Ayakkabıcılıkta çocuk sömürü

 

İzmir de bugün açılan 30. Ayakkabı ve Çanta Fuarı nda sektördeki acı gerçeği dile getiren İzmir Ayakkabıcılar Odası Yönetim Kurulu Başkanı Tahsin Güzel, Kayıt dışı ile mücadele edilirse, sektör daha güçlenir dedi

16.06.2011
Yazı Boyutu:  

 İZFAŞ tarafından bugün açılan ve 19 Haziran a kadar sadece sektör temsilcilerine açık olacak "Ayakkabı/Kış 2011 - 30. Ayakkabı, Çanta ve Aksesuarları Fuarı"nda konuşan  İzmir Ayakkabıcılar Odası Yönetim Kurulu Başkanı Tahsin Güzel, Türkiye’de yaklaşık 10 milyon kişinin ayakkabı ve yan sanayi sektöründen ekmek yediğini söyledi.

Sektör kapasitesinin Avrupa’da ikinci, dünyada dördüncü sırada olduğunu kaydeden Güzel, “Hayalimiz, İzmir’in ayakkabıda bir numara olmasıdır. Pastadan binde üç pay alan İzmir, halen ülke üretiminde ikinci konumda. Kayıt dışı ile mücadele edilirse, sektör daha güçlenir” dedi.İzmir Uluslararası Fuar Alanı’nda törenle açıldı. Açılışa Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, İzmir Valisi Mustafa Cahit Kıraç, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, siyasi parti temsilcileri, oda başkanları ile sektör temsilcileri katıldı.

Fuar ın açılışında İzmir Büyükşehir belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, AKP İzmir milletvekili ve Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay ın  birer konuşma yaparak ayakkabı sektörünün gelişmesi için ellerinden gelen katkıyı koyacakları sözü verdi.

"BİR MİLYAR DOLARLIK İHRACAT YETERSİZ"

Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, ayakkabı sektörünün büyüklüğüne rağmen, gelir azlığının kendisini düşündürdüğünü ve şaşırttığını söyledi. Sözkonusu sektörde 1 milyar dolarlık bir gelir elde edilmemiş olmasının kabul edilebilir bir sonuç olmadığını söyleyen Günay, “İzmir’in potansiyeli var. Eksikliklerimizi İzmir’in yerel ve genel yöneticileri olarak elbirliğiyle hep birlikte çözmeye çalışacağız. Türkiye’nin bu müstesna coğrafya, tarih, kültür ve insan potansiyeline sahip kentini Türkiye’de ve dünyada hak ettiği yere getirmeliyiz. EXPO 2020 bunun için büyük bir fırsat.  Bu sadece İzmir’in değil, bölgenin ve tüm ülkenin projesidir” dedi.

GÖRKEMLİ DEFİLE VE YOĞUN EMEK SÖMÜRÜSÜ

Akşam katılımcılara Türkiye nin önde mankenlerinin yeni model ayakkabıları sunacağı defilenin göz kamaştırması beklenirken, sektörde ise çocuk sömürüsü giderek artıyor.

Tekstil sektöründe oludğu gibi deri sektöründe çalışan işçiler,  kayıtdışı istihdamla yoğun emek sömürüsüne ve meslek hastalıklarına maruz kalıyor.  

Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) tarafından tek bir sektör olarak tanımlanan deri ve tekstilde, bugün Türkiye’de 29 iş kolunun bulunduğu bildiriliyor.

Deri, tekstil, konfeksiyon, kundura, terlik, çanta-kemer, tabakhane ve bunların yan ürünleri olmak üzere geniş bir alanı kapsayan sektör, özellikle son yıllarda artan üretimiyle en canlı sektörlerin başında geliyor. Artan üretime rağmen yarattığı kayıtdışı istihdamla emek sömürüsünün en ağır yaşandığı sektör olan deri ve tekstilde, üretimin yüzde 90’ı atölye olarak tanımlanan küçük ölçekli işletmeler tarafından sağlanıyor. Türkiye’de bugün 2 milyona yakın emekçinin bu atölyelerde çalıştığı belirtiliyor. Sendikaların girebildiği üretim alanlarının toplam üretim ve istihdamdaki payı ise, yüzde 10’luk bir dilimi kapsıyor.

“Talan, soygun, vurgun düzeninde payımıza düşen kölelik koşullarını insanca yaşama çevirmek için birleşiyor, örgütleniyoruz.” Deri, tekstil, kundura işçileri, dernek kurma çağrılarını böyle ifade ediyorlar.

