'Bakur'u çekenler: Hukuk, adalet iktidarın elinde sopaya dönüştü

 

Çözüm sürecinin yürrülükte olduğu dönemde Bakur (Güney) adlı belgeselden dolayı haklarında mahkumiyet kararı verilen Çayan Demirel ve Ertuğrul Mavioğlu, Türkiye'deki adalet sistemine isyan etti.

20.07.2019
Yazı Boyutu:  
Türkiye’de Çözüm Süreci’nin yürürlükte olduğu 2013 yılında Bakur (Türkçe, güney))adında bir belgesel çeken Çayan Demirel ve Ertuğrul Mavioğlu, Batman 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından terör örgütü propagandası yapmak suçlamasıyla 4’er yıl 6’şar ay hapis cezasına mahkum edildi.

Mahkeme sanıklara, ayrıca yurtdışına çıkış yasağı da getirdi.

Mahkemenin hükmün açıklamasını geri bırakmaması nedeniyle Demirel ve Mavioğlu, Gaziantep İstinaf Mahkemesi’nin kararı onaması halinde –ikincil mahkemenin temyiz aşaması olmadığından- cezaevine girecek.

Mavioğlu: ‘‘Son savunmamızı yapmadık, son sözümüzü söylemedik’’

Davanın yedinci duruşmasına gitmeyen Mavioğlu, mahkemenin Ankara’dan istediği bir dosya olduğunu, bu nedenle kendisi gibi Çayan Demirel ve avukatlarının da bu celsede karar çıkmayacağı beklentisiyle Batman’a gitmediklerini belirtti.

VOA Türkçe’nin sorularını yanıtlayan gazeteci Mavioğlu, ‘‘Ne bizden kimse var ne tek bir dinleyici. Son savunmamızı yapmadık, son sözlerimizi söylemedik. Buna rağmen Batman 2. Ağır Ceza Mahkemesi, hükmü açıklıyor. Bize 4 yıl 6’şar ay ceza veriyor. Ancak UYAP’a bu karar yüklenmiş değil. Zaten bize hükmün açıklanmasını geri bırakılması bile hiç sorulmadı. Bu aslında ihsas-ı rey sayılmalı. Türkiye’de yargılama, maalesef göstermelik hale gelmiş durumda’’ dedi.

Adalet Bakanlığı’nın hazırladığı halde henüz Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunmadığı Yargı Reformu Paketi’ne umut bağlanmasını doğru bulmayan Mavioğlu, ‘adaletin iktidarın elinde sopa’ haline geldiği kanaatinde.

‘‘Yargı Reformu Paketi, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Cumhuriyet davasıyla ilgili tebliğnamesi, toplumda adalete geri dönülüyor umudu yarattı. Lakin ben hukuk yeniden inşa edilmeden olumlu bir gelişme olmasını beklemiyordum. Hem bizi susturmak hem de benzer konumda olanlar için ibret belgesi olsun diye yargılama yapıyorlar. Hukuk ve adalet, iktidarın elinde bir sopaya döndü. Önüne geleni susturmaya yönelik bir araç olarak kullanılıyor. Bize yurtdışına çıkış yasağı da kondu. Çayan’ın (Demirel) yüzde 99 engelli olduğunu ortaya koyan sağlık raporu var. Yurtdışında tedavisinin de önünü kesmiş durumdalar. Düşman hukuku bile değil zombi hukuku ile karşı karşıya olduğumuzu düşünüyorum.’’

CHP’li Tanrıkulu: ‘‘Yargı, yürütme organının hatta güvenlik organının parçası gibi’’

Bugün Bakur filmi ve yönetmenleriyle İstanbul’da düzenlenen basın toplantısında konuşan CHP İstanbul milletvekili Sezgin Tanrıkulu ise yargının güvenlik organının parçası olarak davrandığını iddia etti.

CHP milletvekili, ‘‘Hakimlere bu kadar takdir hakkı verilemez. Gerçekten buna hukuk demek, yargı demek mümkün değil. Türkiye’de kesinlikle yargı denen kurum kalmamıştır. 2010’dan önce de adalet, tarafsız ve bağımsız değildi ama bu konuları tartışabiliyorduk. Şimdi yargı yok çünkü yargı yürütme organının bir parçası gibi. Hatta güvenlik organının parçası gibi. Emniyet Genel Müdürlüğü, MİT, Jandarma, Yargı, HSYK arasında hiçbir farklılık kalmamış. Kendisini güvenlik aygıtının devamı gibi gören bir yargı anlayışı var ve uyguladıkları hukuk da düşman ceza hukuku. Karşısındakini yurttaş olarak gören bir anlayış kalmadı. Sıra sinemaya geldi, onu da başardılar” dedi.

Nur Sürer: ‘‘Bu karar, tüm sinemacılara yönelik doğrudan bir ifade özgürlüğü ihlali ve tehdit niteliğindedir’’

Bakur Belgeseliyle Dayanışma Platformu adına basın açıklamasını okuyan sinema sanatçısı Nur Sürer, Batman 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin Bakur belgeselinin yönetmenlerine verdiği hapis cezası kararının bir ilk olmadığının altını çizdi.

Sürer, ‘‘Şubat 2019’da aynı mahkeme, Nû Jîn (Yeni Yaşam) belgeselinin yönetmeni Veysi Altay’ı yine ‘terör örgütü propagandası’ suçlamasıyla iki yıl altı ay hapis cezasına çarptırmış, aynı davada Batman Yılmaz Güney Sineması yöneticisi Dicle Anter’e de aynı suçlamayla iki yıl bir ay hapis cezası vermişti. Bakur belgeseli davasında ise hapis cezaları daha da arttırılarak dört buçuk yıl olmuş ve bu Türkiye sineması tarihine ikinci bir kara leke olarak geçmiştir. On binlerce seyirciyle buluşan Bakur belgeseli, şiddeti teşvik etmeyen, terör eylemlerini haklı göstermeyen ve nefret yerine barış duygusunun oluşmasını sağlamayı amaçlayan bir sanat eseridir. Mahkemesinin verdiği bu düşman ceza hukuku karan, hem filmin yönetmenlerinin sanatsal ifade özgürlüğünü hiçe saymaktadır, hem de Türkiye’de üretimde bulunan tüm sinemacılara yönelik doğrudan bir ifade özgürlüğü ihlali ve tehdit niteliğindedir’’ dedi.

2015 yılında İstanbul Film Festivali’nde son anda gösterimden çıkarılan film, Stockholm Film Festivali, Leipzig Film Festivali’nin de aralarında bulunduğu birçok uluslararası festivalde gösterildi.

Üye Ol



Üye Girişi