'Bıyıksız karikatüristler', Mor Çatı'nın ev sahipliğinde  buluştu

 

Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı'nın 25. yılında kadın karikatüristler buluşmasında son 3 gün

23.03.2017
Yazı Boyutu:  
Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı’nın kuruluşunun 25. yılına özel Ülfet Taylı ve Berna Ekal tarafından hazırlanan “Feminist Dayanışma ile 25 Yıl” kitabına çizimleriyle Mor Çatı’nın ve erkek şiddetine karşı kadın dayanışmasıyla verilen feminist mücadelenin tarihine ışık tutan çizerler bir araya geldi. 



30 Eylül 2016’da kapılarını Kadıköylülere ve herkese açan Karikatürler Evi’nde 26 Mart’a kadar sürecek “Feminist Dayanışma ile 25 Yıl” sergisinde, kadın çizerlerin kitaptaki eserlerinin bir kısmı sergilenirken hem sergi etkinliği olarak hem de kadın mücadelesi ayında olmamız dolayısıyla 12 Mart’ta “Türkiye’de Kadın Çizer Olmak” konulu söyleşi gerçekleştirildi. Söyleşiye, Ayşen Baloğlu, Gülay Batur, Eda Oral, Özlem Çelik katıldı.

‘Erkek çizerlerin bizi çizdikleri gibi olmadığımızı fark ettik’

Hz. Musa ile ilgili çizimlerinden ötürü kapatılan Gırgır’da uzun süre çalışmış olan çizer Gülay Batur, karikatür dünyasına ilk girdiği zamanlar, erkekleri taklit ederek çizim yaptığını ama bunun kendisini anlatmadığını belirterek sözlerine başladı. Gülay, bu farkındalığa, 80’lerin sonlarında Türkiye’de tekrar ortaya çıkan feminist kadın hareketiyle eriştiğini, kadın karikatüristler olarak kendilerini yoklaya yoklaya, her kadının farklı beden, ruh ve mimik özelliği olduğunu, erkeklerin onları çizdikleri gibi olmadığını fark ederek çizimlerini değiştirip dönüştürdüklerini söyledi.

Erkek çizerlerin 80’lerde çok etkin olduğunu, bu sebeple “Bıyıksızlar” olarak erkeklerden farklı bir kulvarda çizim yapıyor olmalarına değinen Gülay, sadece kadın karikatürist olarak dergide yer bulmakta çok zorluk çektiklerini aktardı.

‘Sosyal medyada cadı avı var’

Eda Oral, “Bıyıksızlar” grubunda çizmeye başlayınca niye sadece kadınlarla birlikte çizmek zorunda kaldığı, neden ayrı bir kulvar olduğu üzerine düşünüp bu durumdan o zamanlar rahatsız olduğunu ve bu sebeple ilk başlarda kadın bakış açısıyla çizmeyi reddettiğini paylaştı. Eda, Gırgır’dan ayrıldıktan sonra karikatür yapmaya başladığı yerde kadınlarla ilgili çizmeyebaşladığını ifade etti. Katılımcıların, karikatürlerin sosyal medyada yoğun ve sürekli dolaşımda olması yorumu üzerine bunun cadı avını da beraberinde getirdiğini dile getiren Eda, bu yüzden kapanan karikatür dergilerinin olduğunu belirtti.

‘Erkek sayısının çokluğu erkek bakış açısını getirir’

Leman, Pazartesi ve Bayan Yanı gibi dergilerde çizim yapmış olan Ayşen Baloğlu, bir alanda erkek sayısının çok olmasının orada erkek bakış açısının hakim olmasına neden olduğunu kaydetti. Kadınların maruz kaldığı ayrımcılık, şiddete karşı erkeklerin hegemonyası sebebiyle çizim yaparken kadın olma durumunun işe yansımasının kaçınılmaz olduğunu sözlerine ekleyen Ayşen, karikatür dünyasının erkek alanı olması ve bir kadın olarak “çalışan insan” kimliğiyle var olmanın zorluğu sebebiyle 10 sene karikatür çizmediğini dile getirdi

‘Kamusal alandan özel alana mücadele etmek zorundayız’

Facebook üzerinde Küçük Mucizeler Rafı sayfasından çizimlerini paylaşan ve ODTÜ Siyaset bölümünde dersler veren feminist akademisyen ve çizer Özlem Çelik, rehavetten kaçmayı çizmekte bulduğunu söyledi. Özgür bir ortam olduğu düşünülen akademiden hayatın tüm alanına kadar erkeklerin hegemonyası ve erk-açıklamalarının (mansplaining) hakim olduğunu vurgulayan Özlem, bu yüzden kadınlar olarak çizim alanı dahil tüm kamusal ve özel alanda mücadele etmek zorunda olduklarının altını çizdi.

Kaynak: KaosGL

 

Üye Ol



Üye Girişi