Çocuk mahkumun ölümünden iki bakanlık suçlu

 

Mahkeme cezaevinde lösemiden ölen çocuk mahkumla ilgili Adalet ve Sağlık bakanlıklarını ihmalden suçlu buldu

13.08.2015
Yazı Boyutu:  

Mahkeme, cezaevinde lösemiden ölen çocuk mahkum Abdullah Akçay davasında tedavisinin engellendiği gerekçesiyle Sağlık Bakanlığı’nı, son günlerini ailesiyle geçirmediği gerekçesiyle de Adalet Bakanlığı’nı suçlu buldu. İki bakanlığın aileye tazminat ödemesine kararı verildi

abdullah_akcayCezaevinde lösemiden can veren çocuk mahkum Abdullah Akçay’ın ölümüne ilişkin Adalet ve Sağlık bakanlıkları suçlu bulundu. “Cezaevinde kalamaz” raporuna rağmen Akçay tahliye edilmediği ve “son günlerinin ailesinin yanında geçirmesine engel olunduğu” gerekçesiyle Adalet Bakanlığı 7 bin TL ödemeye mahkum edildi. İlik nakli sırası nedeniyle Akçay’a iki ay sonrasına gün veren Sağlık Bakanlığı da “mekan ve yetişmiş doktor eksikliği nedeniyle insanlar verici de buldukları halde tedaviye imkan bulamamaları” nedeniyle aileye 13 bin TL tazminat ödeyecek.

İlik nakli beklerken hapse nakledildi

Radikal’den İsmail Saymaz’ın haberinde, İstanbul 3. İdare Mahkemesi’nin 17 Mart 2015 tarihli kararına göre, o tarihte 17 yaşında olan Abdullah Akçay, 2009 yılında Maltepe Gençlik ve Çocuk Kapalı Cezaevi’ndeyken, rahatsızlığı nedeniyle Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı.

Akçay’a “B hücreli akut lenfoblastik lösemi” tanısı kondu. 24 Ağustos 2009’da hastanenin mahkum koğuşunda tek kişilik odaya yerleştirildi. Akçay’a 2 Aralık 2009’da verilen raporda, hastalığının tedaviye tam yanıt vermediği, kısmi verdiği, bu nedenle kemik iliği naklinin uygun olduğu belirtildi.

Doku nakli için tetkik sonucu beklenirken,  hapis cezası infazının tedavisine engel oluşturmadığı için Akçay cezaevine geri gönderildi. Bu arada kamu hastanelerinde ilik nakli yapılamadığı için İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’ne başvuruldu.

Cezanın infazı ertelendi ama hapisten çıkamadı

Üniversite, 24 Mart 2010’da, sıra nedeniyle Akçay’a iki ay sonrası için tarih verdi. Akçay sıra beklerken, tedavi için gereken kısmi yanıt da kayboldu. Cezaevinde kalamayacağı, kemik iliği naklinin de fayda etmeyeceği belirtildi.

Bunun üzerine Akçay’ın İstanbul 1. Çocuk Mahkemesi’nce verilmiş 34 yıl 52 aylık cezasının infazı, 15 Temmuz 2010’da üç ay süreyle ertelendi. Fakat bu karar tahliye edilmesini sağlamadı. Bu kez de Fatih 1. Sulh Ceza Mahkemesi’nde aldığı ceza nedeniyle tutuklu kalmaya devam etti. Bu arada Akçay, 21 Temmuz 2010’da öldü.

Mahkemeden bakanlıklara tazminat cezası

Mahkeme verdiği kararda, Akçay’ın cezasının 15 Temmuz 2010’da ertelenmesi yönünde karar verildiği halde 21 Temmuz’a kadar tahliye edilmediğini kaydederek, “Böylece hastanın son günlerinin ailesinin yanında geçirmesine, erteleme kararına rağmen engel olunduğu, Adalet Bakanlığı’nın böyle bir durum için sistemik bir tedbir almadığının ortaya çıktığı” belirtilerek bakanlığı toplam 7 bin TL tazminata hükmetti.

Mahkeme, ayrıca yeterli hematolog ve nakil merkezi olmadığı için yılda 4 bin hastadan yalnızca 800’ünün nakil olabildiği, diğerlerinin tedaviden mahrum kaldığı ifade etti. Kararda “Sağlık sorunları devletin temel vazifelerinden olup çağdaş dünyada tedavi mümkün olduğu halde sırf mekan ve yetişmiş doktor eksikliği nedeniyle insanların verici de buldukları halde tedaviye imkan bulamamalarının getirdiği yoksunluk ve yetersizlik duygusunun manevi tazmini gerektireceği” kaydedilerek Sağlık Bakanlığı’nın aileye 13 bin TL tazminat ödemesine karar verildi. (Sendika.org)



Üye Ol



Üye Girişi