Av. Selin Nakıpoğlu: İstanbul Sözleşmesini karalama, uygula!

 

Türkiye'nin önde gelen kadın hakları savunucusu Avukat Selin Nakıpoğlu, 1 Ağustos 2014 tarihinde yürürlüğe giren İstanbul Sözleşmesi'nin yıldönümü olan bugün, bir açıklama yaparak iktidarın Sözleşmenin tersine hukuki düzenlemeler yaptığını açıkladı.

01.08.2020
Yazı Boyutu:  
Kazete'nin yazarlarından Avukat Selin Nakıpoğlu İstanbul Sözleşmesi olarak tanımlanan Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi'ne karşı  AKP yürütme kurulunun 5 Ağustos'taki toplantısında  Sözleşme'nin feshi ile ilgili tavsiye kararı alabileceğini  kaydetti. Selin Nakıpoğlu, Sözleşmenin yürürlükte olduğu 6 yıldır erkek şiddeti ile mücadelede olumlu sayılacak bir durumun söz konusu olmadığı gibi tam tersi adeta kadınlara karşı savaş durumunun mevcut olduğunu vurguladı. 

Sözleşmenin Türkiye’ye kadına yönelik şiddetin önlenmesi konusunda pek çok yükümlülük getirirken, uzun bir süredir ise saldırı altında olduğunu ifade eden Nakıpoğlu Evrensel'e yaptığı açıklamada, Türkiye'nin imzasını geri çekmesinin bedelini  Türkiyeli kadınlar ödeyeceğinin altını çizdi. Nakıpoğlu, “Özellikle son altı senedir kadınların yaşamlarına yönelik topyekûn bir saldırı var. Erkek şiddeti ile mücadelede olumlu sayılacak bir durum yok karşımızda, tam tersi adeta savaş rakamları mevcut. Kadınlara karşı savaş açılmış durumda” dedi. Nakıpoğlu, “Kadınlar, kazanılmış haklarından vazgeçmiyor ve sorumluları İstanbul Sözleşmesi’ni karalamaya değil uygulamaya davet ediyor” diye konuştu.

"SÖZLEŞME KADINLARI ŞİDDETTEN KORUYUN DİYOR"

Kadına yönelik şiddete karşı insan hakları temelli bir sözleşme olan İstanbul Sözleşmesi'nin yalnızca cezalandırma ya da cezasızlığı ortadan kaldırma ile değil, kadınların korkmadan, güven içerisinde, şiddetten uzak ve ayrımcılığa uğramadan yaşamasına olanak sağlamasını öngördüğünü ifade eden Nakıpoğlu, Sözleşmenin bazı baskı gruplarının talepleri nedeniyle ya da gündem değiştirmek için feshedilmek istendiği yolundaki görüşlere katılmadığını belirtti. 

Ülkede özellikle son altı senedir kadınların yaşamlarına yönelik topyekûn bir saldırı  yaşandığına işaret eden Selin Nakıpoğlu, "Erkek şiddeti ile mücadelede olumlu sayılacak bir durum yok karşımızda, tam tersi adeta savaş rakamları mevcut. Kadınlara karşı savaş açılmış durumda. Ülkede ise kadın cinayetlerini nasıl önleyebiliriz üzerine düşünmek ve buna yönelik politikalar geliştirmek yerine İstanbul Sözleşmesi tartışmaya açılıyor. Kadınlar bir araya gelip ‘Hayatlarımıza sahip çıkıyoruz, erkek şiddetini önleyin’ diyorlar ve kolluk kuvvetleri kadınları takip edip oturdukları kafelerden gözaltına alıyor" dedi.

İstanbul Sözleşmesi'nin kadınların güvencesi olduğu için kadınlar adeta  kurtuluş mücadelesi  verdiğini kaydeden
Nakıpoğlu,  Sözleşmenin gerekliliklerinin yerine getirilmediğinin altını çizerek şunları söyledi: 

"Sözleşmenin aksine hukuki düzenlemeler yapılmıştır. Aralık 2016’da çıkarılan KHK ile uzlaşmaya tabii olan suçların kapsamı genişletilmiştir. Kadınların, çocukların, LGBTI+ bireylerin en çok maruz kaldığı suçlar zorunlu alternatif uyuşmazlık çözüm yollarından olan uzlaştırma yoluna sokulmuştur. Oysa sözleşme madde 48 bunu yasaklamaktadır."

Halkın Türkiye'nin Sözleşmeden çekilmesini istediği iddialarının asılsızlığına da dikkati çeken Av. Selin Nakıpoğlu, 
"Temmuz ayında yapılmış bir araştırmaya göre, toplumun 63.6’sı sözleşmeden çıkılmasını onaylamıyor. Kadınlar, kazanılmış haklarından vazgeçmiyor ve sorumluları İstanbul Sözleşmesi’ni karalamaya değil uygulamaya davet ediyor" dedi.

