere'den seslendi: Yetti Artık!

 

Oyuncu yönetmen Mehmet Alabora ile yazar Meltem Arıkan Gezi'nin yıldönümünde İngiltere'de sahneye koydukları ‘Enough is Enough’ (Yeter Artık- Edi Bese) müzikal oyun öncesi “Popüler kültür ve şiddet” başlıklı bir söyleşi ve imza gününde hayranlarıyla buluştu.

04.06.2018
Yazı Boyutu:  
30.Mayıs -3 Haziran tarihleri arasında 5. yılı kutlanan Gezi olayları sonrasında, özelikle de sahneledikleri ‘Mi Minör’ oyunu nedeni ile hedef gösterilip ölüm tehditleri almaları nedeniyle güvenliklerinden şüphe duydukları için Türkiye’den ayrılmak zorunda kalan ve Gallere yerleşen  oyunun yazarı Meltem Arıkan, yönetmeni ve başrol oyuncularından Memet Ali Alabora ve başrol oyuncusu Pınar Öğün 2015 yılında kurduğu Be Aware Productions ilk tiyatro yapımı ‘Enough is Enough’ (Yetti Artık- Edi Bese) adlı üst yazısı Türkçe olan oyun  3 Haziran Pazar  gecesi Londra'da Gracepoint’da sahnelendi.



Oyunun senaristi Yazar Meltem Arıkan ve yönetmeni Memet Ali Alabora  oyun sahneye konmadan önce “2 Newington Green Road N1 4RX” adresindeki Türk Eğitim Birliği’nde 2 Haziran saat 15-17 arasında bir söyleşi gerçekleştirdi. Arıkan ve Alabora Popüler Kültür ve Şiddet’ başlığıyla düzenlenen söyleşi ve imza gününde, sanat dünyasıyla biraraya geldi.

Büyük ilgi gören söyleşide, ‘Enough is Enough’ (Yetti Artık) adlı tiyatro- konser formatlı oyundan söz eden  Memet Ali Alabora şöyle dedi:

“Bizim oyunumuz da kadına karşı şiddeti aslında dolayısıyla da şiddeti ortaya koyuyor. Bu şiddet denilen şeyin ne kadar hayatımızın her köşesine ve anına girdiğini, en son Me Too (Ben de) kampanyasıyla birlikte, aslında popüler kültür üretenlerin şiddetin bizzat tanığı olduğunu hatta bazılarının da bizlerin, hepimizin de bunu kanıksadığımızı, kanıksayarak da bir şekilde şiddetin ortağı olduğumuzu tartıştık. Kadınların cesareti ile ortaya çıkan olaylar, popüler kültürün üreticilerinin bizzat şiddetin uygulayıcı olduğu ortaya çıkardı.”



‘ÇÖZÜMLERİMİZİ BİZ KADINLAR ÜRETELİM’

Meltem Arıkan da, “Artık kadınlar olarak, şiddetin her türlüsüne ‘yeter’ diyoruz ve özellikle politikacıların, siyasetlerini bizim bedenimizden çekmelerini istiyoruz. Hiçbir ideoloji kadın sorunlarının bize nasıl çözüleceğini bize söylemesin artık. Biz kadınlar kendi çözümlerimizi kendimiz üretelim. Erkekleri dinlemekten çok sıkıldık, ‘yeter’ diyoruz” dedi.

Arıkan, “Kadınlara ne öneriyorsunuz?” sorusuna da “Diyorum ki, ‘Cesur olun, herkese kulaklarınızı kapatın ve ‘kim’ olduğunuzu bulmaya çalışın. Erkeklere de diyorum ki, ‘Ne olursunuz biraz susun, susun... Özellikle de kadınlarla ilgili susun. Bize nasıl yaşamamız gerektiğini, ne yapmamız gerektiğini, nasıl sevmemiz gerektiğini, nasıl gülmemiz gerektiğini söylemekten vazgeçin, yetti artık” yanıtını verdi.



TÜRKİYE İLE İNGİLTERE’Yİ KARŞILAŞTIRDI

İngiltere’de kadınlara yönelik şiddet konusunda da açıklamalarda buluna Arıkan, şöyle dedi:

“Aslında şiddet her yerde. Dünyanın her yerinde kadınlar aynı şiddete maruz kalıyor. O yüzden İngiltere’de şiddet yok değil, var. Burada da kadınlar Türkiye’deki gibi aynı sorunları yaşıyorlar. Ama burada şöyle bir fark var. Şiddet gördüğünüz zaman size yardım edecek kurumlar çok fazla. Sizi koruyorlar. Hiçbir zaman polise gittiğinizde, polis, ‘Evlisin kocan sever de, döver de’ demiyor. Sizin için gerekli her şey yapılıyor. Burada sözel bile olmuş olsa, ‘kurban’ daima haklı olarak başlıyor, her konuya. Ne yazık ki, Türkiye’de pek böyle başlanmıyor.”

Arıkan, daha sonra okurlarının kitaplarını imzaladı. Arıkan’ın kısa süre önce “Tek Bildikleri Aşktı” başlıklı romanı piyasaya çıkmıştı.



