Çocuk evlilik yapan Suriyeliler 'yasalarınızı bilmiyorum' deyip aklanıyor

 

13 yaşındaki kız çocuğu ile imam nikahıyla evlenerek cinsel istismar suçu işleyen Suriyeli Abdulkerim J, yasaları bilmediği gerekçesiyle beraat etti. Türkiye'de hukukçular da çocuk istismarcısı yaşını başını almış Suriyeli erkeklerin vicdan sömürüsüne sessiz kalıyor.

28.01.2019
Yazı Boyutu:  
Yaklaşık beş yıl önce Suriye'den Türkiye'ye gelen 13 yaşındaki Fatma C., geçen yıl 26 yaşındaki akrabası Abdulkerim J.'yle imam nikahıyla evlendirildi.

Çocuğun hamileliliğinin Alemdağ Göçmen Sağlığı Eğitim Merkezi'nde tespiti üzerine suç duyurusunda bulunuldu. Ankara Başsavcılığı Abdulkerim J. ve çocuğun annesi Emanı B.'ye soruşturma başlattı.

Hazırlanan iddianamede, adama 'çocuğun nitelikli cinsel istismarı' ve ‘kişiyi hürriyetinden yoksun kılma', anneye ise bu iki suça iştirak etmekten ceza istendi. Kız çocuğu, iddianamede yer alan ifadesinde, Abdulkerim J.'yle kendi rızasıyla birlikte olduğunu söyledi.

İddianamede çocuğun 15 yaşın altında olduğuna dikkat çekildi.

'SURİYE'DEKİ YASALARA GÖRE EVLENDİM'

Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nde açılan davanın geçen yıl 16 Temmuz'da görülen duruşmasında savunma yapan sanık Abdulerim J., "Suriye vatandaşı olarak Türkiye'deki ceza mevzuatını bilebilecek durumda değilim. Suriye insanı olarak Suriyeli bir kadın ile Suriye'deki düzene göre evlendim" dedi.

Sanık anne Emanı B. ise "Korusun kollasın diye kızımın evlenmesine müsaade ettim. Suriye yasalarına göre 13 yaşını bitirmiş bir kız çocuğu evlenebilir. Yaptığımız Suriye mevzuatına göre bir evliliktir" diye konuştu.

'HATA KAPSAMINDA DEĞERLENDİRİLMELİ'

Savcı mütalaasında, sanıkların suç kastı ile hareket etmediklerini, eylemlerinin özellikle TCK 30.  Maddesi'nde ifadesini bulan 'hata' kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirterek beraatlerini talep etti.

Mahkeme, ilk duruşmada sanıkların beraatına karar verdi. Kararda, şöyle dendi: "Yabancı devlet vatandaşı olan sanıkların, suç tarihinde 13 yaşında olan mağdura yönelik fiillere dair TCK hükümlerine göre müsnet suçların kanuni tanımındaki mağdurun yaşından kaynaklı yasal unsurları bilmeden hareket ettiklerinin anlaşılması karşısında, TCK'nın 30/1 maddesi uyarınca kasıtlarının bulunmadığının kabulü gerektiğinden TCK 30/4 maddesi hükmü doğrultusunda işlenen fiillerin haksız oluşturduğu hususunda kaçınılmaz hataya düşen sanıklara ceza verilmesine yer olmadığına karar verildi."

İSTİSMARCILARIN "YASALARINIZI BİLMİYORDUM" BAHANESİ AKLANMALARINA GEREKÇE OLMAMALI

Artı Gerçek Melis Alphan Türkiye'de erken yaşta kız çocuklarıyla evlilik yaparak, cinsel istismar suçu işleyen Suriyeli erkeklerin "yasalarınızı bilmiyordum" bahanesiyle mahkemeler tarafından beraat etmeleri konusuna değindi.