Nakıpoğlu bir soru üzerine Sözleşmenin 80'inci maddesinin tarafların sözleşmeden nasıl çekileceğini hükme bağladığını belirterek ‘Taraflardan herhangi biri, Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne yapacağı bir bildirimle, herhangi bir zaman sözleşmeyi feshedebilir. Sözleşmenin feshi, konuya ilişkin bildirimin Genel Sekretere ulaştırıldığı tarihten itibaren üç aylık sürenin bitimini izleyen ayın birinci gününde yürürlüğe girecektir,” diyerek Sözleşmenin nasıl feshedileceğini düzenlemiştir. Ancak hem ilk imzacısı hem de ilk defa imzasını çeken ülke Türkiye olur. Esas bedeli Türkiyeli kadınlar öder, şiddet eğilimi olan erkekler cesaretlendirilmiş ve bu zamana kadar verilen emekler heba edilmiş olur. Kaldı ki imzayı çekmenin Avrupa Konseyi’nin Türkiye’ye bakışı olumsuz olacaktır" diye konuştu.

"SÖZLEŞMEDE DİNE DAİR DOĞRUDAN BİR MADDE YOK"

Bugün İstanbul Sözleşmesi’ne karşı olanların nasıl argümanlarla sözleşmeye karşı çıkmaları konusuna da değinen Nakıpoğlu Evrensel'in bu sorusunu şöyle karşıladı: 

"Sözleşmeyi bir kez bile okumadığı belli olan kişilerce metin hakkında içeriği doğru olmayan yazılar yazılmaktadır. ‘Sözleşme dine, kültürümüze aykırı’ diyorlar, oysa Sözleşmede dine dair doğrudan hiçbir madde yok. Tersine 4. maddede hiç kimseye dini inancından ötürü ayrımcılık yapılamayacağı gibi gelenek, görenek, kültürün bir ayrımcılık sebebi olamayacağını söyler. ‘Sözleşme boşanmayı artırıyor’ diyorlar, oysa Sözleşmede evlenme ya da boşanmayı teşvik edici hiçbir madde yoktur. Boşanmaların başlıca nedeni uluslararası sözleşmeler değil, erkek şiddetidir. ‘Sözleşme şiddeti önleyemiyor, ülkemizde istatistikler şiddetin azalmadığını göstermektedir’ diyorlar, oysa Sözleşmenin şiddeti engelleyebilmesi için uygulanması gerekiyor. Sözleşme imzalandığı günden bugüne sürekli tartışma konusu edilmiş, iç hukuka uyarlanmamış ve uygulanmamıştır. ‘İstanbul Sözleşmesi ya da 6284 sayılı Kanun nedeniyle erkekler haksız yere ceza alıyor’ diyorlar, oysa şiddet uygulamaya hakkı olduğunu düşünen erkekler verilen cezaları haksız buluyor. ‘Sözleşme nafaka yükümlülüğünü erkeğe yüklüyor’ diyorlar, oysa Sözleşmede nafakaya ilişkin bir cümle yok. Kaldı ki Medeni Kanun’un da nafaka konusunda düzenlemesi bu ifadeye uygun değildir. Medeni Kanun madde 175, cinsiyet belirtmeyen bir maddedir. ‘Sözleşme dış güçlerce hazırlanmıştır’ diyorlar, oysa Sözleşme çeviri bir metin değildir. Türkiye’nin kurucu üye olduğu Avrupa Konseyi’nin bir sözleşmesidir. Türkiye de erkek şiddeti sonucu yaşamı elinden alınan kadınların kanları vardır, acıları vardır."

"SÖZLEŞMENİN UYGULANMASI İÇİN HEP BİRLİKTE MÜCADELE EDELİM" 

Türkiye'nin önde gelen kadın hakları savunucu hukukçularınrdan Nakıpoğlu, "Sözleşmeye saldırılar karşısında ne yapmalı, kadınlar, kadın örgütleri nasıl bir mücadele yürütmeli?sorusunu da şöyle yanıtladı:

"Esasen sözleşme yürürlüğe girdiğinden beri sözleşmeye kadınlar sahip çıkmış durumda. Kadınların kazanılmış haklarına yönelik saldırılara karşı mücadele eden üç yüzü aşkın kadın örgütünün yüz elliyi aşkın destekçi kurumun oluşturduğu Eşitlik için Kadın Platformundan kadınlar aylardır yaptığı gibi İstanbul Sözleşmesi’ni anlatıyor. Özellikle 5 Ağustos’ta İstanbul Sözleşmesi ile ilgili kararın AKP yürütme kurulu toplantısında verileceği haberi üzerine platform her akşam sosyal medya aracılığıyla Sözleşmeyi anlatıyor. Erkek şiddeti ile mücadele mekanizmalarımızın bekâsı acısından oldukça önemli bir dönemeçteyiz. Türkiye’nin Sözleşmeden imzanın çekmemesi ve Sözleşme’nin uygulanması için hep birlikte mücadele edelim. (Foto:Kazete/ kolaj)





Üye Ol



Üye Girişi