DERNEK BAŞKANI NIN SÖZLERİ

Deri, Tekstil, Kundura İşçileri Derneği Başkanı Uğur Parlak beraber örgütlenme gerekçelerini ise, “Deri ve tekstil sektörünün ortak olan çalışma koşulları ve sorunları, bu sektörde çalışan işçilerin beraber örgütlenmesi sonucunu getirdi” sözleriyle açıklıyor. Uğur Parlak ve diğer sektör temsilcisi dernek yöneticileriyle sektörün yakıcı sorunlarını ve 30 arkadaşıyla 31 Aralık 2010’da resmi kuruluşunu gerçekleştirdikleri derneğin örgütlenme faaliyetlerini konuştuk.

Enformel sektörün önemli bir bölümünün bu işkollarında yoğunlaştığını belirten Parlak, sendikaların bu alanda yetersiz kaldığını belirterek, örgütlenme faaliyetlerini şimdilik dernek çatısı altında yürüttüklerini, ancak nihai hedeflerinin sendikalaşmak olduğunu ifade ediyor.

KÖLELİK KOŞULLARI

30 yıldır kundura işçisi olarak çalıştığını belirten Uğur Parlak, hem deri hem de tekstil sektöründe ortak olan sorunları, yüzde 90 oranında kayıtdışı çalıştırma, işçi sağlığı ve iş güvenliği hükümlerine uygun olmayan koşullarda çalıştırma, esnek ve kuralsız çalıştırma, parça başı ücretler ve servis-yemek gibi ihtiyaçların karşılanmaması olarak sıralıyor. Bunun yanında meslek hastalıklarının da en yakıcı sorunlardan biri olduğunu belirten Parlak, kanser başta olmak üzere akciğer hastalıklarının çok sık göründüğünü dile getiriyor.

Benzol, benzen, heksan, solvent gibi uçucu maddelerin kullanım payının Avrupa standartlarının çok üstünde olduğunu belirten Parlak, yeterli havalandırmaya sahip olmayan iş mekanlarında bu maddelere maruz kalan emekçilerin, 3-5 sene içerisinde ciddi meslek hastalıklarına yakalandığını bildiriyor. Bu hastalıkların kot taşlama işçilerinin yakalandığına benzer hastalıklar olduğunu belirten Parlak, emekçilerin, bu hastalıkları daha uzun sürede ömürlerine yayılarak yaşadıklarını ifade ediyor.

Bu maddelerin bağımlılık yaptığını da kaydeden Parlak, bu olumsuz koşullara atölyelerde lonca sistemini çağrıştıran usta-kalfa-çırak hiyerarşisi içinde, işverenle aynı ortamda çalışmanın psikolojik basıncının da eklenmesiyle, sektörde çalışan emek kesiminin lümpen, arabesk bir sosyo-kültürel yapıya doğru hızla kaydığını belirtiyor.

ÇOCUK EMEĞİ SÖMÜRÜSÜ YOĞUN

Ayakkabı sektöründe yoğun olarak çocuk emeği sömürüsünün olduğunu öne süren Parlak, eskiden ailelerin bir zanaat sahibi olsun diye çocuklarını bu işe verdiklerini, şimdilerde ise ucuz işgücü olarak çocuk emeğinin kullanıldığını belirtiyor. Sezon boşluklarının artık 6 ay olduğunu ifade eden Parlak, 6 ay gece-gündüz çalıştırılan emekçilerin ve çocuk işçilerin iş bitiminde gönderildiklerini dile getiriyor.

DEVLET VE SENDİKALAR ÜÇ MAYMUNU OYNUYOR

Devletin, sektörün emekçilerine karşı kör, sağır ve dilsiz kaldığını belirten Parlak, mevcut sendikaların tekstil ve deri işçilerini örgütleyecek, haklarını savunacak potansiyele sahip olmadığını ifade ediyor. Sendikaları devletle zimni bir anlaşma içinde olmakla suçlayan Parlak, enformel sektörün sendikaların pazarlık gücünü ve yetki alanını genişlettiğini belirtiyor. Kayıtlı işçi sayısının artmasının sendikaların yüzde 10 barajını aşmasını zorlaştırdığını dile getiren Parlak, ayırtetmeksizin bütün sendikaların işçi haklarını savunmaktan uzak bir noktaya düştüğünü belirtiyor.


yabanci dizi izle, canli bahis, canli casino, bahis siteleri, guvenilir bahis siteleri, tipobet365, tipobet, 

Üye Ol



Üye Girişi