"Suriye’de evlendirilmiş, hamile kalmış ve ondan sonra Türkiye’ye gelmiş bir çocuktan söz etmiyoruz. Bunların hepsi çocuk ailesiyle beraber Türkiye’ye geldikten sonra oluyor.Sanıklar suç tarihinde Türkiye’de yaşayan Suriye vatandaşı kişiler. Yasayı bilmemek mazeret sayılamaz" diyen Alphan, hukukçuların bu konuda çocuk istismarında bulunan Suriyeli erkekleri mazur gösterme gayretlerini adalete saygısızlık olarak niteleyerek şu ifadelere yer verdi:

"ÇOCUKLARI BÖYLE Mİ KORUYORSUNUZ?"

Sahadaki avukatlar bu tarz vakalar söz konusu olduğunda yargıda “Suriyeliler bizim mevzuatımızı bilmiyor, hataya düşüyorlar” zihniyetine rastlandığını anlatıyorlar: “Özellikle bazı sınır illerinde savcılar, yabancı uyruklu çocuklar söz konusu olduğunda yapılan suç duyurularında takipsizlik kararı verebiliyor. ‘Suriye’deki şeriat hukuku. O ülkede erken evlenmeye müsaade ediliyor. Dolayısıyla, kendi meşru hukukuna uygun olan bir şeyi biz suç sayıp cezalandıramayız’ bakış açısı var.”

Bırakın çocuk istismarını, en basitinden siz gidin bakalım ABD’de, bilgisayarınıza korsan film vs. indirin ve sizi yakalasınlar. Emin olun ki “Bizim mevzuatımızı bilmiyor” deyip geçmezler, cezayı keserler. En basitinden.

Ama ülkemizde yabancı uyruklu 13 yaşındaki bir çocuk rahatlıkla evlendirilebiliyor, konu mahkemeye yansıyınca da yargımız “Mevzuatı bilmiyorlardır” diyerek o çocuğu istismar edenleri cezadan muaf tutabiliyor. Halbuki mevzuata hâkim, uluslararası mevzuatı da bilen hâkimler çocukları korumak zorunda.

Çocuğun dini, dili, vatandaşı olduğu ülke önemli değil, ne olursa olsun bütün çocukları ayrım yapmaksızın korumak zorunda.

Bu dava özelinde, mahkeme bu kararı vererek çocuğun istismarına göz yummuş oldu.

Biz şimdi “Türk yargısı sadece Türkiye uyruklu çocukları korur, Suriyeliyi, Iraklıyı, Yemenliyi vs. korumaz” mı diyoruz yani?

Bizim kanunlarımız ve tarafı olduğumuz uluslararası sözleşmeler istisnasız bütün çocukların korunmasını emrediyor.

Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un 5. Maddesi’nde kamu düzenine aykırılık düzenlenmiş ve şöyle diyor: “Yabancı hukukun belirli bir olaya uygulanan hükmünün Türk kamu düzenine açıkça aykırı olması halinde, bu hüküm uygulanmaz.”

Yani mesela 13 yaşındaki Suriyeli çocuğun evlenmesine göz yuman yargı şunu mu diyor: “13 yaşında çocuğun evlendirilmesi, şeriat kamu düzenimize aykırı değildir.”

Bir fiil Türkiye’de işlenmişse buranın kanunlarının uygulanacağını biz biliyorsak, herhalde sayın hâkimler çok daha iyi biliyor. Türkiye’ye gelmiş, burada yaşayan ve 13 yaşında olan bir çocuğun evlendirilemeyeceğini bilmiyor olamazlar, değil mi?

Doğruya doğru, Türkiye’de kronikleşmiş bir erken evlilik sorunumuz var. Kanunlarımıza göre Türkiye’de 17 yaşını doldurmadan evlenilemez ancak olağanüstü durumlarda mahkeme izniyle 16 yaşında evlenilebiliyor. Bu olağanüstü durumun kanıtlanması isteniyor. Ama elbette Türkiye’de bu da suistimal ediliyor ve “Kız hamile kalırsa hâkim nasıl olsa izin verir” düşüncesiyle kız çocuklarının cinsel istismarı sürüyor.

Yani maalesef Türkiye’de buralı olsun olmasın, çocukları korumakta yetersiz kalıyoruz. 


Üye Ol



Üye Girişi