Coronadan ölenlerin cenazesini yıkamakla görevlendirilen Cami imamı da Coronadan yaşamını yitirdi

 

Usulsüzlüklere karşı çıkınca cami imamlığından alınıp hiçbir eğitim ve koruyucu elbise verilmeden Covid-19'dan yaşamını yitirenlerin cenazesini yıkmakla görevlendirilen Osman Çilenti adım adım ölüme götürüldü.

01.09.2020
Yazı Boyutu:  
 Urfa Siverek’te köy camisinde imamlık yapan Osman Çilenti, müftülükteki usulsüzlüklere karşı çıkınca hedef yapıldı, hakkında soruşturmalar açıldı. Aynı zamanda hiçbir eğitim verilmeden Corona’dan ölenlerin cenazesini yıkamakla görevlendirildi. Koruyucu elbise verilmediği için virüse yakalanan Çilenti, karantinada olduğu evinde yaşamını yitirdi. Ölüm raporuna Covid-19’dan yaşamını yitirdiği yazılsa da, ailesi prosedüre aykırı biçimde telefon üzerinden savunması alınması üzerine kalp krizi geçirerek hayatını kaybettiğini söylüyor. 



Yeni Yaşam'dan Ferhat Çelik’in röportaj haberine göre; .44 yaşındaki Osman Çilenti, Urfa’nın Siverek ilçesine 35 kilometre uzaklıktaki Burçalık köyünde iki yıldır cami imamı olarak görev yapıyordu.

Bundan yaklaşık iki hafta önce Siverek Müftülüğü tarafından Corona virüsünden yaşamını yitirenlerin cenazelerini yıkamakla görevlendirildi.

Onunla birlikte 15 imama daha bu görev verilmişti, ancak köylerden ilçe merkezine görevlendirilen tek personel kendisiydi.

Covid-19’dan ölenlerin cenazelerinin nasıl yıkanacağı konusunda kendilerine ne bir eğitim verildi, ne de koruyucu kıyafet.

Çilenti, bir cenazeyi yıkadıktan sonra eve geldiğinde, ailesine kendisini iyi hissetmediğini ve virüs kapmış olabileceğini söyledi.

İki gün boyunca kendisini ev içinde karantinaya alan, yüksek ateş ve ağrılar içinde kıvranan Çilenti, eşinin ısrarları üzerine hastaneye gitti. Burada kendisine bir iğne yapıldıktan sonra eve gönderildi.

Testi pozitif çıktı, müftülüğü inandıramadı

Eşi, doktorlara Covid-19’dan ölen bir kişinin cenazesini yıkadığını söylemesini ve test yapılması için ısrar etmesini istedi. Bunun üzerine sonraki gün tekrardan hastaneye giden Çilenti’ye test yapıldı, birkaç ilaç verilip tekrar evine gönderildi.

Sonraki gün Müftülük’ten aranıp, Corona virüsünden kaynaklı ölen bir kişinin daha cenazesini yıkaması için çağrıldı.

Çilenti ise yüksek ateş ve ağrılarından dolayı kendini karantinaya aldığını, virüs kapmış olabileceğini söyledi. Ancak müftülükte görevli şef, buna inanmadı ve kuruma gelmesini istedi. Hatta hakkında, “Osman yalan söylüyor. Sırf gelip cenazeyi yıkamasın diye uydurmuş bunları” diye söylentiler yayıldı.

Çilenti, iki gün sonra e-Nabız sistemi üzerinden test sonucunun pozitif çıktığını öğrendi. Bunun üzerine Çilenti, raporunu telefon üzerinden hem amirine hem de müftüye gönderdi.

Sonraki gün ise Çilenti hakkında daha önce başlatılan iki soruşturma için savunması alınmak istendi.



Bir ayda üç defa denetlendi

Eşi Rahime Çilenti, tüm bu eziyetin söz konusu iki soruşturma nedeniyle çektirildiğini söylüyor.

Rahime Çilenti, eşinin Müftülük’teki kimi usulsüzlüklere itiraz ettiği için hedef tahtasına oturtulduğu iddiasında.