TABULARA DOKUNAN OYUN: ENOUGH IS ENOUGH

‘Enough is Enough’ Meltem Arıkan’ın ensest, çocuk tacizi ve kadına karşı şiddete karşı yıllardır sürdürdüğü mücadelenin sonucunda ortaya çıktı. 2004 yılında ‘Yeter Tenimi Acıtmayın’ isimli romanı ensest konusunu ele aldığı için Türkiye’de yasaklanmış, Arıkan’ın yürüttüğü hukuk mücadelesi sonucunda kitap yeniden serbest bırakılmış ve roman Türkiye Yayıncılar Birliği tarafından verilen ‘Düşünce ve İfade Özgürlüğü Ödülü’nü almıştı. Arıkan bir taraftan konu üzerine yazmaya devam ederken bir taraftan da aktif olarak mücadele etti. Töre cinayeti, taciz, tecavüz ve ensesti konu alan ilk tiyatro oyunu ‘Oyunu Bozuyorum’ 2007 yılında Zürih Tiyatro Festivali’nde prömiyer yaptı.

Meltem Arıkan, Pınar Öğün ve Memet Ali Alabora Britanya’ya geldikten hemen sonra yeniden üretmek için çalışmaya başladılar. Kendi imzalarını taşıyacak ilk işleri için ‘Oyunu Bozuyorum’u yapmaya karar verdiler ve Galler Sanat Konseyi’ne (Arts Council Wales) araştırma geliştirme fonu için başvurdular. Araştırma geliştirme sürecinde yaratıcı ekip, Arıkan’ın yıllardır vurguladığı- konu kadın erkek eşitliğine geldiğinde aslında Batı ve Doğu arasında çok büyük bir fark olmadığı- gerçeği ile karşılaşınca, çoğunlukla Britanya’da yaşayan kadınların uğradıkları şiddet hikayeleri ile yeni bir oyun yapmaya karar verdiler.

Oyunun yazım sürecinde Meltem Arıkan önce şarkı sözleri yazmaya başlayınca Alabora müziğin yardımcı değil, oyunun tam ortasında yer alan ana öğe olmasına karar verdi ve ‘Enough is Enough’, son zamanlarda yaygınlaşmaya başlayan ‘theatre-gig’ (konser ve oyunun iç içe geçmesi) formatına dönüştü. Oyunun bu şekilde ortaya çıkması kapsamlı bir turne yapma fikrini de beraberinde getirdi. Daha önce ‘Mi Minör’ ile de tiyatro izleyicisi olmayan bir kitleye hitap etmeyi amaçlayan grup Galler’deki ilk oyunları ile de bunu yapmak istedi.

26 GÜNDE TÜM GALLER'DE  20'DAN FAZLA MEKANDA SAHNELECEK

Yaptıkları oyunlarla daha çok izleyiciye bir deneyim yaşatmayı hedefleyen ekip, 26 günde tüm Galler’de 20’den fazla mekânda sahneye çıkacakları bir turne organize etti. Turne başlamadan, Galler’de daha önce bu kadar kısa zamanda bu kadar kapsamlı bir turne yapılmadığını söyleyen birçok sanatçı tarafından ilgiyle karşılandı. Ekip için turne ve oyunun oynandığı yerler, oyunun sahneye konuluşu kadar önemliydi, hatta oyunun genel tasarımının bir parçası idi. Oyun sadece tiyatro salonlarında oynanmak için tasarlanmadı. Tiyatro ile her zaman ilişki kurmayı seçmeyen bir seyirci göz önüne alındı.

Oyunun içeriği kadar oyunun serüveni de anlatmaya değer bir hikâye barındırıyor artık. Ekip bu turne sayesinde Galler’in en ücra köşelerini ve çoğunlukla da yoksul bölgelerini görme şansını buldu. Kimi bölgelerde sanata karşı olan ilgisizliğe şaşırırken kiminde ise sanatın dönüştürücü gücüne tanık oldular. Örneğin Newtown’da bir ay boyunca kentte tanıtım çalışması yapılmış olmasına, son gün turne minibüsünün üstünde afişler ve hoparlörle eski usül bütün kenti gezmelerine, oyunun oynanacağı lokal kulübün barı tıklım tıklımken oyuncuların bardakileri oyunu bedava izlemek için davet etmelerine rağmen, tüm kentten bir tek kişinin gelmemesi, gelen az miktardaki seyircinin civar kasabalardan gelmiş olması farklı bir deneyimdi. ‘Valleys’ diye bilinen, eskiden madenciliğin merkezi olan bölgedeki kasabalardan birindeki gösteriden önce 12-13 yaşındaki genç kızlarla Meltem Arıkan’ın ve Pınar Öğün’ün yaptığı atölye çalışmasının ardından oyuna gelen genç kızlardan birinin oyundan sonra Öğün’e ‘bana feminist olmayı öğretir misiniz?’ deyişi ise ekibin ‘neden tiyatro yapıyoruz’ sorusuna verdiği cevap niteliğindeydi. Galler’in en güneyindeki Aberystwyth’de tıklım tıklım dolu bir barda, oyunu izlemek için gelmiş seyirci ile Rugby izledikten sonra barda kalmış olan seyirciye oynamak ise unutulmayacak başka bir anıydı.

Bu gösteri ile de bir ilk gerçekleşiyor. Londra’daki Türkler ilk kez Türk bir ekibin yaptığı, Britanya’daki kadınların hikayelerinin anlatıldığı İngilizce bir oyun için bir araya geliyor.



Üye Ol



Üye Girişi