Anestezi teknikeri kadının ölümüyle ilgili  davanın isyan ettiren kararın gerekçesi açıklandı

 

Anestezi teknikeri Ayşe Karaman'ın ölümü nedeniyle doktor Özgür Tarhan'ın "bilinçli taksirle ölüme neden olmak" suçundan 3 yıl 4 ay hapis cezası verilmişti. Doktora verilen cezaya genç teknikerin ailesinin yanısıra kadın örgütleri sert tepki göstermişti.

12.10.2020
Yazı Boyutu:  
Anestezi teknikeri Ayşe Karaman'ın ölümü nedeniyle doktor Özgür Tarhan'ın "bilinçli taksirle ölüme neden olmak" suçundan 3 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırılmasına ilişkin kararın gerekçesi açıklandı.

Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında, Karaman'ın evde yalnız bulunduğu sırada anestezi ilacını kendisine enjekte ettiği belirtildi. Kararda, 3 yıl 4 ay hapse çarptırılan doktor Özgür Tarhan'ın ise uzman doktorlar dışında kimseye verilmediğini bilmesine rağmen ölüme yol açan ilacı genç kadının evine getirerek "bilinçli taksirle ölüme sebebiyet verme" suçunu işlediği belirtildi.
 
Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesinin gerekçeli kararında, dosya kapsamındaki belgelerin özetlenmesinin ardından mahkemenin olaya ilişkin kabulü aktarıldı.

Kararda, aralarında duygusal ilişkin bulunan anestezi doktoru Tarhan ile Karaman'ın olay günü Dikmen'deki evde görüşmeyi kararlaştırdıkları ifade edildi. Karaman'ın 23.34'te eve gittiği ve mesajla sanıktan aralarında Propofol de bulunan üç ilaç istediği belirtilen kararda, sanığın ilaçlarla birlikte saat 01.18'de eve geldiği kaydedildi.

Karaman'ın talebi üzerine Tarhan'ın genç kadına damar yolu açarak iki ilacı enjekte ettiği belirtilen kararda, sanığın çalıştığı hastaneden saat 03.45 sularında aranarak acil ameliyata çağrıldığı, kamera kayıtlarına göre de saat 04.03'te evden ayrıldığı bildirildi.

Karaman'ın, sanık evden çıkarken üst kilidi mandalla içeriden kilitlediğine yer verilen kararda, mahkemenin keşfi ve bilirkişi raporuyla evin üst kilidinin içeriden tokmakla dışarıdan ise anahtarla açılıp kilitlendiğinin belirlendiği aktarıldı.
 
Sanığın savunmalarında istikrarlı şekilde evi kiraladığında üst kapı kilit anahtarının kendisine verilmediğini söylediği belirtilen kararda, tanık S.K'nin de tutarlı beyanlarının da bu savunmayı doğruladığı ifade edildi.

Kararda, tanıklar T.A. ve E.Ç'nin ise soruşturma aşamasında ve mahkeme huzurunda üst kilit anahtarının sanıkta bulunup bulunmadığına ilişkin çelişkili beyanlar verdiği ve bu sebeple beyanlarına itibar edilmediği belirtildi.

"Müteveffanin ilacı kendisine enjekte ettiğinin kabulü gerekmektedir"

Sanığın hastaneye gitmesinin ardından Karaman'ın, Tarhan'ın getirdiği çantadan Propofol'ü aldığı ve bunun parmak izi inceleme raporuyla belirlendiği kaydedilen kararda, Tarhan'ın evden ayrılması sonrasında Karaman'ın bazı internet sitelerine girdiğinin belirlendiği aktarıldı.

Adli Tıp Kurumunun, ölüm olayının anestezik madde alımına bağlı olarak gerçekleştiği, Propofol adlı ilacın damar içi kullanımında etkisinin 40 saniyede başladığı, etki süresinin 3-5 dakika olduğuna ilişkin rapor verdiği belirtilen kararda, şu bilgilere yer verildi:

"TÜRKSAT inceleme tutanağı, ikamete giriş çıkışı gösteren kamera kayıtları, raporlarda belirtilen Propofol'un etki süresi birlikte değerlendirildiğinde, sanığın olay yerinden ayrılırken müteveffanın hayatta olduğunun ve müteveffanın ilacı somut olarak tespit edilemeyen bir zaman diliminde kendisine enjekte ettiğinin kabulü gerekmektedir. Bu kabule göre de her ne kadar iddianamede sanığın 'tasarlayarak adam öldürme' suçundan cezalandırılması talep edilmişse de tasarlama halinde sanığın anında karar verip suçu işlememesi, suç işleme kararı ile fiilin icrası arasında belirli bir sürenin geçmesinin gerektiği, somut olayda sanığın öldürme kararını önceden verdiğine ilişkin delil bulunmadığı anlaşılmıştır.

Kaldı ki sanığın eyleminin kasten öldürme suçunu oluşturup oluşturmama açısından yapılan değerlendirmede sanık ile müteveffa arasında uzun süreli gönül ilişkisi bulunduğu, dosyadaki delillere göre sanığın müteveffayı öldürmesini gerektirir husumetin bulunmadığı, yine sanığın müteveffayı öldürme kastının olduğunun belirlenemediği anlaşılmış, buna göre de sanığın iddianamedeki sevk maddelerince cezalandırılması mümkün bulunmamıştır."

Kararda, sanığın TCK'nin 83. maddesine göre "kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi" suçunu oluşturup oluşturmadığına ilişkin yapılan değerlendirmede, "Sanığın ilacı müteveffaya enjekte ettiğine ilişkin iddia veyahut maddi bir bulgunun dosyada bulunmadığı, bu nedenle sanığın icrai bir davranışta bulunduğunun kabul edilemediği anlaşılmakla, 83. maddenin uygulama koşullarının bulunmadığı değerlendirilmiştir." görüşüne yer verildi. (AA)

Üye Ol



Üye Girişi