Çilenti’nin anlatımlarına göre, eşi daha önce görev yaptığı köyde lojmanlarına oturulamaz raporu verilince Müftülük’ten ilçe merkezinde görevlendirilmesi yönünde talepte bulundu. Ancak bu talebi, “Şu an bu işlemleri yapamıyoruz” diye geri çevrildi.

Osman Çilenti ise “Eğer benzer durumda olanların tayinleri yapılırsa ben buna karşı çıkarım, kabul etmem” dedi. Bir süre sonra tahmin ettiği gibi oldu ve benzer durumdaki iki imam, köyden ilçe merkezine tayin edildi.

Bu meseleler üzerinden Müftülük ile ters düşen Osman Çilenti’ye Temmuz ayı içinde üç defa denetleme için müftülük görevlileri gönderildi.

Birinde Çilenti caminin elektrik sorununu halletmek için izin gününde çalıştı, sonraki gün ise işlerini halletmek için ilçe merkezinde bulunuyordu. Bu yüzden hakkında tutanak tutuldu.

Bir diğerinde ise köy halkının bir sorununu çözmek için köydeki bir evde bulunuyordu. Görevliler kendisini aradığında, köy içinde olduğunu ve beş dakika içinde camiye gelebileceğini söyledi. Ancak görevliler kendisini beklemeden tutanak tutup ayrıldı.

Hasta yatağında savunmasını aldılar

Osman Çilenti’nin testinin pozitif çıkmasından bir gün sonra kendisini arayan Müftülük yetkilileri, prosedüre aykırı biçimde telefondan savunmasını aldı. Hastalık yüzünden halsiz olan ve ağrılar içinde yatan Çilenti, güçlükle savunmasını verdi.

Bu savunmayı kağıda döken Müftülük’ün görevlendirdiği bir şoför, tutanağı asansöre koydu ve imzalaması için Çilenti’ye gönderdi. Evrakı imzalayan Çilenti tekrardan asansörle görevliye ulaştırdı.



‘Eşime karşı siper aldılar’

Osman Çilenti, sonraki gün kendini karantinaya aldığı odasında yaşamını yitirdi.

Ölüm raporuna Covid-19’dan yaşamını yitirdiği yazıldı. Ailenin iddiası ise yaşatılan strese dayanamadığı için kalp krizi geçirdiği yönünde.

Müftülük ne cenazeye geldi ne de vefatı hakkında bir başsağlığı mesajı yayımladı. Eşinin son nefesini vermesine tanıklık eden Rahime Çilenti, onun bile bile ölüme sürüklendiğini söylüyor.

“Eşim müftülükte yapılan kimi haksızlıklara karşı çıkıyordu. Bu yüzden ona siper almışlardı” diyen Rahime Çilenti, 35 kilometre uzaklıktaki bir imamın ilçe merkezinde cenaze yıkamakla görevlendirilmesinin altında da bu sebebin yattığı görüşünde.

‘Telefonu tutacak hali bile yoktu’

Müftülük’ün yaptıklarına tepki gösteren Çilenti, “Eşimin test sonucunun pozitif çıktığına bile inanmadılar. Onların beyinleri yalanla çalıştığı için herkesin yalanla çalıştığını sanıyorlar. Onların insanlık dışı muamelesine karşı ben artık onları insan sıfatında görmüyorum. Eşimin telefonu tutacak hali yokken savunmasını aldılar. Eşime, ‘Bunlar senden ne istiyorlar. Sen bu haldeyken nasıl insafsızca savunma istediler. Bu uluslar arası bir sorun mu ki iyileşmeni beklemiyorlar’ dedim. Bana sadece, ‘Boş ver Rahime, boşver’ dedi. Onun tutanağı imzalarkenki halini bir görseydiniz. İnşallah o hali hep rüyalarına girer onların, onlara dert olur. İnsanlık dışı bir olay bu” dedi.

