'Cinsiyetçi kavramlar iş yasalarından temizlensin'

 

İş sağlığı ve güvenliği, kadın çalışanların insan hakları hukuku alanlarında uzman olan Prof. Dr. Kadriye Bakırcı, iş yasalarında "adam çalıştıranların sorumluluğu", "deniz adamı" gibi cinsiyetçi kavramların kaldırılması gerektiğine dikkati çekti.

02.12.2018
Yazı Boyutu:  
Geçtiğimiz  günlerde Ankara'da düzenlenen uluslararası bir kongrede "İş Hukuku ve Toplumsal Cinsiyet Bakış Açılarından ADAM çalıştıranın orumluluğu" konusunda bir tebliğ  sunan Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi İş ve Sosyal  Güvenlik Hukuku ABD öğretim üyesi  Prof. Dr. Kadriye Bakırcı, çalışma hayatı ile ilgili yasaların cinsiyetçi söylemlerden arındırılması“ gerektiğini ifade etti. 

Türkiye Barolar Birliği salonunda düzenlenen ve dört gün süren kongredeki sunumunda  Prof.Dr. Kadriye Bakırcı, "“Adam çalıştıran” her şeyden önce toplumsal cinsiyet bakış açısından cinsiyetçi bir kavramdır. 1926 tarihli mülga Borçlar Kanunu’nda bile kullanılmamış olan bu kavramın, 2011 tarihli yeni bir Kanun’da yer alması son derece yadırgatıcıdır ve kabul edilemez" dedi. 

BORÇLAR KANUNUNDAKİ DÜZENLEME 1926'NIN GERİSİNDE

"Adam çalıştıranın sorumluluğu”nun 2011 tarihli 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun  66. maddesinde düzenlendiğini  hatırlatan Bakırcı, bildirisinde  cinsiyetçi tanımla ilgili şu görüşlere yer verdi:

"2011 tarihli olan Borçlar Kanunu’nda bu tür bir açık düzenlemeye yer verilmesi veya mehaz İsviçre Borçlar Kanunu’ndaki metnin tercümesine yer verilmesi veya en azından 1926 tarihli 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu’nun metnine sadık kalınması beklenirken, Türk Hukuk öğretisinde 1926 tarihli mülga Borçlar Kanunu’ndan bu yana hiç eleştirilmeden tekrarlanarak savunulan ancak günümüzde kabul edilmesi olanaksız veya günümüz ihtiyaçlarına cevap vermeyen görüşler, Borçlar Kanunu’nun 66. maddesine aktarılıp yasal zemine oturtularak,
-cinsiyetçi,
-madde kapsamına giren kişilerin kimler olduğu konusunda yanlış izlenim uyandıran,
-günümüzün ihtiyaçlarına cevap vermeyen,
-kendi içinde çelişkili,
-mehaz İsviçre Borçlar Kanunu’nun ve 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu’nun gerisinde bir metin ortaya konmuştur.   

“Adam çalıştıran” her şeyden önce toplumsal cinsiyet bakış açısından cinsiyetçi bir kavramdır. 1926 tarihli mülga Borçlar Kanunu’nda bile kullanılmamış olan bu kavramın, 2011 tarihli yeni bir Kanun’da yer alması son derece yadırgatıcıdır ve kabul edilemez. Bu terim, ayrımcı olduğu, kadınları ikincilleştirdiği ve kadınlara yönelik olumsuz önyargıları beslediği için, Türkiye’nin onaylamış olduğu kadın haklarına ilişkin uluslararası sözleşmelere ve Anayasa’ya aykırıdır. Dolayısıyla 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun 66. maddesinde yer alan  “adam çalıştıran” terimi, cinsiyetçi olduğu için değiştirilmelidir.

DENİZ İŞ HUKUKU'NDA DA "GEMİ ADAMI" TERİMİ KALDIRILSIN

Belirtmek gerekir ki 854 sayılı Deniz İş Kanunu’nda da “gemi adamı” terimi kullanılmaktadır. Ancak bu Kanun 1967 tarihli eski bir Kanun olduğu için, o günün koşulları düşünülerek olağan karşılanabilir. Kuşkusuz Deniz İş Kanunu’nda yapılacak bir değişiklikte bu terim yerine “gemi işçisi” veya “deniz işçisi” terimlerinden birinin kullanılması gerekir 

İkincisi “Adam çalıştıran” terimi, işçi-işveren ilişkisi çağrışımı yaptığı için, iş veya çalışma hukuku bakış açısından da sorunludur. Çünkü 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun 66. maddesinde, yardımcı kişinin haksız fiilinden sorumlu tutulan kişi, “iş yaptıran kişi”dir. Bu kişi, İş Kanunu çerçevesinde işveren sıfatına sahip olabileceği gibi, işveren dışında, eş, ebeveyn veya yardımcı kişinin hizmet ediminden yararlanan herhangi bir kişi olabilir. Dolayısıyla 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nda değişiklik yapılmalı, 66. maddedeki “adam çalıştıran” terimi “iş yaptıran” olarak düzeltilmelidir.

Ayrıca Borçlar Kanunu’nun 66. maddesindeki “çalışan” terimi “yardımcı kişi” olarak düzeltilmelidir. Çünkü Borçlar Kanunu’nun 66 maddesinin kapsamına girenler yardımcı kişilerdir. Yardımcı kişi, iş yaptıranla arasında sözleşme ilişkisi olan (örneğin işçi, çırak veya stajyer gibi hukukumuzda öğrenci statüsünde kabul edilen işçi benzeri) kişiler veya iş yaptıranla hiçbir sözleşme ilişkisi olmayıp iş yaptıranın verdiği işi gönüllülük esasına göre (ücretsiz olarak) yapan kişiler veya aile yardımlaşması çerçevesinde ücretsiz olarak iş yaptırana (eşe veya ebeveyne) yardım eden aile bireyleri gibi kişilerdir. 

Ayrıca Borçlar Kanunu’nun 66. maddesindeki “başkaları” terimi ise “üçüncü kişiler” olarak düzeltilmelidir. 

Borçlar Kanunu’nun 66. maddesinin 2. fıkrasındaki “Adam çalıştıran, çalışanını seçerken, işiyle ilgili talimat verirken, gözetim ve denetimde bulunurken, zararın doğmasını engellemek için gerekli özeni gösterdiğini ispat ederse, sorumlu olmaz” düzenlemesinin de Borçlar Kanunu’ndan çıkarılması gerekmektedir. Çünkü bu düzenleme günümüz ihtiyaçlarına cevap vermediği gibi,  bir yandan iş yaptıranın sorumluluğunu sınırlarken, bir yandan da iş yaptıranın kurtuluş kanıtı getirerek sorumluluktan kurtulmasını zorlaştırarak kendi içinde çelişki oluşturmaktadır. (KAZETE)

yabanci dizi izle, canli bahis, canli casino, bahis siteleri, guvenilir bahis siteleri, tipobet365, tipobet, 

Üye Ol



Üye Girişi