‘Müftülük yalan söylüyor’

Eşinin odasından sesler duyduğunda hemen yanına koştuğunu anlatan Rahime Çilenti, şunları söyledi:

Odasından son nefesini veriyordu. Gidip kalp masajı yapana kadar kaybettik onu. Ambulansa haber verdik, o da çok geç geldi. Onların da hatası vardı. Müftülük bu imamların gönüllü olarak ‘Corona’lı cenazeleri yıkadığını söylüyor. Bu yalan. O görev verilen imamlardan biri gelip benimle görüştü, ‘Yenge biz kesinlikle gönüllü değiliz. Kimse bile bile ölüme gitmez’ dedi. Suç duyurusunda bulunmak için müftülükten hem görevlendirme kağıdını hem de savunma tutanağının fotokopilerini istedik, hala bize dönüş yapmadılar. Ben burada art niyet ararım, yardımcı olmak istiyorlarsa bir haftadır verirlerdi. Müftülük veya Sağlık Bakanlığı kim sorumluysa cezasını çeksinler. Eşimin şehit muamelesi görmesini istiyorum.

‘Bu takdir-i ilahi değil, keyfiyettir’

“35 kilometre uzaklıktaki bir caminin imamını getirip cenaze yıkatma görevi vermedeki mantık nedir. Madem böyle bir görev verildi, niçin gerekli eğitimler verilmedi, niçin koruyucu teçhizatlar temin edilmedi” diye tepki gösteren Rahime Çilenti, şöyle devam etti:

İl Müftüsüne ‘Neden o haldeyken savunma aldınız eşimden’ diye sordum. ‘Ben olsaydım yapmazdım’ diyor. ‘Bunun için bir soruşturma açmayacak mısınız?’ diyorum, susuyor. Böyle mi sahip çıkılıyor personele. Etrafımdakiler bu takdir-i ilahi diyordu. Hayır bu takdir-i ilahi değil, öyle dersem imanımla ters düşerim. Müftü bey sen o görevi layıkıyla yerine getiremiyorsan durma o makamda. İstifasını istiyorum. Eşime karşı cephe aldılar. Eşimin görevlendirilmesi tamamen keyfiydi. Kendini böyle ölümüne riske atan personelin virüs kapmış, sen sonraki gün telefonla arayıp ‘Savunmanı ver ölüyorsan öl’ diyorsun. İyileşmesini bile beklemediler.

‘Üç yaşındaki kızım hep babasını soruyor’

Eşine tedbirler alınmamasına rağmen niçin cenazeleri yıkadığını soran Çilenti, ondan, “Bir Müslüman’ın yıkanmadan gömülmesine vicdanım nasıl el verir” yanıtı aldığını da söyledi.

“İnsanın canı bu kadar mı kıymetsizdir. Eşim yıllarca eğitim aldı, kendini geliştirdi, onca yıl emek verdi, bu muydu sizin insanlığınız?” tepkisi gösteren Çilenti, “Benim eşim öldü, müftülüğü suçluyorum. Bir insanın hayatı bu kadar ucuz olmamalıydı. Benim kızım daha üç yaşında. Oturup kalkıp babasını soruyor. Baba gitti baba gitti deyip duruyor” ifadelerini kullandı.

İddiaları sormak için aradığımız Siverek Müftülüğü, konu hakkında açıklama yapabilecek hiçbir yetkili bulunmadığını öne sürerek, cevap vermekten kaçındı.

‘Müftü aile hanedanı kurdu’

Öte yandan Mil-Diyanet Sen Genel Merkezi, Çilenti’nin ölümü hakkındaki iddiaların soruşturulması talebiyle Diyanet İşleri Başkanlığı’na teftiş dilekçesi sundu.

İhmal iddialarının sıralandığı açıklamada Müftülük hakkında, ayrıca şu ifadeler kullanıldı:

İlçe müftüsünün boş kadrolara haksız biçimde kayın babasını ve kayınlarını atadığı, müftülükte adeta bir aile hanedanlığı kurduğu, merhum din görevlisini de bu sebeplerle 35 km. uzaklıkta bulunan köyünden Covid-19 cenazelerini yıkamak için ilçe merkezinde görevlendirdiği vb. iddialar sendikamıza sosyal medya ve mail yoluyla iletilmiştir. (Yeni Yaşam)

Üye Ol



Üye Girişi